OVP'nin büyüme sınavı: Türkiye ekonomisi yüzde 5'e nasıl ulaşacak?

Türkiye'nin 2027-2029 dönemine ilişkin ekonomi yol haritası, büyümeyi hızlandırırken enflasyonla mücadeleyi sürdürmeyi hedefliyor. Programın odağında verimlilik, yüksek katma değerli üretim, teknolojik dönüşüm ve ihracat var. Ancak yüzde 5'lik büyüme hedefinin gerçekleşmesi, yalnızca kamu teşviklerine değil, özel sektör yatırımlarının ve üretim kapasitesinin ne ölçüde artırılabileceğine bağlı olacak.

ZEHRA AKKUŞ

(AKAJANS) - Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık yol haritasını ortaya koyan 2027-2029 Orta Vadeli Programı (OVP), büyümenin yeniden hızlandırılmasını hedeflerken, bu büyümenin hangi temeller üzerine kurulacağı sorusunu da gündeme taşıdı.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan programda, makroekonomik istikrarın korunması, verimlilik ve rekabet gücünün artırılması, yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması ile üretim kapasitesinin geliştirilmesi temel öncelikler arasında sıralandı.

Ancak OVP'nin ortaya koyduğu çerçeve, yalnızca daha hızlı büyümeyi değil, büyümenin niteliğini değiştirmeyi de hedefliyor. Programda üretim, yatırım, istihdam ve ihracatın desteklenmesi; kritik girdilerde dışa bağımlılığın azaltılması ve ekonominin dış şoklara karşı dayanıklılığının güçlendirilmesi öne çıkıyor.

Piyasalar açısından temel soru ise şu: Türkiye, dezenflasyon sürecini sekteye uğratmadan yüzde 5'lik büyüme hedefine hangi sektörler ve hangi yatırım kanalları üzerinden ulaşacak?

Büyümenin rotası: Tüketimden üretkenliğe

OVP, büyüme stratejisinin merkezine üretim kapasitesini, verimlilik artışını ve rekabet gücünü yerleştiriyor. Programın hedefleri arasında Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesi, beşerî sermayenin güçlendirilmesi ve dijital dönüşümün hızlandırılması bulunuyor.

Bu yaklaşım, büyümenin yalnızca iç talep artışıyla desteklenmesi yerine, ekonominin arz kapasitesinin genişletilmesini ve daha yüksek katma değer üreten bir yapıya geçişi amaçlıyor.

Bununla birlikte, programda 2027-2029 döneminde her bir sektör için ayrı büyüme oranı açıklanmıyor. Dolayısıyla yüksek teknoloji, savunma sanayii, enerji veya lojistik sektörlerinin büyümeye yapacağı katkının kesin büyüklüğü, OVP'nin makroekonomik hedeflerinden doğrudan hesaplanamıyor.

Programın sunduğu çerçeve, bu alanları öncelikli politika ve yatırım başlıkları olarak öne çıkarıyor.

1. Yüksek katma değerli üretim ve teknoloji yatırımları

OVP'nin en belirgin hedeflerinden biri, Türkiye'nin üretim kapasitesini teknolojik dönüşüm yoluyla güçlendirmek.

Programda Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesinin geliştirilmesi, teknolojik altyapının güçlendirilmesi ve nitelikli insan kaynağının artırılması öngörülüyor. Yapay zek başta olmak üzere teknolojik gelişmelerin sektör ihtiyaçları doğrultusunda eğitim ve işgücü politikalarına yansıtılması da hedefler arasında yer alıyor.

Bu çerçevede yüksek teknoloji, elektronik, sağlık teknolojileri ve kritik sanayi girdileri gibi alanlar, üretim kapasitesinin güçlendirilmesi açısından stratejik önem taşıyor.

Ancak burada kritik ayrım şu: OVP, bu alanlarda belirli bir üretim veya büyüme oranı garanti etmiyor. Hedef, bu sektörlerin yatırım, teknoloji ve verimlilik kanallarıyla ekonominin uzun vadeli kapasitesine katkısını artırmak.

2. İmalat sanayii: Rekabet gücü ve ihracat baskısı

Programın önemli başlıklarından biri, imalat sanayiinin üretim, yatırım, istihdam, kapasite kullanımı ve ihracat bakımından güçlendirilmesi.

OVP'de stratejik sektörlerde kamu alımlarının daha etkin kullanılması, uzun vadeli ve öngörülebilir talep oluşturulması ve kritik tedarik zincirlerinde dayanıklılığın artırılması hedefleniyor.

Savunma sanayiinde uygulanan uzun vadeli sipariş ve talep oluşturma yaklaşımının, sağlık teknolojileri, raylı sistemler, enerji ekipmanları, elektronik ve kritik sanayi girdileri gibi alanlara yaygınlaştırılması öngörülüyor.

Bu politika, imalat sanayiinde yatırım kararlarının desteklenmesini ve yerli üretim kapasitesinin korunmasını amaçlıyor.

Fakat emek yoğun sektörler açısından tablo daha karmaşık. Tekstil, hazır giyim, deri ve mobilya gibi sektörlerde rekabet gücünün korunması; maliyet baskıları, verimlilik artışı, teknoloji yatırımları ve dış pazar koşullarıyla yakından ilişkili olacak.

OVP, bu sektörler için otomatik bir büyüme garantisi değil, dönüşüm ve rekabetçilik çerçevesi sunuyor.

3. Savunma sanayii ve stratejik tedarik zincirleri

Savunma sanayii, OVP'de yalnızca güvenlik politikalarının bir unsuru olarak değil, aynı zamanda teknoloji, nitelikli insan kaynağı ve üretim kapasitesi bakımından önemli bir alan olarak ele alınıyor.

Programda savunma sanayiinin ihtiyaç duyduğu yetkinliklerin geliştirilmesi, değişen teknolojik trendlere uyum sağlanması ve mesleki gelişim imknlarının artırılması öngörülüyor.

Bununla birlikte, önceki metinde yer alan 'savunma sanayiine ayrılan kaynakların yüzde 229 arttığı' iddiası, incelenen OVP metnindeki verilerle doğrulanamadı. Bu nedenle söz konusu oranı haberin içinde kullanmak doğru olmayacaktır.

Savunma sanayii için daha isabetli değerlendirme, sektörün teknoloji geliştirme, uzun vadeli kamu talebi ve ihracat kapasitesi bakımından stratejik öneminin devam ettiğidir.

4. Yeşil ve dijital dönüşüm: Rekabetçiliğin yeni koşulu

Türkiye'nin önümüzdeki dönemdeki büyüme performansı, yalnızca üretim miktarına değil, üretimin enerji ve kaynak verimliliğine de bağlı olacak.

OVP, yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılmasını, kritik girdilerde dışa bağımlılığın azaltılmasını ve arz güvenliğinin güçlendirilmesini temel politika alanları arasında gösteriyor.

Bu yaklaşım, enerji ekipmanları, dijital üretim altyapısı, verimlilik teknolojileri ve kaynak tasarrufu sağlayan yatırımların önemini artırabilir.

Ancak önceki metinde yer alan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi'nin OVP kapsamında büyümenin doğrudan itici gücü olacağı yönündeki ifade, mevcut program metninden kesin biçimde çıkarılamıyor. Bu nedenle haberin odağı, belirli bir mekanizmanın etkisinden ziyade, OVP'nin yeşil dönüşüm ve enerji arz güvenliği hedefleri olmalı.

5. Hizmetler: Büyümenin mevcut ağırlık merkezi dönüşüyor

OVP'ye göre ekonomik büyümeye en yüksek katkının geldiği hizmetler sektöründe, bilgi ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli alt sektörlerin payının artırılması hedefleniyor.

Programda bu sektörlerde üretilecek yenilikçi çözümlerin imalat sanayiinin dijital dönüşümünde stratejik bir girdi olarak kullanılması öngörülüyor.

Bu yaklaşım, yazılım, bilgi teknolojileri, teknoloji tabanlı hizmetler ve yüksek katma değerli kurumsal hizmetler açısından yeni fırsatlar yaratabilir.

Ancak turizm, sağlık turizmi veya yazılım ihracatının 2027-2029 döneminde büyümenin belirli bir oranını oluşturacağına ilişkin OVP'de ayrı bir hedef bulunmuyor. Bu nedenle söz konusu alanlar, kesin büyüme motorları olarak değil, hizmetler sektöründeki niteliksel dönüşümün muhtemel bileşenleri olarak ele alınmalı.

6. Lojistik ve dış ticaret: Yeni pazarlar, yeni finansman ihtiyacı

OVP, Türkiye'nin transit ticaret merkezi olma kapasitesini güçlendirmeyi ve uluslararası doğrudan yatırımları artırmayı hedefliyor.

Programda ihracat finansmanının güçlendirilmesi, Türk Eximbank'ın kredi ve sigorta araçlarının etkinliğinin artırılması ve yeni pazarlara yönelik faaliyetlerin önceliklendirilmesi öngörülüyor.

Bu çerçevede lojistik, dış ticaret altyapısı ve ihracat finansmanı; üretim kapasitesinin dış pazarlara taşınması açısından kritik alanlar olarak öne çıkıyor.

Ancak Kalkınma Yolu Projesi veya belirli demiryolu-liman yatırımlarının 2027-2029 döneminde GSYH'ye ne kadar katkı sağlayacağı, bu OVP metninden tek başına hesaplanamıyor.

7. Kamu maliyesi: Yatırım hedefleri ve mali disiplin arasındaki denge

OVP'nin büyüme hedefi, kamu maliyesi açısından da önemli bir denge arayışını beraberinde getiriyor.

Programda kamu kaynaklarının stratejik önceliklere yönlendirilmesi, mali disiplinin sürdürülmesi ve makroekonomik istikrarın korunması temel amaçlar arasında yer alıyor.

Genel devlet dengesi bakımından programda şu projeksiyonlar yer alıyor:

Gösterge2026 gerçekleşme tahmini2027 programı2028 programı2029 programı
Genel devlet dengesi / GSYH-%2,7-%3,3-%3,1-%2,7
Faiz giderleri hariç denge / GSYH%0,8%0,4%0,5%0,7
Yatırım harcamaları / GSYH%2,8%2,5%2,6%2,6

Kaynak: 2027-2029 OVP, Ek-1, kamu maliyesi göstergeleri.

Bu veriler, kamu yatırımlarının program döneminde sürdürüleceğini, ancak yatırım harcamalarının GSYH'ye oranının 2026 tahminine göre 2027'de gerilemesinin öngörüldüğünü gösteriyor.

Dolayısıyla OVP'deki büyüme hedefi, yalnızca kamu harcamalarının artırılmasına dayalı bir genişleme olarak okunmamalı. Özel sektör yatırımlarının, ihracatın ve verimlilik artışının büyüme kompozisyonundaki rolü kritik olacak.

OVP'nin büyüme stratejisi: Hangi alanlar öne çıkıyor?

Politika alanıOVP'deki yaklaşımEkonomik etkisi
Yüksek teknoloji ve Ar-GeTeknolojik kapasite ve yenilikçiliğin geliştirilmesiVerimlilik ve katma değer artışı
İmalat sanayiiÜretim, yatırım, kapasite ve ihracatın desteklenmesiRekabet gücünün korunması
Savunma ve stratejik sektörlerUzun vadeli talep, tedarik zinciri ve yetkinlik geliştirmeÜretim kapasitesi ve teknoloji kazanımı
Yeşil ve dijital dönüşümKaynak verimliliği ve teknolojik dönüşümDış şoklara karşı dayanıklılık
HizmetlerBilgi ve teknoloji tabanlı alt sektörlerin payının artırılmasıYüksek katma değerli hizmet ihracatı
Dış ticaret ve lojistikİhracat finansmanı ve transit ticaret kapasitesinin güçlendirilmesiYeni pazar ve yatırım imknları

Toparlamak gerekirse… Yüzde 5 büyüme hedefinin asıl sınavı

2027-2029 OVP, Türkiye ekonomisinin büyüme hedefini yalnızca daha yüksek bir GSYH artışı olarak tanımlamıyor. Programın ana ekseni; daha verimli üretim, daha güçlü teknoloji kapasitesi, daha rekabetçi imalat sanayii ve daha dayanıklı dış ticaret yapısı oluşturmak.

Ancak programın başarısı, hedeflerin açıklanmasından çok uygulama kapasitesine bağlı olacak.

Yüksek teknoloji yatırımlarının ne ölçüde üretime dönüşeceği, imalat sanayiinin maliyet baskılarını nasıl aşacağı, özel sektör yatırımlarının hangi hızda artacağı ve ihracatın küresel ticaret koşullarına nasıl uyum sağlayacağı, büyüme hedefinin gerçekleşmesinde belirleyici olacak.

OVP'nin yüzde 5'lik büyüme hedefi, Türkiye'nin önündeki üç yıllık dönemde yalnızca ne kadar büyüyeceğini değil, nasıl büyüyeceğini de test edecek.

AKAJANS

Bakmadan Geçme