<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Akajans - Haber Ajansı</title>
      <link>https://www.akajans.net/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Akajans, yeni nesil haber ajansı, özgün içerik üreten haber ajansı; siyaset, ekonomi, dünya, kültür, sanat haberleri, özgün içerikler ve son dakika haberleri akajans.net'te.</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Tue, 14 Apr 2026 02:08:22 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.akajans.net/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Bu yöntemlerle alzheimer riskini minimuma indirebilirsiniz]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/bu-yontemlerle-alzheimer-riskini-minimuma-indirebilirsiniz/54861/</link>
            <description><![CDATA[Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Ayşegül Özyılmaz, alzheimer riskini minimuma indirmenin mümkün olduğunu söyleyerek, bunun yöntemlerini sıraladı.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/bu-yontemlerle-alzheimer-riskini-minimuma-indirebilirsiniz/54861/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 19 Sep 2022 16:30:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Ayşegül Özyılmaz, alzheimer riskini minimuma indirmenin mümkün olduğunu söyleyerek, bunun yöntemlerini sıraladı.</p><p>Dr. Ayşegül Özyılmaz, 1-30 Eylül Dünya Alzheimer Ayı dolayısıyla bilgilendirmelerde bulundu. Alzheimerin yaşlılıkla beraber ortaya çıkan, başta unutkanlık olmak üzere, çeşitli zihinsel ve davranışsal bozukluklara sebep olduğunu ifade eden Dr. Ayşegül Özyılmaz, en önemli risk faktörünün &#39;ileri yaş&#39; olduğunu kaydetti. Hastalığın görülme sıklığının arttığını söyleyen Özyılmaz, '65 yaş üzerinde yüzde 3-11, 85 yaş üzerinde ise yüzde 20-47 oranında görülme sıklığı vardır. Bunun dışında depresyon öyküsü, damar hastalıkları (kalp krizi, tansiyon yüksekliği, kötü kontrollü diyabet hastalığı vb.) obezite, geçirilmiş ciddi kafa travmaları, düşük eğitim düzeyi, uyku düzeni bozuklukları, yetersiz fiziksel aktivite, kötü beslenme, yetersiz sosyal ilişkiler de risk faktörleri arasındadır' dedi.</p><p>'Unutkanlık en temel belirti'</p><p>Hastalığın erken döneminde unutkanlığın temel belirti olduğunu belirten Dr. Ayşegül Özyılmaz, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Randevularını, yemeğin altını, alacaklarını unutmak gibi yakın süreli bellek sorunları, konu ve soruları sık tekrarlama-sorma, kendini ifade etme güçlüğü, sinirlilik, içe kapanma, uğraş ve hobilerini terk etme, kişilik değişiklikleri, yeni beceri öğrenmede zorluklar, karmaşık alet kullanmada zorluklar olabilir. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde bulunduğu ortama adapte olamama, uyku problemleri, iyi bildiği yerlerde kaybolma, çevreye karşı şüphecilik, halüsinasyonlar görme, yakınlarını tanıyamama gibi belirtiler eklenir, zamanla iletişimi tamamen bozulur, günlük yaşam aktivitelerini yapamaz ve bakıma muhtaç hale gelir'</p><p>'Alzheimer riskini minimuma indirmek mümkün'</p><p>Alzheimer riskini minimuma indirmenin mümkün olduğunu dile getiren Özyılmaz,  'Merak ve öğrenme isteğini canlı tutmak, yeni şeyler öğrenmek, okumak, sosyal aktivitelere katılmak, yeni hobiler edinmek, günlük düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmak, hazır gıdalardan, alkol ve sigaradan uzak durmak, stres durumunda gerekirse profesyonel yardım almak, tansiyon, şeker açısından düzenli kontrol yaptırmak, vitamin ve mineral kontrollerini yaptırarak eksikliğinde takviye almak, düzenli uyumak gibi yöntemler alzheimerdan korunmaya yardımcı olacak yöntemlerden bazılarıdır' diye konuştu.</p><p>'Erken teşhis, hastalığın ilerleyişini önemli ölçüde yavaşlatabilir'</p><p>Alzheimerin, normal yaşlanma sürecinin bir parçası olmadığının altını çizen Özyılmaz, 'Eğer siz de kendinizde veya bir yakınınızda hafızaya ilişkin sorunlar gözlemliyorsanız, bir sağlık kuruluşuna başvurarak hastalığın araştırılmasına yönelik muayene ve gerekli tanı testlerini yaptırmanız, hastalığın teşhis edilmesi durumunda tedavi sürecine bir an önce başlanmasını sağlayarak hastalığın ilerleyişini önemli ölçüde yavaşlatabilir' sözlerine ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bu-yontemlerle-alzheimer-riski_1663594570_0LBi9j.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bu yöntemlerle alzheimer riskini minimuma indirebilirsiniz ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/bu-yontemlerle-alzheimer-riski_1663594570_0LBi9j.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İstanbul'da 'Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası' etkinliği]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/istanbul-da--dunya-seker-tuketimine-dikkat-haftasi--etkinligi/54853/</link>
            <description><![CDATA[Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası çerçevesinde Şişli'de bir etkinlik gerçekleştirildi. Etkinliğe katılan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, şeker kullanımında dünyada üç, Avrupa'da ise birinci sırada olduklarını söyleyerek, 'Şeker bir zehirdir, dünyanızdan çıkarın' dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/istanbul-da--dunya-seker-tuketimine-dikkat-haftasi--etkinligi/54853/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 19 Sep 2022 15:35:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası çerçevesinde Şişli&#39;de bir etkinlik gerçekleştirildi. Etkinliğe katılan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, şeker kullanımında dünyada üç, Avrupa&#39;da ise birinci sırada olduklarını söyleyerek, 'Şeker bir zehirdir, dünyanızdan çıkarın' dedi.</p><p>19-25 Eylül Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası&#39;nda şeker tüketimi konusunda farkındalık oluşturmak için Şişli&#39;de 'Hayat Şekerden Tatlıdır' sloganı ile bir etkinlik gerçekleştirildi. Bu çerçevede, Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, alanında uzman isimler ve çok sayıda gönüllü, şekerli gıdalardan oluşturulmuş maketlerin önünde bir araya geldi. Etkinlikte bilinçli şeker tüketimi, aşırı şeker tüketiminin getireceği sağlık sorunları, çocukluk döneminde kazanılması gereken alışkanlıklar, gizli şeker kaynakları gibi pek çok konuda bilgi verildi. Şekerli gıdalardan oluşan dev maketlerin, ziyaretçiler tarafından yumruklandığı anlarda ise ilginç görüntüler oluştu.</p><p>'Şeker bir zehirdir, dünyanızdan çıkarın'</p><p>Şeker tüketmenin vücuda son derece zarar verdiğini söyleyen Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, 'Obezite açısından dünyada üçüncü, Avrupa&#39;da da birinci hale gelmişsek, bu büyük problemi ivedilikle halletmemiz lazım. Şeker tüketimimizi azaltmamız lazım. Dünya sağlık örgütü yetişkin için 50 gram yani 13 küp şekeri önermekte. Ama biz 10 sene evvel 3 mislini yani 150 gram tüketiyorduk. Bunu 10 senede devlet ve sağlık bakanlığı ile işbirliği yapmamıza rağmen ancak 10 gram aşağı indirebildik. Sınıfta kaldık, başarısız olduk. Halbuki tuz tüketiminde biz bunun gereğini yapabilmiştik. Lütfen daha az şeker tüketin, ilave şeker almayın. Şeker bir zehirdir, bunu dünyanızdan çıkartın. Yediğimiz hemen her şeyde şeker var. Özellikle ekmek, makarna, beyaz pirinçte bol miktarda karbonhidrat var. Dolayısıyla bunlardan uzak durmalıyız' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/istanbul-da--dunya-seker-tuket_1663592891_eOI10j.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İstanbul'da 'Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası' etkinliği ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/istanbul-da--dunya-seker-tuket_1663592891_eOI10j.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[9 ferdini Covid-19 hastalığı nedeniyle kaybeden Rizeli Genç ailesinin genleri temiz çıktı]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/9-ferdini-covid-19-hastaligi-nedeniyle-kaybeden-rizeli-genc-ailesinin-genleri-temiz-cikti/54819/</link>
            <description><![CDATA[Rize'de pandemi döneminde 15 ay içerisinde 9 ferdi Korona virüs nedeniyle hayatını kaybeden Genç ailesinin yapılan genetik taramasında genetiğe bağlı bir hastalık bulgusuna rastlanılmadı.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/9-ferdini-covid-19-hastaligi-nedeniyle-kaybeden-rizeli-genc-ailesinin-genleri-temiz-cikti/54819/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 19 Sep 2022 14:53:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Rize&#39;de pandemi döneminde 15 ay içerisinde 9 ferdi Korona virüs nedeniyle hayatını kaybeden Genç ailesinin yapılan genetik taramasında genetiğe bağlı bir hastalık bulgusuna rastlanılmadı.</p><p>Rize&#39;de ilk olarak 6 Kasım 2020&#39;de Burak Genç&#39;in Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetmesiyle başlayan ve 6 ay içerisinde toplam 8 ferdi Korona virüsten hayatını kaybeden aile, 20 Şubat 2022 tarihinde Korona virüsten 9. aile bireyini de toprağa verdi. Covid-19&#39;un gen üzerindeki etkileri için ailenin de talebiyle Sağlık Bakanlığı&#39;nın sürdürdüğü genetik araştırmada ölümlerde genetiğe bağlı bir bulguya rastlanılmadı. 13 aile ferdinden Mart ayında alınan numunelerde yapılan analizde ailenin genetiğinde Korona virüs ölümlerine yol açan bir etken belirlenmedi.</p><p>Genetik araştırmalarının temiz çıkmasından mutluluk duyduğunu ifade eden Ali Genç, 'Bizim yaptırmış olduğumuz gen taramasının sonucu çıktı. Bizim genlerimiz temiz çıktı. Sağlık Bakanlığı bizim genimizi araştırdı ve sonucumuz temiz çıktı. Herhangi bir sorun olmadığını söylediler. Bizim ailemizde ölen öldü kalan fertlerimize de Allah uzun ömürler verdi. Ateş düştüğü yeri yaktı. Bize dediler ki sizin genetiğinizde bir hastalık var. Ondan sonra testimizin sonucunda bir sıkıntı çıkmadı. Ben 9 aile ferdimi kaybettim. Allah kimseye böyle acı vermesin. Bizim aileden 13 kişiye gen taraması yapıldı. Ankara&#39;ya gönderildiler. Çok zor günler geçirdik. Devlet elinden geleni yaptı ama giden geri gelmiyor. Allah ölenlere rahmet eylesin. Kardeşlerimin makamı cennet olsun. Biz gen taraması yapılmadan önce çok tedirgindik ama sonucumuzun temiz çıktığında çok mutlu olduk' ifadelerini kullandı.</p><p>15 ayda 9 aile ferdi hayatını kaybetti</p><p>İstanbul&#39;da yaşayan Muhammet Genç ve oğlu Burak Genç, 2020 yılının kasım ayında Baba ve oğlunun yapılan korona virüs testleri pozitif çıktı. Burak Genç, evinde geçirdiği kalp krizi sonucu 6 Kasım 2020&#39;de hayatını kaybederken hastanede durumu ağırlaşan baba Muhammet Genç de 12 Kasım&#39;da yaşamını yitirdi. Baba oğulun ardından Bünyamin Genç (41) 1 Aralık 2020&#39;de, İbrahim Genç (53) 4 Aralık 2020&#39;de, Ali Genç (58) 11 Aralık 2020&#39;de Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden Ali Genç&#39;in tedavi gören kardeşleri Fatma Duman (55) 18 Aralık 2020&#39;de, Aysel Peçe (46) de 21 Şubat 2021&#39;de hayata gözlerini yumdu.</p><p>13 Nisan 2021 tarihinde ise Ahmet Genç (43) de aynı hastalıktan hayatını kaybetti. Son olarak ise babasını, ağabeyini, 2 halasını ve 4 kuzenini kaybeden Şenay Genç Yalçınkaya (36), Covid-19 nedeniyle getirildiği Rize Devlet Hastanesi&#39;nde durumu ağırlaşınca entübe edildi. Evli ve 1 çocuk annesi olan Şenay Genç Yalçınkaya da yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/9-ferdini-covid-19-hastaligi-n_1663588687_1XMUdt.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 9 ferdini Covid-19 hastalığı nedeniyle kaybeden Rizeli Genç ailesinin genleri temiz çıktı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/9-ferdini-covid-19-hastaligi-n_1663588687_1XMUdt.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Radyoloji Ünitesi bölge halkına umut oluyor]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/radyoloji-unitesi-bolge-halkina-umut-oluyor/54787/</link>
            <description><![CDATA[Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde 20 yıldır hizmet veren Girişimsel Radyoloji Ünitesi, bölge halkına umut oluyor.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/radyoloji-unitesi-bolge-halkina-umut-oluyor/54787/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 19 Sep 2022 13:50:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde 20 yıldır hizmet veren Girişimsel Radyoloji Ünitesi, bölge halkına umut oluyor.</p><p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde yaklaşık 20 yıldır hizmet veren Girişimsel Radyoloji Ünitesi, dünyada ve Avrupa&#39;da gerçekleştirilemeyen birçok damar hastalıkları tedavisinde gelişmiş teknoloji altyapısı ile bölge halkanı hizmet ediyor. Turgut Özal Tıp Merkezi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Okan Yıldırım, Girişimsel Radyoloji ünitesinde yapılan işlemlerin, dünyadaki en iyi merkezlerde yapılan işlemlerle eş değer olduğunu söyledi.  Yıldırım, damar hastalıkları, inme ve beyin kanamalarıyla ilgili işlemlerin merkezlerinde başarılı sonuçlar aldıklarına değinerek, &#39;&#39;Girişimsel radyolojide ciltten küçük deliklerle hastalıklı damar ve organlara girilerek yapılan hastalıkları tedavi etme yöntemidir. Dünyada en popüler alanı nörovasküler işlem yani damar hastalıklarıyla ilgili inme ya da beyin kanamalarıyla ilgili işlemler. Bu tür hastalıklarda çok başarılı sonuçlar alınabiliyor. Özellikle inme dediğimiz halk arasında felç olarak bilinen damar tıkanıklarındaki pıhtıları girişimsel radyoloji uzmanları ilk 6 saat içerisinde çok başarılı bir şekilde çekiyor' dedi.</p><p>'Dünyada ve Avrupa&#39;da birçok merkezde yapılmayan vakalar, merkezimizde yapılmakta'</p><p>20 yıldır gelişmiş cihazlarıyla ve deneyimli ekiple bölge halkına damar hastalıklarında hizmet verdiklerini söyleyen Yıldırım, ' Hastanemiz 20 yıldır bölgeye hizmet veriyor. Teknolojik bir alt yapısı ve tecrübeli bir ekibi var. Cihaz altyapımız dünyada ve birçok merkezde en üst düzeyde. Yapılan işlemler Avrupa&#39;da ya da dünyanın en iyi merkezlerinde yapılan işlemlerle eşdeğerdedir. Dünyada ve Avrupa&#39;da birçok merkezde yapılmayan vakalar merkezimizde halkımıza hizmet sunmaktadır. Türkiye&#39;nin her yerinden ve yurtdışından hastalarımız var. Teknolojik alt yapımızda bize destek olan Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Kızılay&#39;a teşekkür ediyorum' şeklinde konuştu.</p><p>Bizim yetiştirdiğimiz öğrenciler, doğu ve güneydoğu halkına umut oluyor'</p><p>Yetiştirdikleri personellerin bir kısmının doğu ve güneydoğu bölge halkına hizmet ettiğini ifade eden Yıldırım, &#39;&#39;Bu işlemlerde kullandığımız medikal malzemeler son derece yüksek teknolojik malzemeler. Kullandığımız cihazlarda pahalı cihazlar. Biz halkımıza kolay ve daha ucuz bir şeklide en iyi şekilde hizmet vererek mutlu oluyoruz. Türkiye&#39;de yeni gelişen bir alan her hastanelerde yok çok büyük merkezlerde gerçekleştiriliyor. Ankara, İstanbul, İzmir, Adana gibi illerde. Hatta şimdi Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgemizde bizim yetiştirdiğimiz asistanlarımız bu hizmeti veriyor ve bizde bunlardan gurur duyuyoruz' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/radyoloji-unitesi-bolge-halkin_1663584968_loix5j.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Radyoloji Ünitesi bölge halkına umut oluyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/radyoloji-unitesi-bolge-halkin_1663584968_loix5j.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzman uyardı: Ani şeker hastalığı, kilo kaybı ve sebebi bilinmeyen karın ağrılarına dikkat]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/uzman-uyardi-ani-seker-hastaligi-kilo-kaybi-ve-sebebi-bilinmeyen-karin-agrilarina-dikkat/54708/</link>
            <description><![CDATA[Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde pankreas kanserinde erken tanı için geliştirilen endoskopi ultrason cihazları, hastalığın teşhisinde önemli rol oynuyor. Günümüzde pankreas kanser vakalarının çoğaldığını söyleyen uzmanlar, hastalığın ölümle sonuçlanmaması için endoskopi ultrason ile erken tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/uzman-uyardi-ani-seker-hastaligi-kilo-kaybi-ve-sebebi-bilinmeyen-karin-agrilarina-dikkat/54708/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 19 Sep 2022 11:02:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde pankreas kanserinde erken tanı için geliştirilen endoskopi ultrason cihazları, hastalığın teşhisinde önemli rol oynuyor. Günümüzde pankreas kanser vakalarının çoğaldığını söyleyen uzmanlar, hastalığın ölümle sonuçlanmaması için endoskopi ultrason ile erken tedavi edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p><p>Bölge halkına 2010 yılından bu yana hizmet veren Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde pankreas kanserinin erken teşhisi için endoskopik ultrason yapılıyor. Kanser vakalarında önceki yıllara göre ciddi artış olduğunu belirten Gastroenteroloji Uzmanı Berat Ebik, bunlar içerisinde en önemlilerinden birinin pankreas kanseri olduğuna dikkat çekti. İleri evre pankreas kanserlerinde etki edecek tedavinin bulunmadığını söyleyen Ebik, 'Bu da bize erken tanının önemini ortaya çıkarıyor. Pankreas kanseri erken fark edilirse tedavi seçenekleri fazlalaşıyor. Ameliyat açısından veya yeni geliştirilen anti kemoterapötik ilaçlarla tedavide önemli alınabiliyor' dedi.</p><p>'Hızlı bir şekilde tanı koyup erken evrede hastanın tedavisini başlatabiliyoruz'</p><p>Erken tanı için hastalarda aile öyküsü, yeni başlangıçlı ani şeker hastalığı, kilo kaybı ve açıklanamayan karın ağrısı olan hastaların vakit kaybetmeden iç hastalıkları veya gastroenteroloji kliniklerine başvurması gerektiğini vurgulayan Ebik, 'Geç kalmış kanser hastalarının ultrason görüntülemelerinde erken evrede maalesef tespit edilemiyor. Endoskopik ultrason dediğimiz ve hastanemizde olan bir teknikle bu tümörleri kolaylıkla erken evrede fark edebiliyoruz. Tespit ettiğimiz anda biyopsi alma seçeneğimiz de mevcut. Böylece hızlı bir şekilde tanı koyup erken evrede hastanın tedavisini başlatabiliyoruz. Endoskopik ultrason hastanemizde daha önceki yıllarda yoktu. Yeni kullanılmaya başlandı. Şu an hastanemizde günlük 4-5 endoskopik ultrason tetkiki yapıyoruz. İşlemlerimiz anestezi eşliğinde yapılıyor. Bu işlem bölgemizde sadece Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılmakta. Hastalarımız başvuru yaptığında eğer endoskopik ultrason ihtiyacı gerekiyorsa bunu kısa sürede anestezi eşliğinde yapabiliyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p>'Yıllık bin 500 hastamıza endoskopik ultrason uyguluyoruz'</p><p>'Bu hastalık için farkındalık önemli. Çünkü geç tanı konulduğu takdirde çok fazla tedavi seçeneği maalesef olmuyor. Bu yüzden erken tanının önemine dikkat çekiyoruz' diyen Ebik, 'Yıllık ortalama bin 500 üzerinde hastamıza endoskopik ultrason uyguluyoruz. Son dönemlerde haftada ortalama 2-3 hastaya pankreas kanseri teşhisi koyuyoruz. Bu bizim için maalesef yüksek bir oran ve gitgide de artıyor. Söylediğim belirtileri olan hastaların en azından bir iç hastalıkları polikliniğe, genel tetkikler yapıldıktan sonra bir belirti varsa hastalar hızla bize yönlendiriliyor. Biz de gerekli tetkiklerden sonra endoskopik ultrason işlemlerini yaparak tanılarını koyuyoruz' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/uzman-uyardi-ani-seker-hastali_1663574884_5v4hyr.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzman uyardı: Ani şeker hastalığı, kilo kaybı ve sebebi bilinmeyen karın ağrılarına dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/uzman-uyardi-ani-seker-hastali_1663574884_5v4hyr.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Beyin sisinin Alzheimer demansına dönme riski ile karşı karşıya olabiliriz']]></title>
            <link>https://www.akajans.net/-beyin-sisinin-alzheimer-demansina-donme-riski-ile-karsi-karsiya-olabiliriz-/54700/</link>
            <description><![CDATA[Uzm. Dr. Oğuzhan Onultan, Her ne kadar Covid-19 sebebiyle daha çok farketmeye başlasak da toplumun çoğunda 'beyin sisi' yakınmaları mevcut. Beyin sisinin Alzheimer demansına dönme riski ile karşı karşıya olabiliriz dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/-beyin-sisinin-alzheimer-demansina-donme-riski-ile-karsi-karsiya-olabiliriz-/54700/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 19 Sep 2022 10:49:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzm. Dr. Oğuzhan Onultan, 'Her ne kadar Covid-19 sebebiyle daha çok farketmeye başlasak da toplumun çoğunda &#39;beyin sisi&#39; yakınmaları mevcut. Beyin sisinin Alzheimer demansına dönme riski ile karşı karşıya olabiliriz' dedi.</p><p>21 Eylül Dünya Alzheimer Günü sebebiyle açıklamalarda bulunan Medicana Kadıköy Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Oğuzhan Onultan, 'Her ne kadar Covid-19 sebebiyle daha çok farketmeye başlasak da toplumun çoğunda &#39;beyin sisi&#39; yakınmaları mevcut. Beyin sisinin Alzheimer demansına dönme riski ile karşı karşıya olabiliriz' dedi. Uzm. Dr. Onultan, 'Alzheimer beyin dokusunda inceleme sonucunda bellek, konuşma ve motor becerilerde bozukluklar olarak belirtiler gösterir. Bu hastalıkta davranış ve düşünme becerileri etkilenir ve hastalığın evreleri süresince giderek geriler. Demans, bellekte bozulmanın genel olarak isimlendirilmiş adıdır. Demans türleri içinde en sık görüleni Alzheimer demansıdır ve 7 aşamada ilerler' ifadelerini kullandı.</p><p>Uzm. Dr. Onultan, bu 7 aşamayı şu şekilde açıkladı: 'Henüz belirti vermeyen ve ancak bazı özel görüntüleme yöntemleriyle (PET- scan) saptanan dönemdir. Hastanın yakınları demansın başlangıç dönemi olduğunu fark edemezler. Hafif bulguların başladığı bu dönemde hastalar kelime unutmaya ya da eşyalarını bulamamaya başlarlar. Ancak bu, günlük yaşamlarını ve kendilerine bakmalarını etkilemez. Etraftan fark edilen unutkanlıkların başladığı dönem. Bu dönemde hasta yakınlarının dikkatini çeken yeni okunan bir şeyin unutulması, aynı sorunun tekrar tekrar sorulması, plan ya da düzenleme yapamamaları ve yeni tanıştığı insanların adını hatırlayamamak gibi bulgular ortaya çıkmaya başlar. Orta düzeyde unutkanlık döneminde kendileri hakkında detayları unutmaya, günleri karıştırmaya, ay ya da mevsimi karıştırmaya, yemek yapmada ya da sipariş vermede zorlanmaya başlarlar. Bu dönemde dolandırıcılara karşı korunmalı ve araba kullanmaları engellenmelidir. Orta ileri dönemde hasta nerede olduğunu ve zamanı karıştırmaya başlar. Adresini, telefon numarasını ve okumuş olduğu okulları unutur. Hava şartlarına göre giyinemez. Sabahları giyeceği kıyafetleri hazırlamak bu anlamda yardımcı olur. Ağır dönemde hasta yüzleri hatırlar ama isimleri unutmaya, kişileri karıştırmaya başlar. Sanrı görmeye başlar. Tuvalet için yardım ihtiyacı doğar, sohbet etmede zorlanmalar ortaya çıkar. İleri ağır dönemde, yeme-içme, oturup kalkma ve yürümede zorlanmalar başlar. Bu dönemde acıkıp susadıklarını söyleyemezler.'</p><p>Alzheimer hastalığının tedavisi konusunda bilgiler veren Uzm. Dr. Onultan, 'Alzheimer hastalığının kesin tedavisi şu an için yok. Ancak yavaşlatabilecek ilaçlar var. Onun için erken tanı çok önemlidir. Aynı cümleleri tekrar etme, evde gözlük, anahtar ve para arama, komşularla gereksiz yere tartışma ya da akrabalarla görüşmeme, TV dizisi takip edememe ya da haberleri seyretmeme, uykusunda konuşma gibi belirtiler hasta yakınlarının dikkatini çekmelidir. Böyle durumlarda bir nöroloji uzmanına başvurup tanı adına beyin görüntülemesi, bazı kan tetkikleri ve bellek testlerinin yapılması erken tanı için önemlidir' ifadelerini kullandı.</p><p>Uzm. Dr. Onultan, sözlerine şöyle devam etti: 'Alzheimer için beyindeki sinir iletimini arttıran bunların yanı sıra Alzheimer hastalarında görülen uyku bozuklukları ya da depresyon için de destek ilaçlar kullanılmaktadır. İlaç tedavisinin yanı sıra günlük sanat aktiviteleri, el becerisini kullanacak hobiler ve müzik de faydalı aktiviteler olarak günlük yaşama eklenmelidir.'</p><p>Alzheimer hastalarının günlük yaşamlarında dikkat etmeleri gereken konulara değinen Uzm. Dr. Onultan, 'Alzheimer hastalarının günlük yaşamda sıcak suyla yanma, güneşte fazla kalma, elektrik çarpması riskleri yüksektir, bunlara dikkat edilmelidir. Ayrıca ateşlerinin çıkıp çıkmadığı da kontrol edilmelidir. Alzheimer hastalarının düşme riskleri yüksektir, her dört Alzheimer hastasından biri yılda bir kez düşmektedir. Bunun önüne geçmek için evdeki saçaklı halıları kaldırmak, köşeli mobilyalar yerine daha küçük ve oval eşyalar koymak yerinde olacaktır. Akşam tuvalete kalkmaları durumunda düşmemeleri için koridor ve banyoya sensörlü ışık koymak yerinde olacaktır' dedi.</p><p>Uzm. Dr. Onultan, Alzheimer riskini arttıran faktörleri şöyle sıraladı: 'İleri yaş: 85 yaş üstü insanların yaklaşık 1/3&#39;ünde görülmektedir. Ancak genetik mirasınız çok önemlidir, ailenizde yoksa riskiniz çok düşmektedir. Kalp hastalığı ve damar sertliğine yol açan faktörler de Alzheimer riskini yükseltir. Depresyon, kafa travması, obezite, felç geçirmiş olmak, uykusuzluk ya da düzensiz uyku, hava kirliliği: Amiloid beta isimli protein Alzheimer ve diğer demans türlerinde beyinde birikmektedir.'</p><p>Amerika Birleşik Devletleri&#39;nde 18 bin kişi üzerinde yapılan çalışma hakkında bilgi veren Onultan, 'Bu kişilerin yaşadığı bölgelerde havadaki partikül oranı ve ozon miktarı araştırıldı. Hastaların yüzde 60&#39;ı demans başlangıcı, yüzde 40&#39;ı orta derecede demans görüldü. Çalışma sonucuna göre havadaki partikül artışının amiloid beta birikimini arttırdığı tesbit edildi. Bu saptamanın halk sağlığı için dikkate alınması gerekliliği üzerinde durdu' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/-beyin-sisinin-alzheimer-deman_1663574044_gQfAxI.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Beyin sisinin Alzheimer demansına dönme riski ile karşı karşıya olabiliriz' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/-beyin-sisinin-alzheimer-deman_1663574044_gQfAxI.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[1 yaşından küçük çocuğu olanlar dikkat: Bu bakteri en çok çocukları etkiliyor]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/1-yasindan-kucuk-cocugu-olanlar-dikkat-bu-bakteri-en-cok-cocuklari-etkiliyor/54681/</link>
            <description><![CDATA[Çocukların sıkça tükettiği ambalajlı atıştırmalık ürünlerde tespit edilen Salmonella (Salmonellozis) bakterisi, can kaybı ve ekonomik sorunlara sebep oluyor. Bir yaşından küçük çocuklarda bu bakterinin daha fazla görüldüğünün altını çizen Prof. Dr. Mustafa Nizamlıoğlu, ebeveynlere uyarılarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/1-yasindan-kucuk-cocugu-olanlar-dikkat-bu-bakteri-en-cok-cocuklari-etkiliyor/54681/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 19 Sep 2022 10:13:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çocukların sıkça tükettiği ambalajlı atıştırmalık ürünlerde tespit edilen Salmonella (Salmonellozis) bakterisi, can kaybı ve ekonomik sorunlara sebep oluyor. Bir yaşından küçük çocuklarda bu bakterinin daha fazla görüldüğünün altını çizen Prof. Dr. Mustafa Nizamlıoğlu, ebeveynlere uyarılarda bulundu.</p><p>Çikolata ürünleriyle bağlantılı 151 yiyecekte Salmonella tespit edilmesi üzerine, dünya harekete geçti. Genellikle hayvansal besinlerden insanlara geçen bakteri, kusma, karın ağrısı, ishal, ateş gibi belirtilerle kendini gösteriyor. İstanbul Gelişim Üniversitesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Nizamlıoğlu, belirtilerin 1-7 gün arasında sürdüğünü ve hastalığın şiddetinin alınan bakteri sayısına ve kişinin direncine bağlı olarak değiştiğini ifade etti.</p><p>'Etkeni tanıyın, bakteriden korunun'</p><p>Ciddi bir halk sağlığı riski oluşturan Salmonella, gıda kaynaklı enfeksiyonlar arasında ilk sıralarda yer alıyor. Son dönemlerde dünyaca ünlü markaların ambalajlı ürünlerinde tespit edilen bakteri, bu ürünleri tüketenlerin akıllarına 'Acaba ben de bu bakteriyi kaptım mı?' sorusunu getirdi. Salmonella- ların doğada ve çevrede yaygın bulunuşunun, insanlara bulaşmasını kolaylaştırdığını belirten Prof. Dr. Mustafa Nizamlıoğlu, etkeni tanımanın, enfeksiyonun özelliklerinin ve risk faktörlerinin bilinmesinin, korunma ve kontrolde oldukça önemli olduğunu vurguladı.</p><p>Gıda kaynaklı her üç salgından biri Salmonella&#39;dan</p><p>2600&#39;ün üzerinde türü bulunan Salmonella bakterisine daha çok 1 yaşından küçük çocuklarda rastlandığını belirten Prof. Dr. Nizamlıoğlu, 'AB&#39;deki gıda kaynaklı her üç salgından biri Salmonella&#39;dan kaynaklanıyor ve insanlarda en sık bildirilen ikinci gastrointestinal enfeksiyonu. Antibiyotiklerin yaygın olarak hayvan yemlerine katılması ve bilinçsizce kullanılması sonucu, çok sayıda antibiyotiğe dirençli hayvan yetiştiği için bu bakterinin daha da arttığını gözlemliyoruz. Hastalığın toksik etkisi ise küçük çocuk, yaşlı ve başka hastalığı olanlarda daha şiddetli olarak seyrediyor olması.' şeklinde konuştu.</p><p>Ölüm oranı yüzde 1&#39;in altında</p><p>Salmonella&#39;da ölüm oranın yüzde 1&#39;in altında kaldığını da belirten Prof. Dr. Nizamlıoğu, riskli besinler arasında en çok kırmızı et, kanatlı eti, yumurta ürünlerinde bulunduğunun altını çizdi. Bakteriden korunmanın yollarını ise şu şekilde açıkladı: 'Hayvansal ürünlerle ilişkisi olabilecek süt, krema ve kremalı ürünler, mayonez, su ürünleri (midye, karides vs), salatalar, hazır yemekler, sebze ve meyveler gibi yiyecekler yüksek risk grubunda bulunuyor. Bakterinden korunmak için öncelikle tükettiğiniz besinlerin hijyeninden emin olun. Gıdaların hazırlanmasında kontaminasyonların önlenmesi gerekir. Çabuk bozulacak ürünlerde soğuk muhafaza yapılarak üretilmesi veya lojistiğinin yapılması oldukça önemli. Aynı zamanda gıdalardaki mikroorganizmaların ısı etkisiyle faaliyetlerini engellemek için etkin ısıl işlem (pastörizasyon) de yapılmalıdır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/1-yasindan-kucuk-cocugu-olanla_1663571889_1LBHZR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 1 yaşından küçük çocuğu olanlar dikkat: Bu bakteri en çok çocukları etkiliyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/1-yasindan-kucuk-cocugu-olanla_1663571889_1LBHZR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Coşkun: 'Sezaryen ile doğanlarda risk daha fazla']]></title>
            <link>https://www.akajans.net/tibbi-onkoloji-uzmani-prof-dr-coskun--sezaryen-ile-doganlarda-risk-daha-fazla-/54680/</link>
            <description><![CDATA[Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, sezaryen ile doğan çocuklarda kan kanseri riskinin daha fazla olduğunu kaydetti.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/tibbi-onkoloji-uzmani-prof-dr-coskun--sezaryen-ile-doganlarda-risk-daha-fazla-/54680/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 19 Sep 2022 10:13:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, sezaryen ile doğan çocuklarda kan kanseri riskinin daha fazla olduğunu kaydetti.</p><p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Coşkun, sezaryen doğumlarla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Sezaryenin tıbbi gereklilik halinde oldukça faydalı bir doğum şekli olduğunu belirten Coşkun, tıbbi zorunluluk olmadığı durumlarda sezaryenin değil normal doğumun tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.</p><p>'Sezaryen ile doğanlarda risk daha fazla'</p><p>'Ülkemizde tüm uyarılar ve önlemlere rağmen maalesef sezaryen oranları hala yüksek seviyelerde seyrediyor' diyen Prof. Dr. Coşkun, sezaryen ile doğan çocuklarda riskin daha fazla olduğunu not düşerek şunları aktardı:</p><p>'Geçtiğimiz ay Hematological Oncology dergisinde sezaryen ile doğan çocuklarda kan kanseri riskinin daha fazla olduğuna dair büyük bir metaanaliz yayınlandı. Yingzhu Yang ve arkadaşları tarafından yayınlanan bu çalışmada, 16 önemli çalışma birlikte analiz edildi ve normal doğum ile doğan çocuklara kıyasla sezaryen ile doğanlarda çocukluk çağı lösemileri yüzde 8 daha fazla bulundu. Elektif dediğimiz planlı sezaryenler de bu risk artışı yüzde 39&#39;a kadar yükselirken acil endikasyon ile yapılan sezaryenlerde bir risk artışına rastlanılmadı.'</p><p>'Sezaryen ile doğanlarda dikkat eksikliği ve gelişim bozuklukları olduğunu bildiren çalışmalar var'</p><p>Prof. Dr. Coşkun, sezaryen ile doğumlardaki riskin nedenine ilişkin şu ifadelere yer verdi:</p><p>'Normal vajinal doğumun en önemli faydalarından birisi çocukların doğar iken, vajinal geçiş esnasında faydalı bakterileri alması. Bu bakteriler sayesinde immün sistemin çok daha güçlü olduğu kabul ediliyor. Bu risk artışı belki bu durumla ilişkili olabilir. Ayrıca sezaryen ile doğanlarda dikkat eksikliği ve bazı gelişim bozukluklarının da daha sık olduğunu bildiren çalışmalar bulunmakta. Gerek doktorlarımız gerekse halkımızın tıbbi zorunluluk olmadıkça normal doğumu tercih etmeleri önemli. Bu konuda halka yönelik bilgilendirme çalışmaları fayda sağlayacaktır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/tibbi-onkoloji-uzmani-prof-dr-_1663571886_kMghnK.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Coşkun: 'Sezaryen ile doğanlarda risk daha fazla' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/tibbi-onkoloji-uzmani-prof-dr-_1663571886_kMghnK.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erciş'te Avrupa Hareketlilik Haftası etkinliği yapıldı]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/ercis-te-avrupa-hareketlilik-haftasi-etkinligi-yapildi/54657/</link>
            <description><![CDATA[Van'ın Erciş ilçesinde 'Avrupa Hareketlilik Haftası' nedeniyle etkinlik yapıldı.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/ercis-te-avrupa-hareketlilik-haftasi-etkinligi-yapildi/54657/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 19 Sep 2022 09:28:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Van&#39;ın Erciş ilçesinde &#39;Avrupa Hareketlilik Haftası&#39; nedeniyle etkinlik yapıldı.</p><p>Avrupa hareketlilik etkinliği Erciş&#39;te bu yıl &#39;Akıntıya Karşı Yürüyoruz İnci Kefali&#39; sloganı oldu. Etkinliğe bisikleti olanlar bisikletleriyle, olmayanlar ise yürüyerek millet bahçesinden feneri meydanına geldiler. Fener meydanındaki program saygı duruşu ve İstiklal Marşı&#39;nın okunması ile başladı.</p><p>Etkinlikte konuşan İlçe Sağlık Müdürü Şahin Sarıkaya, 'Bilindiği gibi millet bahçesinden başlayarak bisiklet ve yürüyüş eşliğinde fener meydanına kadar geldik. Hepinize katıldığınız için çok teşekkür ediyorum. Etkinliğin temel amacı günlük hayatta şehir içinde daha çok yürüyüş ve bisiklette ulaşımınızı sağlamanız. Bunun yanında özellikle toplu taşımaya fazla özen göstermeniz ve karbon ayak izimizi azaltmanızdır' dedi.</p><p>Etkinlikte konuşan Erciş Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Nuri Mehmetbeyoğlu ise, '&#39;Avrupa Hareketlilik Haftası&#39;nın her yıl yeni bir mottosu vardır bu yılki mottosu ise çeşitlendirerek &#39;devam et&#39; olarak belirlenmiştir. Bu etkinliklerin asıl amacı insanlarımızı daha fazla yürümeye, daha fazla hareket etmeye, bisiklet kullanmaya, toplu ulaşım hizmetleri ve toplu taşıma hizmetlerinin daha fazla teşvik edilmesi amaçlanmaktadır. Genel olarak bakıldığında dünyadaki küresel emisyon hacminin azaltılması, karbon ayak izinin azaltılması, herkes için daha sağlıklı daha temiz bir çevreye ulaşım için çalışmaya devam edilmektedir. Ülkemizin 2023 vizyonu çerçevesinde dünyanın enerji krizi ile uğraştığı bir dönemde aslında bu etkinliği çok daha kıymetli ve anlamlı buluyorum. Avrupa ile birlikte Avrupa Hareketlilik Haftası etkinlikleri çerçevesinde toplanma alanları, yürüyüş bantları, millet bahçelerimizle, sosyal donatı alanlarımızla, bisiklet yollarımızla, parklarımızla ve her yerde yükselen çeşmelerimizle ilçemizin artık yavaş yavaş marka imajının da ortaya çıktığını görmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Ben bu etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçen Erciş Belediyesi çalışanlarına Kaymakamlığımızın kıymetli çalışanlarına ilçe sağlık müdürlüğümüze bütün kurum çalışanlarına çok teşekkür ediyor, hepinizi hürmetle muhabbetle selamlıyorum' dedi.</p><p>Konuşmaların akabinde judo ve güreş etkinliği yapıldı. Judo ve güreşte dereceye girenlere ödülleri verildikten sonra çevre temizliği yapılarak etkinlik son buldu.</p><p>Etkinliğe Erciş Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Nuri Mehmetbeyoğlu, Jandarma Binbaşı Onur Akyüz, AK Parti İlçe Başkanı İzzet Albayrak, bazı kurum amirleri çalışanları, öğrenciler ve etkinlik sevenler katıldı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/ercis-te-avrupa-hareketlilik-h_1663569483_Le6rgU.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erciş'te Avrupa Hareketlilik Haftası etkinliği yapıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/ercis-te-avrupa-hareketlilik-h_1663569483_Le6rgU.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dr. Ender Saraç şifalı gıdaların sırrını GastroAntep'te açıkladı]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/dr-ender-sarac-sifali-gidalarin-sirrini-gastroantep-te-acikladi/54560/</link>
            <description><![CDATA[Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından 4'üncüsü düzenlenen Uluslararası Gaziantep Gastronomi Festivali'nde (GastroAntep) Dr. Ender Saraç, gazi şehrin hastalıklara karşı koruyucu ve şifa veren Antep fıstığı, zahter, menengiç gibi yöreye has ürünlerinin sırrını açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/dr-ender-sarac-sifali-gidalarin-sirrini-gastroantep-te-acikladi/54560/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 18 Sep 2022 17:36:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından 4&#39;üncüsü düzenlenen Uluslararası Gaziantep Gastronomi Festivali&#39;nde (GastroAntep) Dr. Ender Saraç, gazi şehrin hastalıklara karşı koruyucu ve şifa veren Antep fıstığı, zahter, menengiç gibi yöreye has ürünlerinin sırrını açıkladı.</p><p>Festival Park&#39;ta Büyükşehir Belediyesi&#39;nin Gaziantep Valiliği koordinasyonunda ve Gaziantep&#39;i Geliştirme Vakfı (GAGEV) iş birliğinde düzenlediği GastroAntep&#39;in son gününde Dr. Ender Saraç, 'Gaziantep&#39;in Bilinmeyen İlaç Gibi Yemekleri' söyleşi düzenledi. Söyleşide Dr. Saraç, Gaziantep&#39;te yetişen menengiç, zahter, dut, sumak ve asma yaprağının vücuttaki yararlarından bahsetti. Yemek alışkanlıkları üzerine tavsiyeler veren Dr. Saraç, Gaziantep&#39;in baklava, kebap gibi ünlü lezzetlerinin nasıl ve hangi ölçüde yenilmesi gerektiğini, yemek öncesi ve sonrası neler yapılacağını izleyicilere anlattı. Söyleşi sırasında Dr. Saraç, bir şefi sahneye çağırarak</p><p>asma yaprağından cacık yapımını gösterdi. Söyleşisinin devamında Gaziantep&#39;in gıda ürünlerinin bilinmeyen özelliklerinden bahseden Dr. Ender Saraç, hastalıklarda dengeleyici ürünler, sağlıklı kilo kontrolü için yapılması gerekenleri aktararak, günümüz yaşamında insan vücuduna zararlı alışkanlıklar ve davranışlardan bahsetti. Söyleşinin son bölümünde Ender Saraç izleyicilerin sorduğu soruları yanıtladı.</p><p>&#39;&#39;Gaziantep çok enteresan bir floraya ve gıda çeşitliliğine sahip&#39;&#39;</p><p>Söyleşi sonrası festival hakkında açıklamada bulunan Ender Saraç, her sene daha fazla gelişerek, uluslararası alanda daha fazla güç topladığını belirterek şunları söyledi:</p><p>'Antep&#39;e çeşitli zamanlarda gelmekteyim. Birçok yerde gastronomi fuarlarına, festivallerine katılıyorum fakat Antep&#39;teki güç ve kalabalık çok fazla. Uluslararası bir ayağı da var. Bundan dolayı Başkan Fatma Şahin&#39;e teşekkür ediyorum. Gaziantep çok enteresan bir floraya ve gıda çeşitliliğine sahip. Bana göre artık yapılan bilinen tanınırlığı kırmak gerekiyor. Gaziantep baklava, kebap, lahmacun demek değil. Gaziantep&#39;te zahter, menengiç, urmu dut şurubu, sumak ekşisi gibi farklı şifalı maddeler ve her şeyden öncesi Antep fıstığı var. Ben Gaziantep&#39;in sadece baklava ve kebaptan ibaret olmadığı, kolesterol düşüren, şekeri dengeleyen gıdaların varlığından bahsediyorum. Bu lezzetli yemekleri yerken kolesterol, şeker gibi hastalıkların olmaması için üzerinde çalışıyorum.'</p><p>&#39;&#39;Gaziantep artık kendi kabuğunu iyice kırıyor&#39;&#39;</p><p>Saraç, festivale ilginin çok fazla olduğunu aktararak, 'Menengiç frappe benim formülümdür. Ünü Gaziantep&#39;i aşmaya başladı. Asma yapraklı cacık, zahteri buzlu çay gibi inanılmaz güzel formüllerimle beğeniye sundum ve tuttu. Kebabı, baklavayı yiyoruz ama yanında asitli şeyler içmemeli. Hem serinletici hem de sağlıklı formüller verdim. Antep fıstığını farklı kullanma yollarını da verdim. Gaziantep artık kendi kabuğunu iyice kırıyor. Uluslararası alanda artık Gaziantep imzalı ve dokulu birçok formül çıkacak. Bu konuda dışardan bir uzman doktor görüşüyle Gaziantep&#39;e her geldiğimde daha ileriye gitmesi için uğraşıyorum' diye konuştu.</p><p>'Şifalı formülleri bütün dünyaya duyuracağız&#39;&#39;</p><p>Gaziantep hakkında yorumlarda bulunan Ender Saraç sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Hala Antep&#39;i bilmeyen arkadaşlarım var. Bodrum&#39;dan, İstanbul&#39;dan arkadaşlarımı getirdim buraya şok geçirdiler. İstanbul, Ankara&#39;dan güvenli olduğuna ve insanların canayakınlığına şaşırdılar. Zeugma Antik Kenti ve Müzesi, beni çok etkileyen Panorama Müzesi, Rumkale Cam Teras gibi örnekler var. Rumkale&#39;de gelecek ay muazzam bir şov yapacağım. Gaziantep&#39;in şifalı formüllerini bütün dünyaya duyuracağız. İnsanlar artık Gaziantep&#39;i duymaya başladı. Gıda konusunda ciddi ihracatlar başladı.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/dr-ender-sarac-sifali-gidalari_1663512007_WD3j2p.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dr. Ender Saraç şifalı gıdaların sırrını GastroAntep'te açıkladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/dr-ender-sarac-sifali-gidalari_1663512007_WD3j2p.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prof. Dr. Vefik Arıca'dan propolis ve arı sütü uyarısı]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/prof-dr-vefik-arica-dan-propolis-ve-ari-sutu-uyarisi/54485/</link>
            <description><![CDATA[Yalova Üniversitesi Rektör Yarımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vefik Arıca, aşırı propolis ve arı sütü kullanımının erken ergenlik ve erkelerde meme gelişimine yol açtığını söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/prof-dr-vefik-arica-dan-propolis-ve-ari-sutu-uyarisi/54485/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 18 Sep 2022 13:18:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yalova Üniversitesi Rektör Yarımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vefik Arıca, aşırı propolis ve arı sütü kullanımının erken ergenlik ve erkelerde meme gelişimine yol açtığını söyledi.</p><p>Prof. Dr. Arıca, propolis ve arı sütü kullanımında son dönemlerde büyük artış olduğunu anlattı. Arı sütü ve propolis kullanımının özellikle bağışıklık sistemini çok yüksek düzeyde koruduğunu dile getiren Arıca, 'Tabii bir takım uyarılarda da bulunmak gerekiyor. Özellikle propolis, arı sütü içinde östrojen dediğimiz kadınlık hormonu bulunmakta. Özellikle düzensiz kullanımlarda, uygun dozda kullanmayanlarda, hekim kontrolünde kullanmayanlarda ve merdiven altı üretimlerden bu östrojen maddesiyle beraber iki hastalık ön plana çıkmakta. Biri, erkeklerde meme gelişimi yani jinekomasti. Erkeklerde yoğun bir miktarda meme dokusu oluşmasına yol açmakta. İkincisi de çocuklarda ergenliğe erken girilmesi' diye konuştu.</p><p>Aşırı kullanım nedeniyle bu hastalıklarda son dönemlerdeki artışa dikkati çeken Prof. Dr. Arcıa, şöyle konuştu:</p><p>'Bu nedenle uygun dozda, hakim kontrolü dışında propolis kullanımlarında özelikle son dönemlerde erken ergenliğe girmede bu dönemlerde çok artış görülmekte. Bazı durumlarda da erkeklerde jinekomasti olaylarının, özellikle meme gelişimi erkeklerde büyümenin olması ön plana çıkmakta. Bu iki durumda propolis kullanımı sorgulanmaktadır. Propolis kullanıyor ise belli bir dönem propolis ve arı sütü kullanımına ara verilmelidir.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/prof-dr-vefik-arica-dan-propol_1663496405_kjYscO.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prof. Dr. Vefik Arıca'dan propolis ve arı sütü uyarısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/prof-dr-vefik-arica-dan-propol_1663496405_kjYscO.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda kafatası şekil bozukluğunda dikkat çeken artış]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/cocuklarda-kafatasi-sekil-bozuklugunda-dikkat-ceken-artis/54488/</link>
            <description><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Semra Işık, pozisyona bağlı kafatası şekil bozukluğunda yüzde 600 artış olduğuna dikkat çekerek, 'Ebeveynlerin dikkati erken tanı ve tedavi için elzemdir' dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/cocuklarda-kafatasi-sekil-bozuklugunda-dikkat-ceken-artis/54488/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 18 Sep 2022 13:14:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Semra Işık, pozisyona bağlı kafatası şekil bozukluğunda yüzde 600 artış olduğuna dikkat çekerek, 'Ebeveynlerin dikkati erken tanı ve tedavi için elzemdir' dedi.</p><p>Çocuklarda genellikle birinci yılında görülen kafatası şekil bozukluğunun iki temel sebebi bulunuyor. Birinci ve en sık sebebi genellikle bebeğin aynı pozisyonda yatmasına bağlı olarak henüz sertleşmemiş kafatası kemiğinin deformasyonu sonucu meydana gelen pozisyonel plajiyosefali olarak adlandırılan durum, ikincisi ise kafatasındaki kemikler arasındaki kıkırdak veya bağ dokusu yapıdaki eklem yerlerinin anormal ve fizyolojik olmayan erken kapanmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan gelişimsel bir anomali olan &#39;kraniyosinostoz&#39;. Literatürde 2 bin ile 2 bin 500 doğumda bir görüldüğü belirtilse de son yıllarda sıklığı sebebi bilinmeyen bir şekilde artış gösterdi.</p><p>'Yatış pozisyonuna bağlı kafatası şekil bozukluğunda yüzde 600 arttı'</p><p>Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Semra Işık, pozisyona bağlı kafatası şekil bozukluğunda yüzde 600 artış olduğunu söyledi. Işık, '1980&#39;lerin sonlarında Amerikan Pediatri Akademisi (APA) ani bebek ölümü sendromunun (ABÖS) yüzükoyun uyku pozisyonu ile yakından ilişkili olduğunu söyleyerek, Nisan 1992&#39;de, her ebeveyni ani bebek ölümünü önlemek için uyurken bebekleri sırtüstü pozisyonda konumlandırmaya teşvik eden bir kampanya başlattı. Sonuç olarak ABÖS sıklığı yüzde 40&#39;tan fazla azaldı, ancak pozisyonel plajiyosefali yaklaşık yüzde 600 oranında arttı ve her yıl artmaya devam ediyor' dedi.</p><p>'Bu bozuklukta kafanın toplam hacmi değişmez'</p><p>Doç. Dr. Işık, pozisyonel kafatası şekil bozukluğunun çeşitli nedenlerle ortaya çıkan asimetrik bir deformasyon olduğunu belirtti. Doç. Dr. Işık, 'Bu sebepler arasında ilk doğum, yardımlı doğum, çoğul gebelik, erken doğum, konjenital kas tortikolisi (yamuk boyun duruşu), erkek cinsiyet ve en sık kafayı uzun süre aynı pozisyonda tutmak sayılabilir. Bu tür deformasyon süreçleri çoğunlukla doğumdan sonraki ilk birkaç ayda ortaya çıkar ve esas olarak başın pozisyonundan etkilenir. Başın uzun süre aynı pozisyonda tutulması, başın zemine bakan kısmının düzleşmesine neden olur, sonrasında yüzün üst kısmı düzleşmeye başlar. Başın her iki tarafı da kademeli olarak deforme olacak ve başın asimetrik bir şekline yol açacaktır. Bu bozuklukta kafanın toplam hacmi değişmez ve kafaiçi basınç artmadığı için zeka geriliği beklenmez. Ancak çocukluktan itibaren kozmetik kaygıların devreye girmesi ve akran zorbalığı nedeniyle psiko-sosyal sorunlara yol açabilir. Bu nedenle tedavi edilmesi gerekmektedir. Tedavide sırayla pozisyon değişikliği, fizyoterapi, masaj terapisi ve en son kask terapisi uygulanır' diye konuştu.</p><p>'Ebeveynlerin dikkati eken tanı ve tedavi için elzem'</p><p>Doç. Dr. Işık, pozisyonel plajiyosefalinin genellikle doğumdan sonraki ikinci aydan itibaren görülmeye başladığını ifade ederek, 'Kraniyosinostozis ise doğumdan itibaren görülebilir ancak yaşamın ilk yılında herhangi bir zamanda tanı konulabilir. Bebeklerle en fazla zamanı annenin ve babanın öncülüğünde bebek bakımına destek olan anneanne/babaanne gibi aile büyüklerinin geçirdiği düşünüldüğünde takip eden çocuk doktoru veya aile sağlığı merkezindeki hemşireden ziyade ebeveynlerin dikkati erken tanı ve tedavi için elzemdir. Pozisyonel plajiyosefalide bebeğin hep aynı tarafa yattığını fark edip pozisyon değişikliğine gidilebilir. Ya da bebeğin boynunu kastığı ve başını diğer tarafa çok çeviremediği fark ediliyorsa doğumsal tortikolis akılda tutulmalıdır' dedi.</p><p>'Kraniyosinostoz her durumda cerrahi müdahale gerektirir'</p><p>Doç. Dr. Semra Işık, kraniyosinostoz tedavi edilmezse kötüleşen kraniyal deformiteye ve potansiyel olarak artmış kafa içi basıncı ile genel kraniyal büyüme kısıtlamasına neden olabileceğini belirtti. Doç. Dr. Işık, 'Olası zeka geriliği, okul başarısında düşüklük, görme ve işitme kayıplarının yanı sıra deformite, çocuğun gelişimi sırasında akranlarıyla etkileşime girmesi, akran zorbalığı nedeniyle psikososyal sorunlara yol açabilir. Kraniyal büyüme kısıtlamasına ek olarak, sendromik hastalarda hidrosefali nedeniyle artmış kafa içi basınç gelişebilir. Tanı konulmasından kısa bir süre sonra cerrahi uygulanması gerekiyor. Tedavi edilmeyen kraniyosinostoz ile ilişkili riskler nedeniyle, genellikle kapalı olan sütürleri açmak ve kemikleri yeniden şekillendirmek için tanıdan kısa bir süre sonra cerrahi uygulanır. Şu anda bunun için kullanılan dört cerrahi yöntem var' ifadelerini kullandı.</p><p>'Yeniden şekillendirme ameliyat sırasında gerçekleştiğinden, başka ek tedaviye gerek yoktur'</p><p>'Geleneksel açık kalvaryal şekillendirme ameliyatı, kaynamış sütür de dahil olmak üzere deforme olmuş kafatası kemik kısımlarının çıkarılmasını, yeniden şekillendirilmesini ve yerleştirilmesini içerir' diyerek konuşmasını sürdüren Işık, 'Ameliyat yaklaşık 4-5 saat sürer ve sıklıkla kan nakli gerekir. Ameliyat sonrası, çocuk genellikle en az 1 gün yoğun bakım ünitesinde gözlemlenir ve daha sonra normal beyin ve sinir cerrahisi servisinde yaklaşık 3-5 gün geçirir. Göz çevresi şişmesi sonucu gözler kapanır, taburcu edilmeden önce tekrar açılması beklenir. Cerrahi riski azaltmak için ameliyat genellikle çocuk 6 aylığa ulaştıktan sonra yapılır. Yeniden şekillendirme ameliyat sırasında gerçekleştiğinden, başka ek tedaviye gerek yoktur' dedi.</p><p>Endoskopik ameliyat sonrası kask terapisi</p><p>Ameliyatın endoskopik olarak da yapılabildiğini söyleyen Doç. Dr. Işık, 'Endoskopi yardımlı minimal invazif cerrahi, kemikleri serbestleştirmek için sadece kaynaşmış sütürün çıkartılmasını içerir. Yeniden şekillendirme daha sonra kraniyal şekillendirici kask yardımıyla ameliyat sonrası gerçekleşir. Ameliyat yaklaşık 1 saat sürer; nadiren kan nakli gereklidir. Ameliyat sonrası, çocuk tipik olarak 1-2 gün beyin ve sinir cerrahisi servisinde gözlenir ve taburcu olmaya hazırdır. Genellikle göz çevresi ödemi gözlenmez. Takiben ameliyat sonrası 10. gün gibi şekillendirici kask tedavisine başlanır. Şekillendirici kask, sert bir dış kabuk ve özelleştirilebilir iç köpük dolgudan oluşur. Köpük, daha az büyümenin istendiği kafatası bölgeleriyle temas eder. Açık alanlar, daha fazla büyümenin istendiği kafatası bölgelerine yerleştirilmiştir. Bu şekilde, genel kafatası büyümesi stratejik olarak yönlendirilir. Kask tedavisinin göreceli dezavantajı kaskın maliyetidir. Ancak toplam maliyete bakıldığında yoğun bakım ve servis yatışının uzunluğu, cerrahi işlemin büyüklüğü nedeniyle açık kalvaryal şekillendirme endoskopi yardımlı sinostoz cerrahisine oranla nerdeyse 3 kat daha pahalı bir tedavi yöntemidir' diye konuştu.</p><p>'Bu süre içerisinde ne kadar erken ameliyat edilir ise kozmetik sonuçlar o kadar iyi olacaktır'</p><p>Her cerrahi yöntemin olumlu ve olumsuz özellikleri olduğunu vurgulayan Semra Işık, 'Bununla birlikte, tüm seçenekleri sunabilmenin anahtarı erken tanı ve yönlendirmedir. Endoskopik yardımlı minimal invazif cerrahiyi takiben kask tedavisi seçeneğini gerçekleştirmek için yaş penceresi ideal olarak 2.5-3.5 aylıktır, ancak bu prosedürü 6. aya kadar uygulayan merkezler de mevcuttur. Sendromik, kapalı çoklu sütür olguları ve 6 aydan büyük hastalar açık kalvaryal şekillendirme ile tedavi edilir. Kaskın çocuğun ilk doğum gününe kadar her gün günde 23 saat takılması gerekmektedir. Alışması zor gibi gözükse de bebeklerin çoğu oldukça uyumlu olmakta, alışma zorluğunu daha çok mental olarak aile yaşamaktadır. Endoskopi yardımlı kraniyosinostoz cerrahisi için uzun dönem sonuçları yayımlanmış en ideal hasta grubu herhangi bir sendromun eşlik etmediği tek sütür sinostozu ile başvuran 2 - 6 ay arası bebekler olarak belirtilmiştir.  Ancak bu süre içerisinde ne kadar erken ameliyat edilir ise kozmetik sonuçlar o kadar iyi olacaktır. Özellikle metopik ve koronal sinostozda 4. aydan sonra yapılan cerrahilerde kozmetik başarının düştüğü görülmektedir' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-kafatasi-sekil-bozu_1663496524_HjRbuD.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda kafatası şekil bozukluğunda dikkat çeken artış ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-kafatasi-sekil-bozu_1663496524_HjRbuD.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Böbrek ve lenf kanseri olduğunu öğrendi, ikisini de aynı anda yendi]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/bobrek-ve-lenf-kanseri-oldugunu-ogrendi-ikisini-de-ayni-anda-yendi/54470/</link>
            <description><![CDATA[Antalya'da istemsizce 15 kilo kaybının ardından hastaneye başvuran Gürsel Acar, şans eseri öğrendiği iki kanseri de aynı anda yenmenin mutluluğunu yaşıyor.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/bobrek-ve-lenf-kanseri-oldugunu-ogrendi-ikisini-de-ayni-anda-yendi/54470/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 18 Sep 2022 12:43:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Antalya&#39;da istemsizce 15 kilo kaybının ardından hastaneye başvuran Gürsel Acar, şans eseri öğrendiği iki kanseri de aynı anda yenmenin mutluluğunu yaşıyor.</p><p>Gaziantep&#39;te yaşayan 59 yaşındaki Gürsel Acar, 2021&#39;in Haziran ayında birden 15 kilo kaybetti. Bir süre sonra aşırı terleme ve sol tarafında da ağrı başladı. Memorial Antalya Hastanesi&#39;ne başvuran Acar&#39;ın tomogrofi sonucunda böbreğinde şüpheli bir kitle görüldü. Ardından detaylı ultrason muayenesinde Uz. Dr. Murat Oynak böbrekte tümör olduğunu, aynı zamanda lenf bezlerinin de normalden büyük olduğunu fark etti. Uz. Dr. Oynak böbrekten parça alırken, hastayı da PET/ CT çekilmesi için Medstar Antalya Hastanesi&#39;ne yönlendirdi.</p><p>Bir de lenfoma olduğunu öğrendi</p><p>Yapılan PET/ CT Nükleer Tıp Bölümü&#39;nden Prof. Dr. Akın Yıldız tarafından incelenirken, hastadaki lenf bezlerindeki büyümelerin böbrek kanseri ile ilgili olmadığı anlaşıldı. Hastada aynı zamanda lenf kanseri olabileceği düşünüldü. Bu kez de lenf için biyopsi yapıldı ve sonucunda Hodgkin lenfoma olduğu anlaşıldı. Gürsel Acar, Hematoloji Bölümü&#39;nden Uz. Dr. Burak Deveci&#39;ye yönlendirildi. Bu sırada böbrekten alınan biyopsi sonucu da kötü huylu çıkan hasta, aynı anda Hodgkin lenfoma ve böbrek kanseri olduğunu öğrendi.</p><p>Tek seans kriyoablasyon ile böbreğindeki tümör tamamen donduruldu</p><p>Gürsel Acar&#39;a böbreğindeki tümör için Girişimsel Radyoloji Bölümü&#39;nden Uz. Dr. Murat Oynak tarafından tek seans kriyoablasyon uygulaması yapıldı. Ardından Uz. Dr. Burak Deveci tarafından 12 kürlük kemoterapi tedavisi başlandı. Gürsel Acar yaşadığı süreç ile ilgili duygularını şöyle dile getirdi:</p><p>'Sadece böbreğim ağrıyor diye geldim ve hem böbrek kanseri hem de lenfoma olduğumu öğrendim. Tedavilerden sonra çok şanslı olduğumu anladım. İkisi de en başında fark edilmişti ve anında tedavisi uygulandı. Kriyoablasyonda hiçbir şey hissetmedim, evimde yatıyormuş gibi acı duymadan bir işlem yapıldı ve tümör donduruldu. Lenfoma için de aldığım tedaviden sonra tamamen sağlığıma kavuştuğumu öğrendim. Çok mutluyum.'</p><p>'Tümör lehine bir sonuç ile karşılaşmadık'</p><p>Gürsel Acar&#39;a kriyoablasyon işlemini gerçekleştiren Uz. Dr. Murat Oynak, böbrek kanseri vücudun başka bir bölgesine yayılmadığı için tıbbi onkoloji bölümüyle de görüşerek kriyoablasyonu uygun gördüklerini belirterek, 'Hastamızın sol böbreğindeki kitleye tamamına yanıt vereceği şekilde dondurma işlemi yaptık. İlk ay, 3, 6. ve 1. yıl kontrollerinde herhangi bir nüks olmadığını gördük. Ablasyon sahası şu anda tam istediğimiz gibi. Sadece ölü doku var ve tümör lehine bir durum ile karşılaşmadık. Hastamızın böbrek kanserinden tek seansta ameliyatsız kurtarmamız bizi çok mutlu etti, kendisine uzun sağlıklı yıllar dilerim' dedi.</p><p>İki kanseri de aynı anda yendi</p><p>Gürsel Acar&#39;ın Hodgkin lenfoma tedavisini gerçekleştiren Uz. Dr. Burak Deveci, hastanın tedaviye yanıtının çok iyi olduğunu söyleyerek, 'Hastamız iki hastalığı aynı anda öğrenmişti. Çok şanslı ki iki hastalığın tedavisine de çok iyi yanıt verdi. 12 kürde tamamlanan kemoterapi tedavisinden sonra kontrol biyopsisi yapıldı. Tamamen sağlığına kavuşmuş görünüyor. 5 yıl takibi devam edecek' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bobrek-ve-lenf-kanseri-oldugun_1663494364_wA9kDi.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Böbrek ve lenf kanseri olduğunu öğrendi, ikisini de aynı anda yendi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/bobrek-ve-lenf-kanseri-oldugun_1663494364_wA9kDi.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prof. Dr. Fevzi Altuntaş'tan kanserde CAR-T hücre tedavisi açıklaması: 'Sonuçları umut vaad etmekte']]></title>
            <link>https://www.akajans.net/prof-dr-fevzi-altuntas-tan-kanserde-car-t-hucre-tedavisi-aciklamasi--sonuclari-umut-vaad-etmekte-/54425/</link>
            <description><![CDATA[17'nci Dünya Aferez Kongresi'nin bu yılki ana teması 'CAR-T hücre tedavisi' oldu. Programda konuşan Kongre Başkanı ve CAR-T hücre tedavisinin Türkiye'de uygulandığı Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kök Hücre Nakli Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, 'Bu bir klinik araştırma, Faz-1, 2 dediğimiz erken aşama. Şu mesajı vermek isteriz; eğer tedavide standardı tükettiyseniz hekiminize mutlaka klinik araştırmalara katılmak için gönüllü olduğunuzu ifade edin. CAR-T tedavisi kanser tedavisinde çığır açan bir tedavi. Lösemi, lenfoma sonuçları umut vaad etmektedir. Ama uzun dönem sonuçlarını beklemek lazım' dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/prof-dr-fevzi-altuntas-tan-kanserde-car-t-hucre-tedavisi-aciklamasi--sonuclari-umut-vaad-etmekte-/54425/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 18 Sep 2022 10:43:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>17&#39;nci Dünya Aferez Kongresi&#39;nin bu yılki ana teması 'CAR-T hücre tedavisi' oldu. Programda konuşan Kongre Başkanı ve CAR-T hücre tedavisinin Türkiye&#39;de uygulandığı Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kök Hücre Nakli Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, 'Bu bir klinik araştırma, Faz-1, 2 dediğimiz erken aşama. Şu mesajı vermek isteriz; eğer tedavide standardı tükettiyseniz hekiminize mutlaka klinik araştırmalara katılmak için gönüllü olduğunuzu ifade edin. CAR-T tedavisi kanser tedavisinde çığır açan bir tedavi. Lösemi, lenfoma sonuçları umut vaad etmektedir. Ama uzun dönem sonuçlarını beklemek lazım' dedi.</p><p>Dünya Aferez Birliği (WAA) ve Avrupa Hemaferez Derneği (ESFH) tarafından 14-17 Eylül tarihleri arasında İstanbul&#39;da 17&#39;nci Dünya Aferez Kongresi ve 22&#39;nci Avrupa Hemaferez Kongresi ve Ulusal Transplantasyon ve Hücresel Tedaviler Kongresi hibrit olarak gerçekleştirildi. Şişli&#39;de bir otelde gerçekleştirilen programa 5 kıtadan 31 ülkeden 400&#39;ün üzerinde katılımcı kayıt olurken, ana tema hematolojik kanserlerle mücadelede çığır açan gelişme olarak ifade edilen 'CAR-T hücre tedavisi' oldu. Programın son gününde düzenlenen basın toplantısına Dünya Aferez Birliği ve Dünya Aferez Kongresi Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, Aferez Derneği Başkan Yardımcısı, Kayseri Şehir Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Direktörü Prof. Dr. Serdal Korkmaz, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Hematoloji Bölümü&#39;nden Prof. Dr. Mehmet Ali Erkurt, Transplantasyon ve Hücresel Tedaviler Derneği&#39;nden Doç. Dr. Mehmet Sinan Dal katıldı. Toplantıda Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nin kişiselleştirilmiş 'CAR-T hücre tedavisi'nin Türkiye&#39;de klinik araştırma çerçevesinde uygulandığı bir nokta olduğu ifade edildi. Bağışıklık hücrelerinin kanser hücrelerine karşı yönlendirilerek, kanser hücrelerinin yok edilmesine imkan sağlayan kişiselleştirilmiş tedaviye ilişkin bilgiler verildi. Tedavinin multiple myeloma hastalarına uygulandığı ifade edilirken, Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kök Hücre Nakli Merkezi Direktörlüğünü de yürüten Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, şu anki sonuçların gelecek için umut verici olduğunu, uzun dönem sonuçlarının beklenmesi gerektiğini söyledi.</p><p>'Klinik araştırma kapsamında CAR-T hücrelerini uygulamaktayız'</p><p>CAR-T hücre tedavisinden elde edilen ilk bulguların umut vaad ettiğine vurgu yapan Dünya Aferez Birliği ve Dünya Aferez Kongresi Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, 'CAR-T hücre tedavisi normalde T hücrelerimiz bağışıklık hücresi, vücut savunmasında görev alıyorlar. Biz bu tedavide ne yapıyoruz; insanın kendi T hücrelerini toplayıp laboratuvar ortamında bunların genetik bilgisini değiştiriyoruz. Bir genetik bilgi aktarıyoruz. Genetik bilgiyle bu T hücrelerine bir reseptör ilave ediyoruz. Bu reseptör ne yapıyor; kanser hücrelerine gidip spesifik olarak tanıyorlar. Bir taraftan gidip tümör hücresini tanıyıp bağlanıyor, bir taraftan da normal fizyolojik olandan daha güçlü bir şekilde kanser hücresini öldürmüş oluyor. Bir nevi genetik, hücresel tedavi bir nevi de immünoterapi. Dünyada CAR-T tedavileri hızla artmakta. Bu sene düzenlediğimiz 17&#39;inci dünya kongresi ve 22&#39;nci Avrupa Kongresi&#39;nde ana tema da CAR-T hücresiydi' dedi.</p><p>'Lösemi, lenfomada sonuçları umut vaad etmekte'</p><p>Yürütülen çalışma hakkında bilgi veren ve çalışmanın uzun dönem sonuçlarının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, 'Ülkemizde biz kendi merkezimizde klinik araştırma kapsamında CAR-T hücrelerini uygulamaktayız. Bu bir klinik araştırma, Faz-1, 2 dediğimiz erken aşama, dünyada ruhsat aşamasında olan 6 ürün var, bunlar daha çok Amerikan kaynaklı. Ülke hücresel tedaviler ve immünoterapiler konusunda dünyanın gelişmiş Batı ülkelerinden daha geri değiliz. Hatta daha ileriyiz diyebiliriz. Bizi izleyen izleyicilerimize de şu mesajı vermek isteriz; eğer standardı tükettiyseniz hekiminize mutlaka klinik araştırmalara katılmak için gönüllü olduğunu ifade edin. Klinik araştırma merkezlerine başvurun. Standardı tükettikten sonra klinik araştırmalar sizin için en iyi opsiyon olacaktır. CAR-T hücre tedavisi her derde deva değil, uygun hastaya uygun dozda uygun zamanda verildiği zaman önemli bir tedavi seçeneğidir. CAR-T tedavisi kanser tedavisinde çığır açan bir tedavi. Lösemi, lenfoma, myelomada sonuçları umut vaad etmektedir. Ama uzun dönem sonuçlarını beklemek lazım' şeklinde konuştu.</p><p>'Plazma değişiminin etkinliği yaptığımız çalışmalara göre yüzde 85-90'</p><p>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı yürütülen ve ödül aldıkları tedavi yöntemine ilişkin bilgi veren Aferez Derneği Başkan Yardımcısı ve Kayseri Şehir Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Direktörü Prof. Dr. Serdal Korkmaz, 'Abel Turner Genç Araştırmacı Ödülü olarak geçiyor. Bu yıl da ben ve ekibim aldık ödülü. Yaptığımız çalışma Kırım Kongo Kanamalı hastalardaki tedaviyle ilgiliydi. Gerçekten nadir bir hastalık ve henüz tedavisi dünyada bilinmiyor. Biz de en iyi destek tedavisinin tedavi edici plazma değişimi olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle orta ve ağır risk grubundaki hastalara biz bu tedaviyi uyguluyoruz. Plazma değişiminin etkinliği de bizim yaptığımız çalışmalara göre söylüyorum; yüzde 85-90 olarak bildirebilirim. Bunun tüm dünyada yaygınlaşabilmesi için birtakım kılavuzlar var, zamanla bu kılavuzlara girdiğinde tüm dünya bu tedaviden faydalanacaktır diye düşünüyorum' diye konuştu.</p><p>'2-3 sene sonra tüm dünyada yaygınlaşır diye düşünüyorum'</p><p>Çalışmanın 2-3 sene içerisinde dünya ülkelerinde yaygınlaşabileceğini belirten Prof. Dr. Serdal Korkmaz, 'Dünyayla paylaşmak için bu kongre bir fırsattı. Zaman gösterecek, belki 2-3 sene sonra tüm dünyada yaygınlaşır diye düşünüyorum. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi&#39;nin yaygınlığı İç Anadolu&#39;nun kuzey tarafı, Doğu Anadolu&#39;nun kuzeyi ve Orta Karadeniz&#39;de daha çok görülüyor. Ama tek tek vakalar aslında Türkiye&#39;nin her tarafında var. Normalde semptomlar gribal enfeksiyon semptomları gibidir, bu şikayetleri herhalde grip geçiriyorum diye buna bağlıyorlar, gelmiyorlar. Ne zaman ki herhangi bir kanama meydana geldiğinde hastamızın vücudunda acil servise o zaman başvuruyor. Ama bazen iş işten geçmiş olabiliyor. Zaten kaybettiğimiz vakalarda genellikle bu şekilde geç gelmiş vakalar oluyor' dedi.</p><p>'2021 yılında yaklaşık 5 bin civarı kök hücre nakli yapıldı'</p><p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Hematoloji Bölümü&#39;nden Prof. Dr. Mehmet Ali Erkurt, kök hücre tedavisine ilişkin dünyadan ve Türkiye&#39;den oranlar paylaşarak bağışın önemine dikkat çekti. Türkiye&#39;nin etkili kök hücre nakli yapan ülkeler arasında en önde yer aldığına vurgu yapan ve bu alandaki çalışmaların süreci daha başarılı bir noktaya getireceğine inandığını dile getiren Prof. Dr. Mehmet Ali Erkurt, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'1 milyon civarı kayıtlı kemik iliği bağışçısı var ve son yıllarda yıldan yıla katlanarak gelişen bir sistem. Kendim de Türkök bağışçısıyım, dünyada yılda 60 bin civarında kök hücre nakli yapılıyor. Ülkemizde 2021 yılında yaklaşık 5 bin civarı kök hücre nakli yapıldı.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/prof-dr-fevzi-altuntas-tan-kan_1663487163_3wKM8O.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prof. Dr. Fevzi Altuntaş'tan kanserde CAR-T hücre tedavisi açıklaması: 'Sonuçları umut vaad etmekte' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/prof-dr-fevzi-altuntas-tan-kan_1663487163_3wKM8O.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kesisiz kanser ameliyatı bölgede ilk kez Diyarbakır'da gerçekleşti]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/kesisiz-kanser-ameliyati-bolgede-ilk-kez-diyarbakir-da-gerceklesti/54236/</link>
            <description><![CDATA[Diyarbakır ve bölgede ilk kez TAMİS ameliyatı, kesisiz özel aparatlarla makattan gerçekleşti, hasta 24 saatte taburcu oldu.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/kesisiz-kanser-ameliyati-bolgede-ilk-kez-diyarbakir-da-gerceklesti/54236/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 17 Sep 2022 13:26:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diyarbakır ve bölgede ilk kez TAMİS ameliyatı, kesisiz özel aparatlarla makattan gerçekleşti, hasta 24 saatte taburcu oldu.</p><p>Diyarbakır&#39;da yaşayan Naci Müncüoğlu, kabızlık problemiyle gittiği hastaneden kalın bağırsağının son bölümünde oluşan lezyonların görülmesi sonucu kanser şüphesiyle ameliyata alındı. Bölgede ilk defa Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gerçekleştirilen kesisiz Transanal Minimal İnvaziv Cerrahi (TAMİS) ameliyatıyla, ağrısız ve özel aparatlarla gerçekleştirilen, 24 saatte taburcu olma imkanı sunan operasyon Op. Dr. Salim İlksen Başçeken, Op. Dr. Deniz Tikici ve Op. Dr. Şeref Dokçu&#39;nun yer aldığı ekip tarafından gerçekleştirildi. Makattan özel bir aparat ile girilerek kesisiz yapılan kanser ameliyatında lezyon patolojiye gönderilmek için yola çıkarken hasta ise günlük yaşamına geri döndü. Ağrısız gerçekleştirilen ameliyattan memnuniyet duyan hasta Naci Müncüoğlu, ameliyat olmamış gibi hissettiğini kaydetti. Müncüoğlu, 'Daha önce kabızlıktan çok zorluk çektim, neredeyse ölümle yüzleştim. Doktorlarım tetkitlerini yaptıktan sonra gün verdiler. Çok başarılılar böyle bir ameliyat ilk defa gerçekleşiyor. Sanki ameliyat olmamış gibi kendimi çok iyi hissediyorum. Ağrı ve sızım yok, Allah hepsinden razı olsun' dedi.</p><p>24 saate taburcu oldu</p><p>Cerrahi Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Salim İlksen Başçeken, hastanın kalın bağırsağının son kısmına gelen rektumda bir geniş tabanlı lezyon olduğunu fark ettiklerini kaydederek bu lezyonu hiç kesi yapmadan transanal ile laparaskopik olarak çıkarttıklarını ve hastayı 24 saate taburcu ettiklerini, lezyonu çıkartarak patolojiye gönderip sonucunu bekleyeceklerini aktardı.</p><p>Hem uzun süreçli yatıştan hem de ağrılardan kurtarıyor</p><p>Cerrahi Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Şeref Dokçu, bu gibi vakalar çok karşılaştıkları hastalar olduğunu fakat buradaki özellik, minimal invaziv cerrahi denilen daha küçük aletlerle anal bölgeden girerek o lezyonu içerden çıkarma yöntemi olduğunu vurguladı. Op. Dr. Dokçu, 'Eğer bu olmasaydı karın bölgesinde açık ameliyatı yapmak gerekiyordu. Buda hastalar için problem oluyor ve hastanın kalış süreci, komplikasyon süreçlerini uzatıyor. Bu hastamızda ilk defa Diyarbakır&#39;da gerçekleştirdiğimiz bir operasyondu, bu gibi işlemleri hastanemizde yapmaktayız. Özellikle Diyarbakır için Sağlık Bakanlığımızın bize uygulamış olduğu fırsatlar, hastalarımız için büyük bir şans. Buraya gelecek olan hastalar en azından başka illere gitmemiş olacak, onlar için rahatlık olacak. Bu hastamız dün ameliyat oldu bugün taburcu oluyor, hiçbir problem yok bundan sonrada problem olmayacak hastamız yakın takibimizde olacak' diye konuştu.</p><p>'Bu operasyonlar için tecrübe ve özel aparat gerekiyor'</p><p>Gastroenteroloji cerrahisi uzmanı Op. Dr. Deniz Tikici, kesisiz ameliyat yapılması için kalın bağırsağın özellikle son 8-10 santiminde olan lezyonlar lümeni tama yakın tıkamamış küçük ve geniş lezyonlarda kanser şüphesi varsa bunu herhangi bir şekilde kolonoskopi, endoskopik yöntemle çıkartılamıyorsa o zaman bu yöntemler tercih edildiğini belirtti. Op. Dr. Tikici, 'Bu yöntemler her yerde yapılamıyor, özel aparatlara gereksinim duyuluyor. Özellikle cerrahi ekibin bu konuda tecübeli olması lazım. Op. Dr. Salim İlksen Başçeken ve Op. Dr. Şeref Dokçu ile biz bu ameliyatı gerçekleştirdik. Bunun için belli bir tecrübe ve deneyim gerekiyor mutlaka' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/kesisiz-kanser-ameliyati-bolge_1663410845_Vlr5Y1.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kesisiz kanser ameliyatı bölgede ilk kez Diyarbakır'da gerçekleşti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/kesisiz-kanser-ameliyati-bolge_1663410845_Vlr5Y1.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[320 gram doğan bebek 5 ay sonra annesinin kollarında]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/320-gram-dogan-bebek-5-ay-sonra-annesinin-kollarinda/54181/</link>
            <description><![CDATA[İzmir'de 24 haftalıkken 320 gram ağırlığında dünyaya gelen bebek, 5 ay kuvözde kaldıktan sonra anne ve babasına kavuştu.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/320-gram-dogan-bebek-5-ay-sonra-annesinin-kollarinda/54181/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 17 Sep 2022 11:07:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İzmir&#39;de 24 haftalıkken 320 gram ağırlığında dünyaya gelen bebek, 5 ay kuvözde kaldıktan sonra anne ve babasına kavuştu.</p><p>Balıkesir&#39;de yaşayan Çakır ailesi ilk çocuklarını kucaklarına almayı beklerken Emine Çakır, henüz 24 haftalık hamileyken sancıları nedeniyle hastaneye gitti. Çakır, durumunun riskli görülmesi nedeniyle İzmir&#39;de bir hastaneye sevk edildi. İzmir&#39;de gerçekleşen doğum sonrası Çakır, 320 gram ağırlığında bir erkek bebek dünyaya getirdi. Minik bebek, doğduğu hastaneden tam İzmir&#39;deki teşekküllü bir hastaneye sevk edildi. Burada 5 ay boyunca kuvözde tedavi gören minik bebek, tedavisinin sonunda 2 bin 500 gramlık ağırlığa ulaşarak sağlıklı bir şekilde taburcu edildi.</p><p>Minik bebeğin doktoru olan Tınaztepe Galen Hastanesi Neonatoloji Uzmanı Burçin İşcan, 320 gram doğum ağırlığının çok sık karşılaşılan bir durum olmadığını söyledi. Minik bebeği ilk gördüğü an çok heyecanlandığını ifade eden İşcan, 'Bu bebek, meslek hayatımda karşılaştığım en düşük doğum ağırlığına sahip bebekti. Türkiye&#39;de ve dünyada örnekleri var ama çok sık karşılaşılan bir durum değil. İlk doğduğunda kalp atımları zayıf olduğu için canlandırma ile hayata tutundu. Bu süreç çok kolay olmadı. 5 ay boyunca yoğun bir tedavi uygulandı. Şu an 2 bin 500 gram ağırlığa ulaştı ve normal bir bebek olarak taburcu ediyoruz' dedi.</p><p>Bebeğin 5 ay boyunca kuvözde tedavi edildiğini anlatan İşcan, 'Organ gelişimleri yeterli olmadığı için destek tedaviler gerekti. Çakır bebek, dünyadaki sayılı bebeklerden. Bu ağırlıkta doğup hayata tutunabilen örnekler var ama bunlar bir elin parmaklarını geçmez. Şuan tüm organ fonksiyonları gelişmiş durumda, annesinin kucağında ve eve gitmeye hazır' diye konuştu.</p><p>'Eşimle sürekli ağladık'</p><p>Bebeği için çok endişelendiğini anlatan anne Emine Çakır, 'Balıkesir&#39;deki hastane riskli görüp İzmir&#39;de bir hastaneye sevk etti. Orda hemen doğuma aldılar. Yaşayacak mı diye endişe içindeydim. Allah&#39;a şükür şuan durumu çok iyi. Eşimle sürekli ağladık, birbirimize destek olduk. İnşallah sağlığı hep yerinde olur' dedi.</p><p>'Bugün ilk defa kucağımıza aldık'</p><p>Bebeğini 5 aydır görmediği için heyecanlı olduğunu ifade eden baba Enes Çakır ise, 'Çok mutluyum. Bugün ilk defa kucağımıza aldık. Kuvözde karşıdan gördüm ama çocuğum olduğunu bile anlayamamıştım. Çok küçüktü. İlk defa anne baba olduk, o yüzden daha da heyecanlıyız. İnşallah birlikte uzun bir ömür geçiririz. Babamın ismi olan Sami&#39;yi koyduk sonuna bir de Efe ekledik' şeklinde konuştu.</p><p>Bebeklerini kucaklarına alan Çakır ailesi daha sonra Balıkesir&#39;deki evlerinin yolunu tuttu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/320-gram-dogan-bebek-5-ay-sonr_1663402444_ADLzGu.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 320 gram doğan bebek 5 ay sonra annesinin kollarında ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/320-gram-dogan-bebek-5-ay-sonr_1663402444_ADLzGu.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[TÜRKÖK'ün kuruluşuyla kök hücre bağışları hızlandı]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/turkok-un-kurulusuyla-kok-hucre-bagislari-hizlandi/54178/</link>
            <description><![CDATA[Her yıl eylül ayının üçüncü cumartesi günü gönüllü kemik iliği bağışçılarına teşekkür etmek amacıyla 'Dünya Kök Hücre Bağışçıları Günü' kutlanıyor.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/turkok-un-kurulusuyla-kok-hucre-bagislari-hizlandi/54178/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 17 Sep 2022 11:01:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Her yıl eylül ayının üçüncü cumartesi günü gönüllü kemik iliği bağışçılarına teşekkür etmek amacıyla &#39;Dünya Kök Hücre Bağışçıları Günü&#39; kutlanıyor.</p><p>Kızılay ile Sağlık Bakanlığının birlikte yürüttüğü TÜRKÖK (Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi) projesi ile 8 yıl içinde 15 bin eşleşme, 4 binden fazla başarılı nakil gerçekleştirildi. T.C. Sağlık Bakanlığı ile 2013 yılında imzaladığı protokolle TÜRKÖK&#39;ü kurarak kök hücre çalışmalarına başlayan Kızılay, yurt dışına olan bağımlılığı azaltarak ve hastaların yaşama şanslarını arttırarak önemli bir adım attı.</p><p>TÜRKÖK kurulana kadar aile dışı uygun bağışçı bulma neredeyse yok denecek kadar azdı. Yapılan kök hücre nakillerinin tamamı yurt dışından bulunan kök hücre bağışçıları ile gerçekleştiriliyordu. Yurt dışından kök hücre ürününün Türkiye&#39;ye gelmesi ise 6-12 ay sürüyordu. TÜRKÖK&#39;ün kurulmasıyla Kızılay o tarihten bu yana kök hücre bağışçı adaylarının kazanımını sağlıyor ve eşleşme/nakil süreçlerinin takibini yürütüyor.</p><p>Onlar pelerinsiz kahramanlar</p><p>Bugüne kadar 15 bn eşleşme ve 4 bin nakil gerçekleştirildi</p><p>2014&#39;te başlayan kök hücre bağışçısı kazanımı faaliyetleri sonucunda bugüne kadar kök hücre bağışçı adayı sayısı yaklaşık 850 bine ulaşırken 15 bin eşleşme gerçekleşti. İlik bekleyen 4 bin hastaya da nakil işlemi yapıldı. Sisteme kayıtlı kök hücre bağışçı adaylarının %58&#39;i erkek, %42&#39;si kadın bağışçılardan oluşuyor. Kök hücre bağışçı adaylarının %55&#39;i 18-35 yaş aralığında bulunuyor. Ayrıca kök hücre bağışçı adaylarının %64 aynı zamanda kan bağışçısı adayı oluşturmaktadır.</p><p>Kök hücre bağışı hastalara umut oluyor</p><p>TÜRKÖK&#39;ün hayata geçirilmesinin ardından kök hücre bağışçısı olan duyarlı vatandaşlardan 26 yaşındaki işitme engelli Erkan Tufan kök hücre bağışında bulunarak 2021&#39;de bir kadın hastaya umut oldu. Yine 35 yaşındaki kök hücre bağışçısı Cihan Kaya, bağışta bulunduktan 4 ay sonra küçük bir kız çocuğuyla eşleşti. Kök hücre bağışçı adayı sayısı artsa da yeni bağışçı kazanımı ihtiyacı her yıl devam ediyor.</p><p>Kızılay ise kök hücre bağışında bulunarak hayat kurtarmak isteyen vatandaşlara en yakın Kızılay Kan Bağış Birimi veya mobil araçlarına başvurmaları çağrısında bulunarak nakil bekleyen binlerce hastanın hayalini gerçekleştirmek için gece gündüz çalışmalarını sürdürüyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/turkok-un-kurulusuyla-kok-hucr_1663402084_D16Kuo.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ TÜRKÖK'ün kuruluşuyla kök hücre bağışları hızlandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/turkok-un-kurulusuyla-kok-hucr_1663402084_D16Kuo.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Basit şekerli besinler depresyonu tetikleyebiliyor']]></title>
            <link>https://www.akajans.net/uzmani-uyardi--basit-sekerli-besinler-depresyonu-tetikleyebiliyor-/54171/</link>
            <description><![CDATA[Bariatrik Cerrahi Diyetisyeni Cansu Arslan, birçok besinin içinde bulunan basit şekerin obezite, diyabet, hipertansiyon gibi hastalıklara sebebiyet verirken depresyonunda tetikleyicisi olabileceğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/uzmani-uyardi--basit-sekerli-besinler-depresyonu-tetikleyebiliyor-/54171/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 17 Sep 2022 10:47:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bariatrik Cerrahi Diyetisyeni Cansu Arslan, birçok besinin içinde bulunan basit şekerin obezite, diyabet, hipertansiyon gibi hastalıklara sebebiyet verirken depresyonunda tetikleyicisi olabileceğini söyledi.</p><p>Medicana Sivas Hastanesi Bariatrik Cerrahi Diyetisyeni Cansu Arslan 19-25 Eylül Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası dolayısıyla şeker kullanımı hakkında açıklamalarda bulundu. Arslan, 'Karbonhidratlar günlük enerji ihtiyacımızın çoğunu karşılayan besin grubudur. Kompleks ve basit karbonhidrat olarak 2 grupta değerlendirilir. Tam buğday ekmekler-makarnalar, bulgur, esmer pirinç, yulaf unu ve meyveler kompleks karbonhidrat içerir. Basit karbonhidratlara ise beyaz sofra seker dediğimiz şekeri içeren, hazır paketli ürünler, tatlılar, asitli içecekler örnek verilebilir. Kompleks karbonhidratlarda basit şekere göre daha çok lif bulunur ve kan şekerini dengeler. Besin değeri de daha yüksek olduğu için kompleks karbonhidratlar tüketilmesini önerdiğimiz gruptur.' şeklinde konuştu.</p><p>'Sigara, alkol bağımlılığı gibi karbonhidrat bağımlılığı da mevcut'</p><p>Arslan, Sigara, alkol bağımlılığı gibi karbonhidrat bağımlılığının da mevcut olduğuna değinerek, 'Araştırmalar gösteriyor ki kompleks karbonhidrat yerine basit şekerli besinleri fazla tüketen bireylerde enerji dengesi bozuluyor, vücutta yağ doku birikimi artıyor. Bu da başta obezite olmak üzere diyabet, hipertansiyon, depresyon gibi pek çok hastalığın sebebi olabiliyor. Şeker ve şekerli besinlere karşı &#39;Ya hep ya hiç&#39; gibi sert bir bakış açısı yerine ılımlı tüketmeliyiz. Sigara, alkol bağımlılığı gibi düşünüp şeker kullanımını bırakma yoluna gitmeliyiz. Çayı, kahveyi şekersiz kullanmayı denemeliyiz. Olmuyorsa tek seferde eklediğimiz şeker miktarını düşürmeliyiz. Örneğin bir fincana 2 küp şeker ekliyorsak 1 küp şekere düşürmeliyiz. Ya da içtiğimiz fincan sayısını azaltabiliriz. Böylece aşamalı şekilde şeker kullanımını bırakabiliriz' diye konuştu.</p><p>'Açken alışveriş yapılmamalı'</p><p>Açken alışverişin yapılmaması gerektiğine söyleyen Arslan, 'Çikolata, gofret, şekerlemeler gibi paketli ürün tüketimini haftada birkaç kez ile sınırlandırabiliriz. Sütlü-meyveli tatlıları soğuduktan sonra bal ya da pekmezle tatlandırabiliriz. Beyaz un kullanımı yerine evlerde tam tahıllı, tam buğday unu kullanımını yaygınlaştırabiliriz. Çocuklarımızla evde sağlıklı tatlı tarifleri deneyebilir &#39;abur cubur&#39; dediğimiz atıştırmalık alışverişini azaltabiliriz. Açken kan şekerimizi hızla yükseltecek basit karbonhidratlı besinlere daha çok yöneldiğimiz için açken alışverişe çıkmayabiliriz. Tüm bu noktalara dikkat ederek hastalıklara karşı kendimizi koruyabiliriz' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/uzmani-uyardi--basit-sekerli-b_1663401245_KY5Qu0.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanı uyardı: 'Basit şekerli besinler depresyonu tetikleyebiliyor' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/uzmani-uyardi--basit-sekerli-b_1663401245_KY5Qu0.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ünlü kuaför İstanbul'da saç ektirdi]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/unlu-kuafor-istanbul-da-sac-ektirdi/54145/</link>
            <description><![CDATA[Londra'nın önde gelen kuaförlerinden biri olan Samet Zili, saç ektirmek için Türkiye'yi tercih etti.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/unlu-kuafor-istanbul-da-sac-ektirdi/54145/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 17 Sep 2022 09:59:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Londra&#39;nın önde gelen kuaförlerinden biri olan Samet Zili, saç ektirmek için Türkiye&#39;yi tercih etti.</p><p>Geçtiğimiz günlerde İstanbul&#39;a gelerek Hair of İstanbul&#39;da operasyon geçiren Zili, 'Saç ekimi önemli bir işlem, bu konuda çok araştırma yaptım ve en doğru adresi buldum' dedi.</p><p>Uzun süredir İngiltere&#39;de yaşayan ve Hairbysam adlı kuaför salonuyla Londra&#39;da faaliyet gösteren ünlü kuaför Samet Zili, daha gür saçlara sahip olabilmek için saç ektirdi. Geçtiğimiz günlerde Londra&#39;dan İstanbul&#39;a gelen Zili, operasyon için Hair of İstanbul&#39;u tercih etti.</p><p>'İleri teknikleri uyguluyorlar'</p><p>Veysel Mehmet Akdemir ve Fatih Mehmet Akdemir kardeşlerin CEO olduğu Hair of İstanbul&#39;daki işlem sırasında ve sonrasında hiçbir ağrı hissetmediğini belirten Samet Zili, operasyondan memnun kaldığını söyleyerek, 'Dünyadaki gelişmiş sağlık merkezlerinin saç ekiminde kullandıkları ileri teknikleri uyguluyorlar. Teknolojiyi yakından takip ediyorlar. İşlem öncesinde de, sonrasında da hastalarıyla güzel bir iletişim kuruyorlar' şeklinde konuştu.</p><p>'Türkiye sağlık alanında 1 numara'</p><p>Türkiye&#39;nin sağlık alanında zirvede yer aldığını dile getiren Samet Zili, saç ekimi yaptırmaya karar verdikten sonra da uzun süre araştırma yaptığını ve sonunda kendi ülkesinde karar kıldığını belirtti. Zili, 'Saçlarım zaten var, ancak daha canlı ve gür görünmesini istediğim için ekim yaptırmaya karar verdim. Çok araştırdım, sonunda yine ülkemi tercih ettim. Hair of İstanbul da bu alanda en iyisi. Hiçbir sorun yaşamadım. Tüm sağlık konularında olduğu gibi saç ekiminde de doğru tedavi çok önemli. Yaptırmayı düşünen herkese en iyi yerleri seçmelerini öneririm' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/unlu-kuafor-istanbul-da-sac-ek_1663398243_aT7AiN.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ünlü kuaför İstanbul'da saç ektirdi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/unlu-kuafor-istanbul-da-sac-ek_1663398243_aT7AiN.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kolunuzu kaldırdığınızda omuza vuran ağrıya dikkat]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/kolunuzu-kaldirdiginizda-omuza-vuran-agriya-dikkat/54132/</link>
            <description><![CDATA[Hemen her yaşta görülebilen omuz sıkışması sendromunun özellikle 40 yaş ve üzeri için en sık rastlanan omuz ağrısı nedeni olduğunu belirten Prof. Dr. Cem Coşkun Avcı, 'Kolumuzu başımızın üstüne kaldırdığımızda bir ağrı oluşuyorsa bu omuz sıkışması sendromundan kaynaklanıyor olabilir. Omuz sıkışmasında gündüzleri çok fazla ağrı olmaz. Akşamları yattığımızda ağrıyı daha fazla hissederiz' dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/kolunuzu-kaldirdiginizda-omuza-vuran-agriya-dikkat/54132/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 17 Sep 2022 09:32:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hemen her yaşta görülebilen omuz sıkışması sendromunun özellikle 40 yaş ve üzeri için en sık rastlanan omuz ağrısı nedeni olduğunu belirten Prof. Dr. Cem Coşkun Avcı, 'Kolumuzu başımızın üstüne kaldırdığımızda bir ağrı oluşuyorsa bu omuz sıkışması sendromundan kaynaklanıyor olabilir. Omuz sıkışmasında gündüzleri çok fazla ağrı olmaz. Akşamları yattığımızda ağrıyı daha fazla hissederiz' dedi.</p><p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü&#39;nden Prof. Dr. Cem Coşkun Avcı, omuz sıkışması sendromu ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Cem Coşkun Avcı, elin başüstüne kaldırıldığı durumlarda omuz çevresinde ortaya çıkan ağrının omuz sıkışmasının belirtisi olabileceğinin söyleyerek, 'Omuz sıkışma hastalığı Omuz eklemimizi hareket ettiren kas ve tendonların omuz kemeri denen kemiğin altında sıkışması sonucunda ortaya çıkan ağrıdır. Sendromun tipik belirtisi olan eli yukarı kaldırma esnasında oluşan ağrı en belirgin özelliğidir. Omuz sıkışmasında gündüzleri çok ağrı olmayabilir. Yer çekiminin etkisiyle kol serbest pozisyondayken omuz eklemi aşağıya doğru indiği için omuzdaki aralık genişler. Dolayısıyla orada herhangi bir sıkışma kalmaz. Özellikle kolu yukarı kaldırınca ya da akşamları yattığımızda bu aralık daraldığı için ağrı ortaya çıkar' diye konuştu.</p><p>'Her yaşta görülebilir'</p><p>Omuz sıkışmasının birçok nedenle oluşabildiğine işaret eden Prof. Dr. Avcı, açıklamalarına şöyle devam etti: 'Omuzu aşırı kullanmak, meslek ve spor aktiviteleri omuz sıkışmasına neden olabilir. Ortaya çıkan tendon iltihaplanmaları yani tendinitler, kemiklerde omuz aralığını daraltan bazı yapısal değişiklikler, kas yırtıkları, hareket bozuklukları ve donuk omuz hastalığı omuz sıkışma sendromuna neden olabilir. Omuz ağrısı olan hastaların mutlaka ortopedi hekimine başvurmasında fayda var. Çünkü yapılan spora ve aktiviteye göre her yaşta görülebilir.  Öte yandan en çok görüldüğü yaş grubu orta yaş grubudur. Orta yaş grubunda omuz kaslarının yıpranması ve omuz eklem aralığının daralması nedeni ile omuz sıkışma hastalığını daha çok görüyoruz. Bazen de travmaya bağlı yani bir takım zorlanmalar neticesinde kas iltihaplanmaları, kanamaları ve ödemleri oluştuğu için de sıkışma görülebilir.'</p><p>'Tanıyı radyolojik tetkiklerle koyuyoruz'</p><p>Prof. Dr. Avcı, omuz ağrısı şikyetiyle gelen hastaların önce muayene edildiğini işaret ederek şu bilgileri verdi: 'Bunun dışında tanı için ilk olarak röntgen çektiriyoruz. Röntgende omuz sıkışma hastalığı bulgularını görmek mümkündür. Özellikle aralıkta daralmalar, kemik yapısında bir takım dejeneratif yani yıpranmaya bağlı değişiklikler röntgenle görülebilir. Onun dışında tanıda en çok kullandığımız görüntüleme yöntemi de MR&#39;dır. MR ile hem sıkışma sendromunun sebebini hem de varsa müdahale gerektiren bir takım yırtıkları, kaslarla ilgili değişiklikleri görmek mümkündür. Dolayısıyla tanısını muayene ve radyolojik tetkiklerle koyuyoruz. Tedavide ilk basamak ameliyat dışı yöntemlerdir. Ameliyat dışı yöntemler ilaçlar, enjeksiyonlar ve fizik tedaviden oluşuyor. İlaçlarla omuz bölgesindeki kas iltihaplarını gidermek mümkün oluyor. Test ve tedavi amacı ile omuz eklem boşluğuna bir takım enjeksiyonlar yapıyoruz. Bu enjeksiyonlar çoğunlukla lokal anestezik maddeler ve kortizon karışımından oluşuyor. Bunlar bu bölgedeki iltihabi değişimleri gidermekte etkili oluyor. Dolayısıyla tedavilerde enjeksiyonlardan çok yararlanıyoruz. Bunun dışında fizik tedavi de çok etkili oluyor. Fizik tedaviden sonra bölgedeki hareket bozukluğuna bağlı bir takım sıkışmaya neden olan faktörlerde ortadan kalkmış oluyor.'</p><p>'Hastaların yüzde 90&#39;ı cerrahi dışı yöntemle kurtuluyor'</p><p>Çoğunlukla hastaların yüzde 90&#39;ında ameliyatsız yöntemlerin başarı sağladığına dikkati çeken Prof. Dr. Cem Coşkun Avcı, 'Eğer ağrının altında yatan başka bir neden yırtık ise ya da 6 aydan uzun süre devam eden fizik tedavi ve ilaçlara rağmen ağrılar geçmezse cerrahi yöntemlere başvurulur. Cerrahi yöntemler içinde de artroskopi kullanılarak bölgedeki yıpranmış tendonlar temizlenir, kemik uçları düzleştirilir, eklem aralığı genişletilerek operasyon sonrası ağrının hemen ortadan kalkması sağlanır. Tedavi sonrası sıkışmaya neden olan aktivite ya da duruma devam edilirse hastalığın tekrarlama riski yükselir. Özellikle sporcularda bu durumu çok görüyoruz. Ağır spor yapanlarda, halter, voleybol, basketbol ve hentbol sporcularında hastalığın tekrarladığını görüyoruz. Altta yatan bir yırtık varsa, o yırtıklardan oluşan iltihabi reaksiyon nedeniyle de yine tekrarlama görebiliriz' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/kolunuzu-kaldirdiginizda-omuza_1663396682_AqoWL5.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kolunuzu kaldırdığınızda omuza vuran ağrıya dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/kolunuzu-kaldirdiginizda-omuza_1663396682_AqoWL5.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kazakistanlı hekimler, Türkiye'de aldıkları eğitim sonrası sertifikalarına kavuştu]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/kazakistanli-hekimler-turkiye-de-aldiklari-egitim-sonrasi-sertifikalarina-kavustu/54129/</link>
            <description><![CDATA[Uluslararası Tıbbi Uzmanlık Eğitimleri için Kazakistan Cumhuriyeti'nden gelen ve 12 gün boyunca Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi'nde eğitim alan 6 uzman hekim, sertifikalarını aldı.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/kazakistanli-hekimler-turkiye-de-aldiklari-egitim-sonrasi-sertifikalarina-kavustu/54129/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 17 Sep 2022 09:30:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uluslararası Tıbbi Uzmanlık Eğitimleri için Kazakistan Cumhuriyeti&#39;nden gelen ve 12 gün boyunca Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi&#39;nde eğitim alan 6 uzman hekim, sertifikalarını aldı.</p><p>Uluslararası Tıbbi Uzmanlık eğitimleri çerçevesinde Kazakistan Cumhuriyeti ile Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi arasında imzalanan anlaşma sonrası Türkiye&#39;ye gelerek 12 gün boyunca eğitim alan uzman hekimler eğitimlerini tamamladı. Kazakistan Cumhuriyeti&#39;nden gelen uzman hekimler, Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, Kulak Burun Boğaz Kliniği, Neonatoloji Kliniği, Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları ve Çocuk Radyolojisi kliniklerinde eğitim aldılar. Pratik ve teorik eğitimlerini tamamlayan uzman hekimlere sertifikalarını Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Recep Demirhan takdim etti. Sertifika dağıtımı sonrası hatıra fotoğrafı çekildi.</p><p>'Eksik oldukları branşları tamamlayarak ülkelerine dönüyorlar'</p><p>Sertifika törenine katılan Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Recep Demirhan, 'Bazı branşlarda eksiklikleri olan uzman hekimler, ülkelerarası ikili anlaşmayla hastanemize gelerek eğitimlerini aldılar. 2 haftalık eğitim süresince eksik oldukları branşları tamamlayarak ülkelerine dönüyorlar. Burada aldıkları sertifikalarıyla kurumlarında hizmet vermeye devam edecekler. 6 öğrencimizi gönderiyoruz, önümüzdeki hafta yeniden 6 öğrenci daha gelecek. Kademeli olarak eğitimler devam edecek. Bu şekilde onların ülkelerinde daha kaliteli bir hizmet sunmalarına yardım edeceğiz' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/kazakistanli-hekimler-turkiye-_1663396565_wnvPHr.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kazakistanlı hekimler, Türkiye'de aldıkları eğitim sonrası sertifikalarına kavuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/kazakistanli-hekimler-turkiye-_1663396565_wnvPHr.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hastane sınıfı ile hem eğitimleri hem tedavileri devam ediyor]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/hastane-sinifi-ile-hem-egitimleri-hem-tedavileri-devam-ediyor/54057/</link>
            <description><![CDATA[Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde hastalıkları dolayısıyla eğitimlerine devam edemeyen çocuklar için oluşturulan çocuk sınıfının 2022-2023 eğitim yılının açılışı yapıldı. Koordinatör Başhekim Prof. Dr. Nurettin Yiyit, 'Çok uzun süre hastanelerde kalıyorlar, bu ister istemez eğitim hayatlarından geri kalmaları anlamına geliyor. Hedef; günlük eğitimine devam eden öğrencimiz hangi aşamadaysa onunla denk tutabilmek. Sınıflar genelde maksimum 8, 4 gibi minimum gruplar halinde, sanki özel öğretmenmişçesine öğretmenlerimiz inanılmaz ilgili ve şefkatli. Biz çocuklarımıza sağlık anlamında gözümüz gibi bakıyoruz. Onlar da eğitici anlamında kendi çocuklarıymış gibi bağrına basıyor' dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/hastane-sinifi-ile-hem-egitimleri-hem-tedavileri-devam-ediyor/54057/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 17:23:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi&#39;nde hastalıkları dolayısıyla eğitimlerine devam edemeyen çocuklar için oluşturulan çocuk sınıfının 2022-2023 eğitim yılının açılışı yapıldı. Koordinatör Başhekim Prof. Dr. Nurettin Yiyit, 'Çok uzun süre hastanelerde kalıyorlar, bu ister istemez eğitim hayatlarından geri kalmaları anlamına geliyor. Hedef; günlük eğitimine devam eden öğrencimiz hangi aşamadaysa onunla denk tutabilmek. Sınıflar genelde maksimum 8, 4 gibi minimum gruplar halinde, sanki özel öğretmenmişçesine öğretmenlerimiz inanılmaz ilgili ve şefkatli. Biz çocuklarımıza sağlık anlamında gözümüz gibi bakıyoruz. Onlar da eğitici anlamında kendi çocuklarıymış gibi bağrına basıyor' dedi.</p><p>Onkoloji, metabolizma hastalıkları gibi çeşitli hastalıkları nedeniyle uzun soluklu tedavi görmek durumunda olan ve tedavileri sebebiyle okula gidemeyen çocuklar için başlatılan &#39;Öğretmenim Elimi Tut&#39; projesi öğrencilere büyük katkılar sağlıyor. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen proje çerçevesinde Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi&#39;nde geçtiğimiz yıldan bu yana hizmet veren hastane sınıflarının 2022-2023 eğitim öğretim yılının açılışı yapıldı. Bu alanda İstanbul&#39;daki 14 hastaneden biri olan alanın açılışına Başakşehir Kaymakamı Uğur Turan, Koordinatör Başhekim Prof. Dr. Nurettin Yiyit, bağışçı Dağhan Yalçın, sağlık personeli, tedavi gören çocuklar ve aileleri katıldı. Projede çocukların eğitimlerinden geri kalmadan tedavi aldıklarına dikkat çekilirken, oluşturulan sınıflar gezildi. Hastanede tedavisi devam eden çocuklara çeşitli hediyeler verildi.</p><p>'Hedef; günlük eğitimine devam eden öğrencimiz hangi aşamadaysa onunla denk tutabilmek'</p><p>Hastane sınıflarının tedavi gören öğrenciler için çok büyük önem taşıdığına dikkat çeken Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Nurettin Yiyit, 'Özellikle hematoloji, onkoloji, metabolizma hastalıkları gibi birimlerde yatan kardeşlerimiz çok uzun süre hastanelerde kalıyorlar. Bu uzun sürede ister istemez eğitim hayatlarından geri kalmaları anlamına geliyor. Bunun olmaması adına çok güzel birliktelik yapıldı. Milli Eğitim Müdürlüğümüz ve Sağlık Müdürlüğümüz bir araya gelip güzel bir projeye imza attılar. Hastanelerde sağlık açısından sıkıntısı olan çocuklarımızın hem tedavileri bir yandan yürürken eğitimleri de devam etsin diye hastane sınıflarına imza attılar. Burada Milli Eğitim Bakanlığımızın görevlendirdiği öğretmen arkadaşlarımız görev alıyor. Onlar bizim de desteğimizle hangi klinikte hangi kardeşimizin yattığını biliyorlar ve kendileri her gün düzenli eğitim planlamalarını yapıyorlar. Hangi öğretmenimiz hangi öğrenciden sorumlu biliniyor. Burada asıl hedef; eğitim hayatlarından geri kalmamanın yanında aynen okulda günlük eğitimine devam eden öğrencimiz hangi aşamadaysa hemen hemen onunla denk tutabilmek' diye konuştu.</p><p>'Sınıflar genelde maksimum 8, 4 gibi minimum gruplar halinde'</p><p>Hastane sınıfı projesinden çok sayıda öğrencinin faydalandığını anlatan Prof. Dr. Yiyit, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'Bu sadece belirli bir grup değil, okul öncesinden lise son sınıfa kadar geniş bir yelpazede çok sayıda çocuk demek. Çoğunlukla küçük sınıflarda yürüyor bu iş ama bir de hasta başında devam eden süreci var. Bazı çocuklarımız istesek de diğer arkadaşlarıyla bir araya gelemiyorlar. Onların eğitimleri odada oluyor. Sınıflar genelde maksimum 8, 4 gibi minimum gruplar halinde kendi katında konuşlanıyor. Hastanemizde 6 tane büyük sınıf kapasitemiz var. Gelecekte çok sayıda öğrencimiz olursa 15&#39;inci kattaki büyük sınıflarımızla bu süreç yönetilebilecek durumda. Sanki bir özel öğretmenmişçesine öğretmenlerimiz inanılmaz ilgili ve şefkatli. Biz çocuklarımıza sağlık anlamında gözümüz gibi bakıyoruz. Onlar da eğitici anlamında kendi çocuklarıymış gibi bağrına basıyor. Ülkemizin geleceği olan çocuklara güzel bir dokunuş oldu. Güzel bir süreç, emin adımlarla ilerliyor. Muhtemelen bu dalga dalga ülkemizin bütün hastanelerinde yerini bulacak' ifadelerini kullandı.</p><p>'Sabah uyanıyorum önce doktorlar, sonra öğretmenler'</p><p>Yeme bozukluğu nedeniyle 2,5 aydır hastanede yatan ve burada ders alan 7&#39;nci sınıf öğrencisi Ecrin Tuana Karakılıç, 'Derslerimden geri kalmıyorum hastanede olmama rağmen, bence güzel bir şey. Buraya gelip eğitim vermeleri, gönüllü olmaları hoş bir şey. Sabah uyanıyorum önce doktorlar, sonra öğretmenlerle görüşüyorum. Önemli hissediyorum kendimi. Yaşıtlarımla görüşüyorum aynı gidiyoruz nereyse. Ben dersleri her zaman önemsiyorum, çalışıyorum' dedi.</p><p>'Geri kalmalarını istemediğimiz için konuların devamını sağlamaya çalışıyoruz'</p><p>Hasta öğrencilere ders veren öğretmenlerden Esra Hışır Terziler, 'Derslerimiz daha yeni başladı zaten, konularımızla ilerlemeye devam ediyoruz. Burada her seviye öğrencinin derslerine giriyoruz. Okuldan geri kalmalarını istemediğimiz için konuların devamını sağlamaya çalışıyoruz. Öğretmen her yerde öğretmen, okulda da burada da. Bizim için öğrencilerin başarısı önemli' şeklinde konuştu.</p><p>Öğretmenim Elimi Tut Projesi; tıbbi gereksinimleri nedeniyle hastanede, evde uzun süre tedavi gören çocukların tedavileri süresince eğitim hakkından faydalanabilmeleri, hastanede ve evde eğitim hizmetlerinin kalitesinin arttırılması amacıyla İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde sürdürülüyor. Hastane sınıflarının yatarak tedavi gören veya uzun süreli hastalığı nedeniyle örgün eğitim kurumlarından doğrudan yararlanamayacak durumda olan okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise çağındaki bireylerin eğitimlerini kesintisiz sürdürmeleri amacıyla sayısının arttırılması planlanıyor. İstanbul genelinde çocuk servislerinde 14 hastanede toplamda bin 100 yatakta bulunan anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise çağındaki çocuklar için 50 öğretmenle proje sürdürülüyor. Yatak kapasitesinin 560&#39;sını ise Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi oluşturuyor. Şehir Hastanesinde 3-17 yaş aralığında olan okul öncesi çağı, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilen 18 öğretmenle, 168 ders kitabıyla toplam '3 bin 486' saat ders yaptığı öğrenildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hastane-sinifi-ile-hem-egitiml_1663342332_tLZUTi.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hastane sınıfı ile hem eğitimleri hem tedavileri devam ediyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/hastane-sinifi-ile-hem-egitiml_1663342332_tLZUTi.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanından 'mide bulantısı' uyarısı]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/uzmanindan--mide-bulantisi--uyarisi/54028/</link>
            <description><![CDATA[Uzmanlar, basit gibi görünen mide bulantısı şikayetinin altında gıda zehirlenmesi gibi etkenlerin yatabileceğini belirterek uyarılarda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/uzmanindan--mide-bulantisi--uyarisi/54028/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 16:45:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzmanlar, basit gibi görünen mide bulantısı şikayetinin altında gıda zehirlenmesi gibi etkenlerin yatabileceğini belirterek uyarılarda bulundu.</p><p>Mide bulantısı; gıda zehirlenmesi, ishal, taşıt tutması, aşırı yağlı ve ağır besinlerin tüketilmesi, gastrit ve reflü gibi mide hastalıkları nedeniyle ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, mide bulantısının sıklıkla kusmanın da eşlik ettiği bir rahatsızlık olduğunu ve altında yatan nedenin araştırılması gerektiğini vurguluyor. Güven Çayyolu Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Bölümünden Uzman Doktor Senem Küçükbaş, mide bulantısı hakkında uyarılarda ve tavsiyelerde bulundu.</p><p>'Bulantı merkezinin ve soliter çekirdeğin sinirsel olarak uyarılması sonucu ortaya çıkar'</p><p>Zencefilin, mide bulantısının, genellikle kusmanın takip ettiği veya etmediği hoş olmayan, yaşam kalitesini bozan bir rahatsızlık olduğunu belirten Uzm. Dr. Küçükbaş, 'Mide bulantısını kusma takip edecekse hasta saniyeler içinde terler, ağzı sulanır, kalp atımı yavaşlar, karın kasları aniden kasılır ve öğürerek mide içeriğini dışarı çıkarır. Kişi, kustuğu zaman genellikle rahatlama hisseder. Mide bulantısı ve takibinde kusma; ilaç, enfeksiyon, inflamasyon, psikojenik, hormonal gibi çok çeşitli sebeplere bağlı olarak omurilik soğanının dorsal kısmında retiküler formasyon içinde bulunan bulantı merkezinin ve soliter çekirdeğin sinirsel olarak uyarılması sonucu ortaya çıkar' şeklinde konuştu.</p><p>Mide bulantısının nedenleri</p><p>Mide bulantısı nedenleri hakkında da bilgiler veren Küçükbaş, 'Mide bulantıları genellikle, gıda zehirlenmeleri, akut mikrobik ince ve kalın bağırsak enfeksiyonları (ishaller), gastrit, reflü, akut-kronik karaciğer iltihapları, akut-kronik karaciğer yetmezliği, safra kesesi taş çamur iltihapları, pankreasın akut iltihapları nedenleri ile ortaya çıkabilir. Bunun yanı sıra, mide, kolon, pankreas kanserleri, metastatik kanserler, lenfoma beyin tümörleri, kişinin kemoterapi-radyoterapi görmesi, migren ve baş ağrıları, hareket, denge, görme, koku duyularının kolinerjik reseptörlerle uyarılması nedenleriyle de ortaya çıkabilir' açıklamasında bulundu.</p><p>Mide bulantısının tedavi yöntemleri</p><p>Mide bulantısı tedavisindeki yol ve yöntemler hakkında bilgiler veren Küçükbaş, 'Mide bulantısına neden olan hastalığın tedavi edilmesiyle, kan sıvı elektrolit açığının giderilmesiyle, bulantı önleyici ilaçlarla semptomatik tedavi yapılmasıyla gerçekleştirilir. Ayrıca, kusmaya yol açacak ilaçlar kesilir' diye konuştu. Küçükbaş, zencefilin de mide bulantısına iyi geldiğine vurgu yaparak, 'Mide bulantısının nedeninin belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu nedenle mide bulantısı yaşanması durumunda hekime başvurulmalıdır' dedi.</p><p>Çocuklarda ve hamilelerde mide bulantısı</p><p>Çocuklarda mide bulantısının nedenleri arasında, bakteriyel viral üst solunum yolu enfeksiyonları, mikrobik gıda zehirlenmeleri, süt alerjisi gibi etkenler olabildiğine vurgu yapan Küçükbaş, çocuklarda mide bulantısı tedavisinin, bulantının nedenine göre planlandığını söyledi. Küçükbaş, çocuklarda mide bulantısı tedavisinde diyet ve bulantı önleyici ilaçlar kullanıldığını kaydetti.</p><p>Küçükbaş, hamilelerde mide bulantısının nedenlerinin ise, bebeğin rahimde tutunmasını sağlayan Beta HCG östrojen progesteron hormonlarının artışıyla hamilelerde mide bulantısının 8-10 haftalar arasında ortaya çıkabildiğini söyledi. Bazı hamilelerde bulantının çok şiddetli olup gebenin hastaneye de yatması gerekebildiğine vurgu yapan Küçükbaş, 'Hamilelikte mide bulantısı genellikle sabah bulantısı şeklindedir ve 14&#39;üncü haftadan sonra mide bulantısı azalmaya başlar. Hamilelikte mide bulantısını önlemek için, kraker, leblebi, peksimet gibi kuru yiyecekler tercih edilmeli, kızartılmış, yağlı, baharatlı, asitli yiyecekler tüketilmemeli, stresten, yemek kokularından ve sigaradan uzak durulmalı, bol sıvı alınmalıdır. Ayrıca, zencefil, limon, B vitamini bazı hamilelerde mide bulantısına iyi gelebilir' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/uzmanindan--mide-bulantisi--uy_1663336212_C7zaTF.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanından 'mide bulantısı' uyarısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/uzmanindan--mide-bulantisi--uy_1663336212_C7zaTF.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[TÖTM'de çevrimiçi Torasik Cerrahi Akciğer ameliyatı]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/totm-de-cevrimici-torasik-cerrahi-akciger-ameliyati/54010/</link>
            <description><![CDATA[4 ülkeden 100'den fazla doktorun çevrimiçi katıldığı Torasik Akciğer Ameliyatı Malatya'da Turgut Özal Tıp Merkezi'nde gerçekleştirildi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/totm-de-cevrimici-torasik-cerrahi-akciger-ameliyati/54010/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 16:11:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>4 ülkeden 100&#39;den fazla doktorun çevrimiçi katıldığı Torasik Akciğer Ameliyatı Malatya&#39;da Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde gerçekleştirildi.</p><p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Gögüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakkı Ulutaş, Prof. Dr. Muzaffer Metin ve Doç. Dr. Celal Buğra Sezer&#39;in katılımlarıyla İstanbul dışında ilk kez Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde göğüs cerrahı uzmanlarına yönelik online torasik cerrahi eğitimi verildi. 44 yaşındaki bronşektazi hastasına uyguladıkları ameliyatı, 4 ülkeden 100&#39;den fazla katılımcı canlı olarak izledi.</p><p>Turgut Özal Tıp Merkezinin Göğüs Cerrahisinde önemli merkezlerden olduğunu belirten Gögüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakkı Ulutaş, ' Turgut Özal Tıp Merkezi Göğüs Cerrahisinde ilk kez Türkiye&#39;de İstanbul dışında canlı torasik cerrahi yapıldı. Gögüs Cerrahisi, özellikle kanser ve diğer endoskopik cerrahilerde torasik cerrahilerde referans bir merkez haline geldi. Bölgemizde etkin bir şekilde sıklıkla yapılıyor. Deneyimimiz çok iyi bu konuda kendimize ekip olarak güveniyoruz. Bu tek başına olacak bir iş değil bir ekip işi' dedi.</p><p>Ameliyatı yapılan hastayı canlı olarak birçok katılımcının izlediğini ifade eden Ulutaş, ' Bronşektazi dediğimiz 44 yaşında erkek hasta çocukluktan beri tekrarlayan enfeksiyonlar, öksürük, balgam ve ağızdan kan gelmesi, kan tükürme dediğimiz olay hayati tehlike arz eder. Bunu eskiden açık cerrahide bile zor yapılan şeyler şimdi endoskopi kapalı yöntemle ve uniport dediğimiz tek delikten yapılan cerrahi canlı olarak gerçekleştirdik. Yurt içi ve yurt dışından 100 katılımcı bunu canlı olarak izledi' şeklinde konuştu.</p><p>'Almanya, Mısır, Dubai, Portoriko&#39;dan bizi izleyen göğüs cerrahları var'</p><p>Türkiye&#39;nin tıpta Avrupa&#39;dan ileri olduğuna değinen Prof. Dr. Muzaffer Metin, 'Türkiye tıpta Avrupa&#39;dan çok ileri bir düzeyde. Bizim tek rakibimiz Çin ve Amerika. Hekim kalitesi hastane kalitesi ve maddi olarak Avrupa ve Amerika&#39;ya göre çok daha ucuz olması nedeniyle çok tercih edilen bir ülke konumuna geldik. Biz eğitim protokolü oluşturduk. Önce her ay İstanbul&#39;da yapmaya karar verdik. Sonra Anadolu&#39;ya açılalım dedik Anadolu&#39;daki arkadaşlarımızı da nasıl yapılıyor herkes görsün. 100&#39;den fazla katılımcı oldu Almanya, Mısır, Dubai, Portoriko&#39;dan bizi izleyen göğüs cerrahları var' diye konuştu.</p><p>Doç. Dr. Celal Buğra Sezer de 'Türkiye cerrahi konusunda çok deneyimli bir ülke bunu standarttın üzerinde çıkarmanın tek yolu bu konuda en deneyimli hocalardan eğitim almak. Hakkı hocamız en deneyimli hocalarımızdan. Bu iş sadece İstanbul&#39;da değil Türkiye&#39;nin birçok merkezinde değerli hocalarımız yapıyor. Bizde eğitim platformunu oluşturarak tüm Türkiye&#39;de bu eğitimi yapmayı planladık' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/totm-de-cevrimici-torasik-cerr_1663334412_iEopzY.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ TÖTM'de çevrimiçi Torasik Cerrahi Akciğer ameliyatı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/totm-de-cevrimici-torasik-cerr_1663334412_iEopzY.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hastaneye başvuran hastanın mesanesinden 1 kilo taş çıktı]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/hastaneye-basvuran-hastanin-mesanesinden-1-kilo-tas-cikti/53989/</link>
            <description><![CDATA[Karaman'da idrar yaparken yanma şikayeti ile hastaneye başvuran bir hastanın mesanesinden, portakal büyüklüğünde 1 kilo taş çıktı.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/hastaneye-basvuran-hastanin-mesanesinden-1-kilo-tas-cikti/53989/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 15:19:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Karaman&#39;da idrar yaparken yanma şikayeti ile hastaneye başvuran bir hastanın mesanesinden, portakal büyüklüğünde 1 kilo taş çıktı.</p><p>Karaman&#39;da ikamet eden 27 yaşındaki Barış Yıldız isimli hasta idrar yaparken yanma şikayeti ile Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Çekilen röntgeninde hastanın mesanesinde 2 adet büyük çapta taş tespit edildi. Doç. Dr. Güven Erbay ve Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Şanlı tarafından yapılan cerrahi operasyonla hastanın mesanesindeki 2 taş başarılı bir şekilde alındı.</p><p>'Türkiye sınırlarında şimdiye kadar mesaneden çıkarılan en büyük taş olduğunu düşünmekteyiz'</p><p>Başarılı geçen ameliyatla ilgili değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Güven Erbay, 'Hastanemize idrarda yanma şikayeti ile başvurdu. Yapılan tetkik ve görüntüleme sonucunda mesanesinde devasa bir taş olduğu gördük. Bunun üzerine ameliyat kararı aldık ve açık ameliyatla bu taşı aldık. Normalde mesane taşı yaşlı hastalarda ve prostatı olanlarda oluşur. Genç yaştakilerde pek beklediğimiz bir durum değildir. Başarılı geçen ameliyatın sonunda hastamızın mesanesinden 15 ve 5 santim boyutunda 2 tane taş çıkardık. Hastamızın sağlığı gayet iyi durumdadır. Şu ana kadar bilinen ve bizim de bildiğimiz kadarıyla bir hastadan çıkarılan taş bin 900 gram ağırlığındaydı. Bizim çıkardığımız 2 taşın ağırlığını ölçtüğümüzde bin 50 gram geldi. Bizim bildiğimiz üzere bu çıkarılan taşın Türkiye sınırlarında şimdiye kadar mesaneden çıkarılan en büyük taş olduğunu düşünmekteyiz' dedi.</p><p>Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Tıp Fakültesi Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Yılmaz da, 'Hastanemiz bu tür ameliyatları yapma imkanına ve teknik donanıma sahip. Bundan sonra da bu tür ameliyatları gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Bu ameliyatı gerçekleştiren hocalarımıza, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum ve tüm hastalarımıza acil şifalar diliyorum' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/hastaneye-basvuran-hastanin-me_1663331050_6IBmgw.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hastaneye başvuran hastanın mesanesinden 1 kilo taş çıktı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/hastaneye-basvuran-hastanin-me_1663331050_6IBmgw.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Karaman'da bir hastanın mesanesinden 15x10 ve 4x3 büyüklüğünde 2 taş çıktı]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/karaman-da-bir-hastanin-mesanesinden-15x10-ve-4x3-buyuklugunde-2-tas-cikti/53901/</link>
            <description><![CDATA[Karaman'da idrar yanma şikayeti ile hastaneye baş vuran bir hastanın mesanesinden 15x10 ve 4x3 santim büyüklüğünde 2 adet taş çıkarıldı.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/karaman-da-bir-hastanin-mesanesinden-15x10-ve-4x3-buyuklugunde-2-tas-cikti/53901/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 12:12:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Karaman&#39;da idrar yanma şikayeti ile hastaneye baş vuran bir hastanın mesanesinden 15x10 ve 4x3 santim büyüklüğünde 2 adet taş çıkarıldı.</p><p>Edinilen bilgiye göre, 27 yaşındaki B.Y., isimli hasta idrar yanması şikayeti ile Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Çekilen röntgeninde hastanın mesanesinde 2 adet büyük çapta taş tespit edildi. Doç. Dr. Güven Erbay ve Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Şanlı tarafından yapılan cerrahi operasyonla hastanın mesanesindeki 2 taş başarılı bir şekilde alındı.</p><p>Başarılı geçen ameliyatla ilgili konuşan Doç. Dr. Güven Erbay, 'Hastamız idrar yanması şikayeti ile kliniğimize başvurdu. Yaptığımız tetkikler ve görüntülemeler sonucunda mesane içinde 15x10 santim dev boyutta bir adet ve mesane içindeki divertikül içinde de yaklaşık 4x3 santim olmak üzere toplamda iki adet taş tespit ettik. Literatürde tüm dünya genelinde kayıtlara geçen en büyük mesane taşının ağırlığı bin 900 gram olduğu bilinmektedir. Çıkarılan taşların toplam ağırlığı bin 50 gram olarak tespit edildi. Bu büyüklükteki ve ağırlıktaki dev mesane taşının Türkiye sınırları içerisinde çıkarılan en büyük mesane taşı olduğunu düşünmekteyiz' dedi.</p><p>Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Tıp Fakültesi Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Yılmaz ise yaptığı açıklamada, 'Hastanemiz bu tür ameliyatları yapma imkanına ve teknik donanıma sahip. Bundan sonra da bu tür ameliyatları gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Bu ameliyatı gerçekleştiren hocalarımıza, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum ve tüm hastalarımıza acil şifalar diliyorum' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/karaman-da-bir-hastanin-mesane_1663319766_zHOAfV.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Karaman'da bir hastanın mesanesinden 15x10 ve 4x3 büyüklüğünde 2 taş çıktı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/karaman-da-bir-hastanin-mesane_1663319766_zHOAfV.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Beslenme çantasında paketlemeye dikkat: 'Alüminyum folyo, streç sarmak plastik ve ağır demir geçişine neden olabilir']]></title>
            <link>https://www.akajans.net/beslenme-cantasinda-paketlemeye-dikkat--aluminyum-folyo-strec-sarmak-plastik-ve-agir-demir-gecisine-neden-olabilir-/53898/</link>
            <description><![CDATA[Yeni eğitim-öğretim dönemiyle birlikte ebeveynler, okulların açılmasıyla çocuklarının beslenme çantalarını hazırlıyor. Hazırlanan beslenme çantalarında paketlemede kullanılan malzemelerdeki tehlikeye dikkat çeken Diyetisyen Şilan Alyamaç, Alüminyum folyo, streç sarmak plastik ve ağır demir geçişine neden olabilir' dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/beslenme-cantasinda-paketlemeye-dikkat--aluminyum-folyo-strec-sarmak-plastik-ve-agir-demir-gecisine-neden-olabilir-/53898/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 12:00:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yeni eğitim-öğretim dönemiyle birlikte ebeveynler, okulların açılmasıyla çocuklarının beslenme çantalarını hazırlıyor. Hazırlanan beslenme çantalarında paketlemede kullanılan malzemelerdeki tehlikeye dikkat çeken Diyetisyen Şilan Alyamaç, 'Alüminyum folyo, streç sarmak plastik ve ağır demir geçişine neden olabilir' dedi.</p><p>2022-2023 eğitim ve öğretim yılının başlamasıyla ebeveynlerin çocukları için hazırladıkları beslenme çantasında sağlıklı beslenmenin yollarını açıklayan Diyetisyen Şilan Alyamaç, fast food ve paketli ürünlere dikkat çekti. Ailelerin hazır gıdalardan uzak durması gerektiğini belirten Diyetisyen Alyamaç, meyve ve süt ürünlerini tercih etmeleri gerektiğini kaydetti. Alyamaç, 'Çocuklarımızı okula bıraktığımızda beslenme çantasına neler koymalıyız. Olabildiğince paketli gıdalar, fast food tükettirmeyelim. Çocukların beslenme çantasında sağlıksız besinler var. Bunlardan biraz uzak tutalım. Biz ebeveynler olarak neyi aşılarsak çocuk onu kazanacaktır. Çünkü bizim ne yediğimizi görünce de çocuk onu yiyecektir. Biz bu şekilde davranmasak eğer çocuk okula gittiği andan itibaren arkadaşlarından, öğretmenlerinden, evde olduğu süreçte de televizyondan bilmediği birçok besine ulaşabiliyor ve öğrenebiliyor' dedi.</p><p>'Okula yeni adım atmış çocuklar özellikle okula yeni adım attığı süreçte kantinde veya kafeteryada hiç tanımadığı besinleri de görecektir' diyen Alyamaç, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'Belki çok bilinçli bir ebeveyn grubumuz var, hiçbir paketli gıda, zararlı ürün tükettirmiyordur. Ama çocuk bunları artık öğrenecektir. Kafeteryada almasa arkadaşlarından görecektir ve bunları isteyecektir. Bunlara biraz daha ılımlı yaklaşalım ve beslenme çantamızı daha sağlıklı ürünlerden zengin tutalım. Meyve koymaya özen gösterelim, meyve ve sebze tüketimi çok önemli bu grupta. Küçük çocuklarda özellikle büyüme ve gelişme çağı aktif olacağı için daha çok gelişimini tamamlayan besinler bırakalım. Sütümüzde eksik olmasın, süt ve süt ürünleri bizim için önemli bir besin gurubu. Süt ve süt ürünlerinden gurubundan zengin bir çanta hazırladıktan sonra çocuğun daha çok ne sevdiğine ne istediğine özen göstererek, çocuğun aslında ne tüketeceğini ona sorarak ta karar verelim. Bu işi kolaylaştırmak adına böyle bir yol izliyoruz, çocuğa 3-4 seçenek sunuyoruz, çocukta birini seçmiş oluyor, aslında kendim seçtim düşüncesiyle bizim istediğimiz seçeneklerden birini seçmiş oluyor.'</p><p>'Tıkanırcasına yeme bozukluğu oluşturmayalım'</p><p>Ailelerin beslenme çantasına aşırı yemek doldurmak yerine sağlıklı ürünler katmasını ve tıkanırcasına yeme bozukluğuna itmemeleri gerektiğini hatırlatan Alyamaç, öğün seçeneklerini çocuklarına bırakmalarını istedi. Alyamaç, 'Daha sağlıklı sandviçler yapabiliriz, tost, bisküvi, paketli gıdalar, cips tarzı şeyler yerine ekmek arası evden götürebileceği şeyleri götürürse çok daha sağlıklı olacaktır. Çocuk gün içerisinde okulda beslenecektir. Yapılan araştırmalara göre çocuk ortalama olarak 7 dakikada okulda yemeğini yediği söyleniyor. Evde yarım saat ve bir saat süren ürün tüketimi okulda 7 dakikaya düşüyor. Arkadaşları eşlik edince daha sağlıklı tüketiyor. Çevresindeki insanlar onun yaş grubu çok daha güzel tüketecektir. Baskı yapmayalım, çocuk istediği kadar tüketsin ve tıkanırcasına yeme bozukluğunu şimdiden oluşturmayalım. Ebeveynler, &#39;tabağın tamamını bitir&#39; diyorlar. Ama tamamını bitirmek önemli değil; çocuk doygunluk hissine ulaştığında kendi farkına varmış oluyor. Bırakın çocuk öğün sayısını kendi başına belirlemiş olsun, tıkanırcasına yemesine gerek yok, sadece tekrar yemesi gerektiğini veya yiyebileceğini ona hatırlatalım' şeklinde konuştu.</p><p>'Streç ve alüminyum folyo, ağır plastik ve metal geçişine neden'</p><p>Beslenme çantasında kullanılan kapların ve paketlemenin önemini de vurgulayan Alyamaç, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Streçleme ve alüminyum folyoya dikkat edilmesi gerekiyor. Ağır metal ve plastik geçişleri yaşanıyor. Peçete ile saklanmasına özen gösterilmesi gerekiyor. Daha sonrasında okul sürecinde beslenme çantası sağlıklı olması gerekiyor. Beslenme çantasında beslenmemizi özellikle iç tarafı plastik değil de cam olan ama dışı daha plastiğe yatkın olan özel ürünler var, bunları kırılma oranı düşüyor. Çocuklarda kesik, yaralanma ve çizik olmayacak şekilde daha kolay taşınabilir. Daha hafif, özellikle peçete yardımıyla da saklayabiliriz. Özellikle peçete yardımıyla da besini sarabiliriz, streç ya da alüminyum folyoya sarmamaya özen gösterelim. Ağır metal plastik geçişi oluyor, bu da pek sağlıklı olmayacaktır. Süt gibi ürünleri genelde paket olarak çantamıza koyacağımız için daha kolay olacaktır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/beslenme-cantasinda-paketlemey_1663319287_gqpAkM.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Beslenme çantasında paketlemeye dikkat: 'Alüminyum folyo, streç sarmak plastik ve ağır demir geçişine neden olabilir' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/beslenme-cantasinda-paketlemey_1663319287_gqpAkM.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Edebiyatla ruh sağlığı: Bibliyoterapi]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/edebiyatla-ruh-sagligi-bibliyoterapi/53899/</link>
            <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, 'Bibliyoterapi kelime anlamıyla, kitap okuma yoluyla ruh sağlığını iyileştirme anlamına gelmektedir. Terapi sürecinde hastanın kişisel sorunlarıyla eşleşen bir öyküye sahip eseri, psikolog hastasına ev okuması olarak ödev verir. Sonraki seansta da hastanın kitapta fark ettikleri, karakterin baş etme yöntemleri tartışılır. Bu sayede hasta bu sorunları yaşayan ilk ve tek insan olmadığını ve farklı çözüm yolları olduğunu keşfeder' dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/edebiyatla-ruh-sagligi-bibliyoterapi/53899/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 11:36:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzman Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, 'Bibliyoterapi kelime anlamıyla, kitap okuma yoluyla ruh sağlığını iyileştirme anlamına gelmektedir. Terapi sürecinde hastanın kişisel sorunlarıyla eşleşen bir öyküye sahip eseri, psikolog hastasına ev okuması olarak ödev verir. Sonraki seansta da hastanın kitapta fark ettikleri, karakterin baş etme yöntemleri tartışılır. Bu sayede hasta bu sorunları yaşayan ilk ve tek insan olmadığını ve farklı çözüm yolları olduğunu keşfeder' dedi.</p><p>Medicana Çamlıca Hastanesi hekimlerinden Uzman Klinik Psikolog Kübra Bozkurt, bibliyoterapi hakkında açıklamalarda bulundu. Psikolog Kübra Bozkurt, bibliyoterapinin öneminin 20&#39;nci yüzyılın başlarında batıda fark edildiğini, hastaların ruh sağlığını iyileştirmek ve iç görü kazandırmak için psikiyatrik hastanelere kütüphaneler kurulduğunu belirterek, 'Bibliyoterapi kelime anlamıyla, kitap okuma yoluyla ruh sağlığını iyileştirme anlamına gelmektedir. Terapi sürecinde hastanın kişisel sorunlarıyla eşleşen bir öyküye sahip eseri, psikolog hastasına ev okuması olarak ödev verir. Sonraki seansta da hastanın kitapta fark ettikleri, karakterin baş etme yöntemleri tartışılır. Bu sayede hasta bu sorunları yaşayan ilk ve tek insan olmadığını ve farklı çözüm yolları olduğunu keşfeder' dedi.</p><p>Ruh beden zihin bir bütündür</p><p>Psikolog Bozkurt, fiziksel sağlığın ne kadar önemli olduğunu yaşayarak tecrübe edildiği şu günlerde, ruh sağlığının da aynı şekilde önemli olduğunun farkına varıldığını vurguladı ve şunları söyledi: 'Psikolojik sorunlarımızla yüzleşmek ve bir çözüm üretmek hem fiziksel hem ruh sağlığımız açısından önemli. İhtiyacımız olduğunda psikolog ve psikiyatrdan yardım almak süreci hızlandırsa da, kendine yardım kitapları, psikoloji temalı kitaplar ve filmler de iç görümüzü arttırmaya fayda sağlıyor. Hiçbir farkındalığı olmadan yaşayan ama bir kısır döngüden çıkamadığını düşünen bir birey, izlediği bir filmle ortak örüntüyü fark edebilir ve yardıma ihtiyacı olduğunu anlayabilir.'</p><p>Ruh sağlığı için kitap önerileri</p><p>Kendine yardım kitapları, belirtileri hafif şiddette olan bireylere oldukça fayda sağladığını belirten Psikolog Bozkurt, 'Kitaplarda anlatılan teknikler birçok insanın anlayıp uygulayabileceği şekilde basit anlatılmıştır. Buradaki önemli nokta, bu kitapların yavaş yavaş, sindire sindire, anlatılan teknikleri uygulayarak okunması gerektiğidir. Kendine yardım kitapları ile alakalı bir diğer önemli nokta ise kişisel gelişim kitaplarından farklı olmalarıdır. 10 adımda mutluluk, 15 adımda zengin olmanın yolu gibi bilimsel tabanı olmayan tavsiye kitapları gerçekçi unsurlar sunmaz. Kendine yardım kitapları psikoloji, psikiyatri, nöroloji, sinirbilim ve bağlantılı birçok bilim dalını birleştirerek, psikolojik sorunları farklı açılardan ele alır. Sunduğu çözümler yıllar süren araştırmaların bir sonucudur. Tavsiye olarak uzun yıllardır terapide kullandığımız birkaç kitabı önerebilirim. Dr. David Burns&#39;ün depresyon hastaları için yazdığı İyi Hissetmek kitabı, kaygı bozukluğuna sahip hastalar için çeşitli tekniklerin anlatıldığı Panik Atakta Anksiyete Terapisi adlı kitap, şikyetleri hafif-orta şiddette olan hastalar için oldukça fayda sağlamıştır. Erken çocukluk döneminin yetişkin yaşamına etkisi, şemaların oluşumu ve iyileştirilmesi üzerine yazılan Hayatı Yeniden Keşfedin adlı kitap da Jeffrey Young tarafından kaleme alınmıştır ve şema terapi de sıklıkla kullandığımız başucu kitaplarımızdan biridir. Kişinin bireysel bir sorunu olmasa bile yakınlarına daha çok yardım edebilmek için bir psikiyatrik bozukluk hakkında detaylı bilgiye sahip olmak isteyebilir. Çocuğuna şizofreni tanısı konan bir ebeveynin hissettiği çaresizlik, şizofreni hakkında kitaplar okuduğu, filmler izlediği ve şizofreni destek gruplarına katıldığı zaman azalabiliyor bu sayede. Çocuklarının psikiyatrik durumu hakkında küçük çaplı verdiğimiz psikoeğitimi, tavsiye ettiğimiz kitaplar ve filmler ile desteklemiş oluyoruz. Daha fazla bilgiye sahip olan ebeveynler ne yapacakları konusunda daha sakin ve sağduyulu davranabiliyorlar. Tek başına sorunlarını çözememiş ve terapi sürecine başlamış hastalarımıza da fayda sağlıyor bu yayınlar. Farkındalığı arttırmak adına uzun seanslar harcamak yerine, hastalarımıza verdiğimiz ev ödevleri-okuma yapmak ve içerik izlemek- zamandan tasarruf etmemizi sağlıyor. Özellikle iç görü konusunda zorluk yaşayan ya da devam ettirdiği davranışın kendi kişisel gelişimine nasıl zarar verdiğini fark etmeyen hastalar için bu kaynaklar tedavi sürecini hızlandırıyor' dedi.</p><p>Bir tedavi yöntemi olarak edebiyat</p><p>Bu anlamda bibliyoterapinin önemi 20&#39;nci yüzyılın başlarında batıda fark edilmiş olduğunu bildiren Psikolog Bozkurt, 'Hastaların ruh sağlığını iyileştirmek ve iç görü kazandırmak için psikiyatrik hastanelere kütüphaneler kurulmuştur. Bibliyoterapi kelime anlamıyla, kitap okuma yoluyla ruh sağlığını iyileştirme anlamına gelmektedir. Terapi sürecinde hastanın kişisel sorunlarıyla eşleşen bir öyküye sahip eseri, psikolog hastasına ev okuması olarak ödev verir. Sonraki seansta da hastanın kitapta fark ettikleri, karakterin baş etme yöntemleri tartışılır. Bu sayede hasta bu sorunları yaşayan ilk ve tek insan olmadığını ve farklı çözüm yolları olduğunu keşfeder. Hastalarımıza tavsiye ettiğimiz çeşitli filmler ve içeriği zengin videolar da terapi sürecine katkı sağlar. Kitap önerisi gibi filmi de ev ödevi olarak veririz ve bir sonraki seans değerlendirmesini yaparız. Çeşitli psikiyatrik bozuklukların konu alındığı filmleri, spesifik olarak, hastalarımızın şikayetleri üzerine tavsiye edebiliyoruz. Ebeveynlik tutumları üzerine, çocuklarına nasıl yaklaşmaları gerektiğini öğretebilmek adına, ebeveynlere ödev verebiliyoruz. Disosiyatif Kişilik Bozukluğunun ele alındığı Dövüş Kulübü (Fight Club), Şizofreni hastalarının gözünden anlatılan Akıl Oyunları (A Beautiful Mind) ve Zindan Adası (Shutter Island), Yeme Bozukluklarının konu olarak ele alındığı Kemiklerine Kadar (To the Bone), Borderline Kişilik Bozukluğunun anlatıldığı Aklım Karıştı (Girl, Interrupted)filmleri önemli yapımlar arasındadır' şeklinde konuştu.</p><p>Kitap okumanın ruh sağlığı üzerindeki etkisi</p><p>Kitap okumanın ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkileriyle alakalı birçok araştırma yapıldığını,  kitap okumak, kurgu olsun veya olmasın, kişinin psikolojik sorunlarıyla, kaygısıyla daha iyi baş etmesine, bakış açısının değişmesine, empati becerisinin artmasına fayda sağladığını ifade eden Psikolog Bozkurt, fizyolojik açıdan bedensel duyumlarda sakinleştirici etkisi olduğunu söyledi.</p><p>Psikolog Bozkurt, sözlerini şöyle sonlandırdı: 'Stresin etkisiyle hızlanmış kalp atışları normale döner, uyku kaliteniz artar, kendinizi daha dingin hissedersiniz. Bu nedenle de ihtiyacınıza yönelik doğru kitabı seçmek önemlidir. Dikkat edilmesi gereken birkaç nokta var. Popülist kültürün etkisiyle, bilgi temeli sağlam olmayan roman-kişisel gelişim tarzı yazılan kitaplara dikkat edilmesi gerekiyor. Bu kitaplar araştırılmadan alınıp okunulduğunda hastalarımızda gerilemeye neden olabiliyor. Olay, 'Ben neden yapamıyorum' şeklinde kendini suçlamalara dönebiliyor. Aynı şekilde psikiyatrik vakaların diziye çevrilmesi, aynı sorunu yaşayan bireylerde farkındalığı sağlarken, diğer aile üyesinin de suçlayıcı konuşmasına neden olabiliyor. Kitap okumak, film izlemek, tiyatroya gitmek ruh sağlığımızı korumak adına yaptığımız aktiviteler değil sadece, aynı zamanda tedavinin bir parçası olarak kullanılıyor. Narsist kişilik bozukluğu hakkında bir tiyatro eseri izlemek, depresyonuyla baş etmeye çalışan bir kadının hikayesini okumak, şizofreni hastasının rehabilitasyon süreciyle alakalı bir film izlemek bize yeni bakış açıları, yeni baş etme yöntemleri sunar. İhtiyacınız olan yayınları dikkatli seçmek, kısa bir ön araştırma yapmak veya psikoloğunuzla bu konuyu tartışmak doğru kaynağa ulaşmanızı sağlayacaktır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/edebiyatla-ruh-sagligi-bibliyo_1663319526_FwxQ71.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Edebiyatla ruh sağlığı: Bibliyoterapi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/edebiyatla-ruh-sagligi-bibliyo_1663319526_FwxQ71.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Diyarbakır'da kanser hastaları son nükleer tıp teknolojileriyle şifa buluyor]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/diyarbakir-da-kanser-hastalari-son-nukleer-tip-teknolojileriyle-sifa-buluyor/53884/</link>
            <description><![CDATA[Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Bölümünde diferensiye tiroid kanseri, prostat kanseri, nöroendokrin tümör ve hipertiroidi hastalıkları tedavi ediliyor. Her ay yaklaşık 2 bin sintigrafik görüntüleme ve 800 PET/CT görüntülemesinin yapıldığı bölümde, 15 hipertroid tedavisi, 50 civarı troid ca tedavisi, 25 civarı Lutesyum177 tedavisi uygulanıyor.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/diyarbakir-da-kanser-hastalari-son-nukleer-tip-teknolojileriyle-sifa-buluyor/53884/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 11:34:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Bölümünde diferensiye tiroid kanseri, prostat kanseri, nöroendokrin tümör ve hipertiroidi hastalıkları tedavi ediliyor. Her ay yaklaşık 2 bin sintigrafik görüntüleme ve 800 PET/CT görüntülemesinin yapıldığı bölümde, 15 hipertroid tedavisi, 50 civarı troid ca tedavisi, 25 civarı Lutesyum177 tedavisi uygulanıyor.</p><p>Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2010 yılından bu yana hizmet veren Nükleer Tıp Bölümünde birçok hasta radyoaktif tedavisiyle şifa buluyor. Son nükleer tıp teknolojileriyle her türlü sintigrafik görüntülemenin yapıldığı bölümde, kalpten akciğere, karaciğerden kemik ve böbreğe kadar geniş bir alanda teşhis için SPECT/CT, SPECT, PET/CT ve FAPI cihazları kullanılıyor. Bölgenin en büyük etkin nükleer tıp merkezlerinden olan Gazi Yaşaragil Eğitim Hastanesinde 3 doçent doktor ve 5 uzman doktor ile Nükleer Tıp Bölümü hizmet veriyor. Nükleer Tıp Bölümünün sadece sintigrafik görüntülemeden ibaret olmadığını belirten Nükleer Tıp Uzmanı Doç. Dr. Halil Kömek, hastalığın yarısı oranında tedavi ile ilgilenen bir bilim dalı olduğunu söyledi. Kömek, 'FDG PET/CT ile onkolojik tüm vücut görüntüleme yapan cihazlarımız mevcut. Prostat kanserleri için 68Ga-PSMA, nöroendokrin tümörleri görüntülemesi için 68Ga (Galyum68)-Dotatate ve ülkemizde birkaç merkezde uygulanan TİTCK (Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu) onaylı olduğumuz FAPI (fibroblast aktivasyon protein inhibitörü) ile kolorektal ve gastointestinal kanserlerinin periton yayılımlarında kullandığımız FAPI görüntülemesi yapmaktayız' dedi.</p><p>'Lutesyum 117 tedavisi son bir şans'</p><p>Kömek, kanser tedavileri için bölgede tek aktif ünitenin Gazi Yaşargil Hastanesinde olduğunu belirtti. Prostat kanseri ve nöroendokrin tümörlerinde kemoterapi tedavisi görmüş, ek bir tedavi imkanı olmayan hastalara son aşamada Lutesyum 117 tedavisi uyguladıklarını ifade eden Kömek, 'Başta tiroid kanserleri olmak üzere bölgede tek aktif ünite bizim kliniğimiz. PSMA ve Lutesyum tedavileri, özellikle nöroendokrin tümörlerde şuanda hiçbir tedavinin ulaşamayacağı ölçüde progresyonsuz sağ kalıma sahip. Lutesyum PSMA geçen yıl içerisinde Amerikan kanser derneği tarafından kılavuzlarına eklendi' ifadelerinde bulundu.</p><p>Bölge halkına ilk kanser tedavi hizmeti verdiklerini belirten Kömek, 'Biz bu tedavileri Türkiye&#39;de ilk yapan merkezlerden biriyiz. Oldukça deneyimimiz var. Tüm bölge halkına hizmet vermekteyiz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde etkin merkez olarak tek merkez sayılabilecek düzeydeyiz. Van, Hakkari ve Malatya&#39;ya kadar bütün bölge hastaları bize gelmekte. Ayrıca Kuzey Irak ve yakın Ortadoğu ülkelerinden hastalar da hastanemize başvuruyor' diye konuştu.</p><p>Hastanede yılda 6 bin hastanın tümör taraması amacıyla PET/BT görüntülemesinin yapıldığını söyleyen Kömek, 'Hastanemizde ayrıca tiroid kanseri 300 hastaya İyot tedavisi yapılmakta. Yılda 400 hastaya da Lutesyum tedavileri, prostat kanserlerinin nöroendokrin tümörlerinin ya da ağrı palyasyonu amacıyla uygulanmaktadır. Açılımını yaparsak eğer, radyoaktif madde ile işaretlenmiş bir reseptör bağlacını hastanın vücuduna enjekte ediyoruz ve sadece tümörlü alanları tutup tedavi ediyor. Herhangi bir yan etkisi olmadan sadece tümöre spesifik reseptörlere bağlanarak tedavi edildiği için, hedeflenmiş radyoterapi dediğimiz sistemi kullanıyoruz. Bunun yanı sıra yılda yaklaşık 300 hastanın da hipertiroidi tedavisini yapmaktayız' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/diyarbakir-da-kanser-hastalari_1663317485_ADOHkF.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Diyarbakır'da kanser hastaları son nükleer tıp teknolojileriyle şifa buluyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/diyarbakir-da-kanser-hastalari_1663317485_ADOHkF.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: 'Prostat kanseri erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türü']]></title>
            <link>https://www.akajans.net/uzmanindan-uyari--prostat-kanseri-erkeklerde-akciger-kanserinden-sonra-en-sik-gorulen-kanser-turu-/53880/</link>
            <description><![CDATA[Ankara Şehir Hastanesi Üroloji Kliniği uzmanlarından Doçent Doktor Binhan Kağan Aktaş, 'Hiçbir şikayeti olmasa bile 50 yaş üzeri erkeklerin mutlaka yılda bir defa prostat kontrolünden geçmelerinin önemini vurgulamaya çalışıyoruz. Çünkü prostat kanseri erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türü ve toplumda çok sık karşılaşılıyor' dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/uzmanindan-uyari--prostat-kanseri-erkeklerde-akciger-kanserinden-sonra-en-sik-gorulen-kanser-turu-/53880/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 11:28:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Ankara Şehir Hastanesi Üroloji Kliniği uzmanlarından Doçent Doktor Binhan Kağan Aktaş, 'Hiçbir şikayeti olmasa bile 50 yaş üzeri erkeklerin mutlaka yılda bir defa prostat kontrolünden geçmelerinin önemini vurgulamaya çalışıyoruz. Çünkü prostat kanseri erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türü ve toplumda çok sık karşılaşılıyor' dedi.</p><p>Uzmanlar, özellikle 50 yaş üzerindeki erkeklerin yılda en az bir kere prostat kanseri tarama merkezlerine başvurarak tarama testleri yaptırmasını öneriyor. Erkeklerde en çok görülen kanser türlerinden biri olan prostat kanserinin çok sinsi şekilde ilerlediğinin altını çizen uzmanlar, hastalık belirtilerinin başladığı sıralarda geç kalınmış olabileceğini, erken teşhisin hayati öneme sahip olduğunu vurguluyor. Ankara Şehir Hastanesi Üroloji Kliniği uzmanlarından Doçent Doktor Binhan Kağan Aktaş, prostat kanserinde erken teşhisin önemini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı.</p><p>'Prostat kanseri erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türü'</p><p>Prostat kanserinde erken evrede teşhisin kalıcı tedavi için çok önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Aktaş, 'Hiçbir şikayeti olmasa bile 50 yaş üzeri erkekleri mutlaka yılda bir defa prostat kontrolünden geçmelerinin önemini vurgulamaya çalışıyoruz. Çünkü prostat kanseri erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türü ve toplumda çok sık karşılaşılıyor. Hatta yaşlı popülasyonda birinci sıraya kadar yükseliyor. Prostat kanseri başlangıçta hiçbir bulgu vermeyen sinsi bir hastalık. Hastalarımız genelde bize, &#39;hangi şikayetlerimiz olursa şüphelenmeliyiz&#39; diye soruyor. Biz de şöyle cevaplayabiliriz bunu, &#39;eğer bir şikayet vermeye başladıysa prostat kanseri, zaten baya gecikilmiş demektir.&#39; Sinsi bir hastalık olduğu için başlangıçta pek bulgu vermiyor. Zaten hastalarda da bu bilinci oluşturarak bahsettiğimiz yaş üzerindeki hastaların hiçbir şikayetleri olmasa dahi bize başvurmalarını öneriyoruz' ifadelerini kullandı.</p><p>'Prostat kanserinde erken teşhis yaptığımızda, tedavilerimiz de çok başarılı oluyor'</p><p>Prostat kanserinde belirti ve şikayetler ile sağlık kuruluşlarına başvuru yapıldığı vakit, kanserin ilerlemiş olma ihtimalinin yüksekliğine de değinen Doç. Dr. Aktaş, 'Prostat kanserinde erken teşhis yaptığımızda, tedavilerimiz de çok başarılı oluyor. Tüm kanserler için bu durum geçerli zaten ve erken teşhisin önemi toplumca da bilinen bir şey. Daha etkili takip edip, hiçbir yere sıçramadan, kanser daha prostatın içerisindeyken tedavi etme şansını buluyoruz. Hastalar da ameliyat veya başka bir yöntemle tedavi olmuşlarsa, farklı bir şey uygulamadan yaşamlarının devamını kan tahlili takipleri ile sürdürebiliyorlar. Ama geç kalındığında, mesela bazı hastalar bize idrarda zorlanma, idrarda kanama hatta kemiğe sıçramış hastalar, bel ağrıları, kemik ağrılarıyla gelebiliyorlar. Tabi o evrelerde yayılmış durumda olduğu için yapabileceklerimiz sınırlı oluyor. Hastaların günlük yaşamlarını biraz daha ağrısız ve konforlu geçirebilmeleri için yardımcı tedaviler uygulayabiliyoruz. Kalıcı kesin tedavi yöntemleri şansını yitirmiş oluyoruz' şeklinde konuştu.</p><p>'Sinsi bir şekilde ilerliyor'</p><p>Prostat kanserinin çok sinsi bir hastalık türü olduğunun altını çizen Aktaş, 'Prostat aslında mesane yani idrar kesesinin hemen altında, koni şeklinde büyümediği zaman kestane kadar olan bir organ. Tüm erkeklerde olan bir organ ve bu hastalığın ismi değil organın ismi. İdrar kanalı da bu organın ortasından geçiyor. Şikayet vermemesinin sebebi, hastalığın dış kısmından yani dıştan içeriye doğru başlaması. Daha çok kabuk kısmından biz kanseri tespit edebiliyoruz. Onu da zaten elle muayenelerimizde prostatın direkt dış kısmını muayene etmiş oluyoruz. Prostat kanseri dıştan içe doğru bir büyüme yaptığı için de ilk başta idrar kanalını kapamayabiliyor. O yüzden sinsi bir şekilde ilerliyor. Hasta geç kalmışsa ve idrar kanalını kapatacak derecede büyümüşse veya mesaneye doğru bir uzanım göstermişse, idrarda zorlanma, idrarda kanama şikayetleri ile bize gelebilir hasta' diye konuştu.</p><p>'Çok da farkında değiliz bu konunun'</p><p>Ankara Şehir Hastanesi&#39;nde kurulan prostat kanseri tarama polikliniğine başvurarak tarama testine giren Kemal Tamer ise, 'Bugün Prostat Kanseri Farkındalık Günü, ben de bundan dolayı hastanede randevu alarak buradaki tetkiklerime başladım. Şöyle söyleyeyim 50 yaş üzeri erkeklerde prostat kanseri görülme oranı yüksek biliyorsunuz. Bundan dolayı da ben başvurumu yaparak gerekli tahlilleri yaptırdım. Şu an da doktorlar ile de çalışmamız devam ediyor. Bu farkındalık gününde kimse yok burada. Ben daha çok kişi olacağını düşünüyordum ama benden önce iki kişi vardı onlar da gelmediler. Yani çok da farkında değiliz bu konunun' açıklamasında bulundu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/uzmanindan-uyari--prostat-kans_1663317126_EryMqo.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanından uyarı: 'Prostat kanseri erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türü' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/uzmanindan-uyari--prostat-kans_1663317126_EryMqo.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çapraz nakil Kırgızistanlı 2 aileyi Antalya'da birbirine bağladı]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/capraz-nakil-kirgizistanli-2-aileyi-antalya-da-birbirine-bagladi/53876/</link>
            <description><![CDATA[Kırgızistan'da yaşayan 3 aylık Elmar bebek ile 5 aylık Ademi bebek karaciğer yetmezliği teşhisi ile geldikleri Antalya'da geçirdikleri çapraz nakil sonucu sağlıklarına kavuştu. Çapraz nakli gerçekleştiren Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, 'Bebeklerimizin kan grubu uyumu olmadı. Uyum olmadı ama her 2 ailenin ebeveynlerinin diğer çocuğa uygun olduğunu gördük. Bu durumdan dolayı çapraz nakil yapmaya karar verdik' dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/capraz-nakil-kirgizistanli-2-aileyi-antalya-da-birbirine-bagladi/53876/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 11:18:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kırgızistan&#39;da yaşayan 3 aylık Elmar bebek ile 5 aylık Ademi bebek karaciğer yetmezliği teşhisi ile geldikleri Antalya&#39;da geçirdikleri çapraz nakil sonucu sağlıklarına kavuştu. Çapraz nakli gerçekleştiren Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, 'Bebeklerimizin kan grubu uyumu olmadı. Uyum olmadı ama her 2 ailenin ebeveynlerinin diğer çocuğa uygun olduğunu gördük. Bu durumdan dolayı çapraz nakil yapmaya karar verdik' dedi.</p><p>Kırgızistan&#39;da yaşayan Elmar Argenov ile Ademi Ulanbekovna Omurzakova, karaciğer yetmezliği (siroz) teşhisi ile Rusya&#39;da bulunan bir yardım fonu tarafından son çare olarak getirildikleri Antalya&#39;da anne ve babalarından yapılan çapraz nakille sağlıklarına kavuştu. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi&#39;nde kontrolleri yapılan bebeklerin, anne ve babaları ile uyumlu oldukları görüldü.  Organ Nakli Merkezi Karaciğer Nakli Sorumlusu Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ve ekibinin gerçekleştirdiği başarılı ameliyat sonucunda Elmar bebeğe Ademi bebeğin babası Ulanbek Kurbanbaev  (42), Ademi bebeğe ise Elmar bebeğin annesi Güliza Muratbekova (24) karaciğerini bağışladı. Bebekler ve aileleri ameliyat sonrası sağlıklarına kavuştu.</p><p>'Çapraz nakil yapmaya karar verdik'</p><p>Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu,'Hastalarımızın her ikisinin de doğuştan safra kanalları yoktu. Daha öncesinde, erken dönemde bu hastalara biraz zaman kazanmak için farklı bir ameliyat yapıyoruz ama bu 2 hastaya da öncesinde herhangi bir ameliyat yapılmamış. İkisi de bize siroz olarak başvurdular. Yaptığımız tahlil sonucu ikisinin de nakil olması gerektiğine karar verdik. Nakil hazırlıklarına başladık.  Bu tür hastalarda nakil için ilk adaylarımız her zaman en yakın akrabalardır. Bebeklerimizin kan grubu uyumu olmadı. Uyum olmadı ama bir tesadüf denk geldi. Her 2 ailenin ebeveynlerinin diğer çocuğa uygun olduğunu gördük. Bu durumdan dolayı çapraz nakil yapmaya karar verdik.  Çapraz karaciğer naklimizi gerçekleştirdik. Her 2 bebeğimiz de gayet iyi, taburculuk aşamasına geldiler. Normal beslenmelerine başladık. Vericilerimiz anne ve babalar burada. Onlarda gayet iyi durumdalar. Onları da taburcu ettik' diye konuştu.</p><p>'Karaciğer nakli konusunda tecrübeli bir merkeziz'</p><p>Medical Park Antalya Hastane Kompleksi&#39;nin karaciğer nakli konusunda tecrübeli olduğunu belirten Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, 'Bu şekildeki bebeklerin karaciğer nakli teknik olarak daha zor ama günümüzde artık başarıyla gerçekleştirebiliyoruz. Bu şekildeki hastalarımızın ailelerine korkmamalarını tavsiye ediyoruz.  Biz karaciğer nakli konusunda tecrübeli bir merkeziz' şeklinde konuştu.</p><p>'Mükemmeldi'</p><p>Ameliyat sonrası mutluluğunu dile getiren Ademi bebeğin babası Ulanbek Kurbanbaev, 'Kendimi iyi hissediyorum. Kısaca mükemmeldi demek istiyorum. İnanılmaz bir şekilde mutluyum. Son şansımızdı, çocuğumuz kurtuldu' dedi.</p><p>'Çok mutluyum'</p><p>Elmar bebeğin annesi Güliza Muratbekova ise 'İyi hissediyorum, her şey yolunda. Heyecanlıyım ve çok mutluyum. Ameliyatlardan önce çok zor zamanlardan geçtik. Ameliyatlardan sonra her şey yoluna girmeye başladı. 2 çocuğu da aynı anda kurtarmamıza çok mutlu oldum' ifadelerini kullandı.</p><p>Bebeklerin Türkiye&#39;de tedavi görmelerini sağlayan Rusya&#39;da bulunan bir yardım fonunun yetkilisi Elena İvanovskaia da, 'Biz her ülkeden ihtiyacı olan hastalara yardımcı oluyoruz. Kazakistan&#39;dan, Kırgızistan&#39;dan, Dağıstan&#39;dan hastaları Türkiye&#39;ye gönderiyoruz. İnternet üzerinden bağış alarak hastaların tedavisi için destek oluyoruz' açıklamalarında bulundu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/capraz-nakil-kirgizistanli-2-a_1663316768_OsbHj7.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çapraz nakil Kırgızistanlı 2 aileyi Antalya'da birbirine bağladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/capraz-nakil-kirgizistanli-2-a_1663316768_OsbHj7.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Erkekler 3 kat fazla horluyor]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/erkekler-3-kat-fazla-horluyor/53865/</link>
            <description><![CDATA[Uyku apnesinin, uykuda solunumun durması hastalığı olarak tanımlandığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fulya Gürkan, erkeklerde kadınlara göre 3 kat daha fazla görüldüğünü söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/erkekler-3-kat-fazla-horluyor/53865/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 10:53:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uyku apnesinin, uykuda solunumun durması hastalığı olarak tanımlandığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fulya Gürkan, erkeklerde kadınlara göre 3 kat daha fazla görüldüğünü söyledi.</p><p>Uyku apnesi sendromu, uyku sırasında nefes almada güçlük, solunum durması daha sonra solunum çabasıyla tekrar normale dönme, uykuya dalma ve uykudan uyanmaların gece boyunca tekrarlarıyla giden bir hastalık olduğunu belirten Hayat Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fulya Gürkan, 'Basit horlamadan farklıdır. Haftada en az 5 gün ve diğer odalardan hatta diğer dairelerden de duyulabilecek kadar şiddetlidir. Horlama aniden kesilir, nefes alma durur sonra tekrar başlar. Hastalar genellikle solunumlarının durduğunun farkında olmazlar. Fakat yanındaki kişiler gürültülü ve düzensiz horlamanın aralıklarla kesildiğini, ağız ve burunda solunumun durduğunu ve bu sırada göğüs ve karında hareketin devam ettiğini fark edebilirler. Bu hastalarda gece uzun süre uyumalarına rağmen, gündüz aşırı uyku hali ve sabah yorgunluğu vardır. Otobüste, toplantılarda, hatta araba kullanırken uykuya dalma olur. Bunun sebebi de sık tekrarlayan solunum durmaları ve uykuda sık bölünmeler sebebiyle asıl dinlenmeyi sağlayan derin uykuya ulaşamamalarıdır. Beynin oksijenlenmesinin bozulması ve solunum için harcanan çabanın vücutta aşırı yorgunluk oluşturmaktadır. Uyku apne sendromu, erkeklerde kadınlara göre 3 kat daha fazla görülmektedir. En sık 40-65 yaşları arasında ve şişman kişilerde, boyun ve göbek çevresi geniş kişilerde daha fazla görülmektedir' dedi.</p><p>Uyku apne sendromunun tedavi edilmezse sağlığı tehdit edici sonuçlar ortaya çıkabileceğini de ifade eden Gürkan, 'Bu hastaların yüzde 30-50&#39;sinde yüksek tansiyon tespit edilmiştir. Kalp krizi, kalp yetmezliği, koroner arter hastalığı ortaya çıkmaktadır. Erkeklerde iktidarsızlık, kadınlarda adet düzensizlikleri olabilir. Konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık, sinirlilik, depresyon, endişe, kişilik değişiklikleri artar. Sabah baş ağrısı ve bulantı ile uyanırlar. Gece boyunca sık idrara çıkma veya yatağını ıslatma meydana gelebilir' diye konuştu.</p><p>Uyku apne sendromu düşünülen hasta bir ya da iki gece uyku laboratuvarında yatırılıp uyku testi yapıldığını ifade eden Gürkan, uyku testinde gece boyunca beyin aktiviteleri ve vücutla ilgili farklı fonksiyonlar ve bunların arasındaki ilişki değerlendirilerek teşhisin konularak tedaviye başlanıldığını sözlerine ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/erkekler-3-kat-fazla-horluyor_1663314850_n72Nim.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Erkekler 3 kat fazla horluyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/erkekler-3-kat-fazla-horluyor_1663314850_n72Nim.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Ünlü Gürcü yazar ve oyuncu Samsun'da sağlığına kavuştu]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/unlu-gurcu-yazar-ve-oyuncu-samsun-da-sagligina-kavustu/53844/</link>
            <description><![CDATA[Hastalığı nedeniyle kalem tutamadığı için yazı yazamayan ünlü Gürcü yazar ve oyuncu Erekle Sagliani, Samsun'da beyin pili ameliyatı ile sağlığına kavuştu. Ünlü yazar, yıllar sonra kalem tutarak ilk şiirini yazdı.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/unlu-gurcu-yazar-ve-oyuncu-samsun-da-sagligina-kavustu/53844/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 10:20:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hastalığı nedeniyle kalem tutamadığı için yazı yazamayan ünlü Gürcü yazar ve oyuncu Erekle Sagliani, Samsun&#39;da beyin pili ameliyatı ile sağlığına kavuştu. Ünlü yazar, yıllar sonra kalem tutarak ilk şiirini yazdı.</p><p>Gürcistan&#39;ın ünlü yazar ve oyuncularından Erekle Sagliani, 7 yıl boyunca esansiyel tremor hastalığı ile mücadele etti. Son yıllarda titremeleri oldukça artan ve çok sevdiği yazarlığı kalem tutamaması nedeniyle istediği gibi yapamayan Sagliani, Medicana Samsun International Hastanesi&#39;ne geldi. Samsun&#39;a geldiğinde kalem tutamayan ve titremelere bağlı olarak hareket kaybı yaşayan Erekle, beyin pili operasyonu geçirdi. 1,5 saatlik ameliyatın ardından beynine pil takılan Erekle, titremelerinden kurtularak gündelik yaşantısına devam etmeye başladı.</p><p>'Ameliyattan sonra hemen şiir yazmak, kalem tutabilmek beni çok mutlu etti'</p><p>Beyin pili ameliyatı sonrası sağlığına kavuştuğu için çok mutlu olduğunu ifade eden 67 yaşındaki Erekle Sagliani, 'Samsun Medicana Hastanesi&#39;nde dünya standartlarında bir tedavi gördüm. 7 yıl boyunca esansiyel tremor hastalığı ile mücadele ettim. Gürcistan&#39;daki hastane temsilciliği sayesinde Enis Kuruoğlu hoca ile tanıştım. Yazarlık yaptığım için hastalığımda kalem tutamadım ve bu durum beni çok üzüyordu. Ameliyattan sonra hemen şiir yazmak, kalem tutabilmek beni çok mutlu etti. Gürcistan temsilcilerine çok teşekkür ediyorum. Buradan aldığım sevgi ilaçlardan çok daha güçlüydü' dedi.</p><p>'Beyin pili sayesinde hastanın bütün titremeleri durdu'</p><p>Yapılan operasyonla takılan beyin pili sayesinde hastanın sağlığına kavuştuğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Enis Kuruoğlu, 'Esansiyel tremor hareket halinde olan titreme şeklidir. Özellikle vücudumuzu kullanacağımız zaman, ellerimizi kullanacağımız zaman ortaya çıkan titremedir. Bu durum da günlük yaşantıyı çok fazla olumsuz etkiler. Esansiyel tremor, hareket bozuklukları içinde en sık görülen titreme şeklidir. Genelde 65 yaş üstünde yüzde 5-6 oranında görülür ve sıklık durumu da en sık görülen türdedir. Tedavisinde aslında başlangıç aşamalarında medikal ilaç yöntemleri ile hasta fayda görebilir ama ilerleyen zamanlarda bu ilaç tedavisine direnç gelişir ve titreme daha çok ön plana çıkmaya başlar. O zaman da tabii bizim elimizde bir beyin pili dediğimiz tedavi yöntemimiz var. Yaklaşık bir buçuk saatlik bir cerrahi işlemle hastaya genel anestezi altında hiçbir şey hissetmeden bu işlemi uygulayabiliyoruz. 4-5 gün sonra da pilini açtığımız zaman hastanın bütün titremeleri duruyor, gayet de mutlu huzurlu bir şekilde hayatına devam edebiliyor. Günlük yaşantısını çok rahat bir şekilde yapabiliyor. Gürcistan&#39;dan Samsun&#39;a tedaviye gelen Erekle Sagliani de esansiyel tremor nedeniyle geldiğinde titremelerinden dolayı çok zor bir dönem geçiriyordu. Beyin pili ameliyatından sonra sağlığına kavuştu ve o çok sevdiği yazarlığa geri döndü' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/unlu-gurcu-yazar-ve-oyuncu-sam_1663313044_4ekbVR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Ünlü Gürcü yazar ve oyuncu Samsun'da sağlığına kavuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/unlu-gurcu-yazar-ve-oyuncu-sam_1663313044_4ekbVR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bu hastalığa dikkat, çocuğunuzun okuldaki başarısızlığının nedeni olabilir]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/bu-hastaliga-dikkat-cocugunuzun-okuldaki-basarisizliginin-nedeni-olabilir/53841/</link>
            <description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Feyyaz Aslan, okul başarısı düşük ve okula uyumsuz çocuk olarak düşünülen çocuklarda görme probleminin mutlak akılda tutulması gerektiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/bu-hastaliga-dikkat-cocugunuzun-okuldaki-basarisizliginin-nedeni-olabilir/53841/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 10:16:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Feyyaz Aslan, okul başarısı düşük ve okula uyumsuz çocuk olarak düşünülen çocuklarda görme probleminin mutlak akılda tutulması gerektiğini söyledi.</p><p>Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr.Feyyaz Aslan, çocuğun televizyonu yakından seyretmesi, tahtayı yeterince iyi görmemesi, okurken satır atlaması, kelimeleri elleriyle takip etmesi, tek gözün kapatıldığında huzursuz olması, gözlerde sulanma, ödev yaparken sıkılması göz probleminde erken tanı için önemli bulgular olduğunu belirtti.</p><p>Medicana Sivas Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Feyyaz Aslan, çocukluk çağı, önleyici ve koruyucu göz sağlığı muayenesinin en önemli dönemlerinden olduğunu belirterek, 'Bu dönemdeki görme kayıpları uzun bir hayatın görme hissi olmadan yaşanmasına yol açabileceğinden kişi ve toplum açısından önemli maddi ve manevi kayıplara neden olabilir. Çocukluk çağı görme kayıplarının azaltılabilmesi konunun daha da önemini arttırmaktadır' dedi.</p><p>'Her yıl yaklaşık 2 bin ile 3 bin çocuk önemli görme kaybına neden olan bir hastalığa yakalanıyor'</p><p>Aslan, epidemiolojik araştırmalar ile her yıl yaklaşık 2 bin ile 3 bin çocuğun önemli görme kaybına neden olan bir hastalığa yakalandığı ifade ederek, 'Amerika Pediatrik Oftalmoloji Birliği ile Amerika Oftalmotoloji Akademisi çocukta görme sisteminin sağlığı görme keskinliği muayenesi en geç 5 yaşına kadar yapılmasını önermektedir' diye konuştu.</p><p>'Göz muayeneleri 2 yılda bir yapılmalı'</p><p>Aslan, 'Okul başarısı düşük ve okula uyumsuz çocuk olarak düşündüğümüz çocuklarda görme problemi mutlak akılda tutulmalıdır. Bu ve benzeri sebeplerle okul çağında göz muayenelerin sağlam olduğu düşünülen çocuklarda en az 2 yıl da bir yapılmalıdır. Okul öncesi görme bozukluklarının tedavi edilmemesi halinde çocukların okul uyumu öğrenme yetisi ve kişiliğini olumsuz yönde etkilenmesi söz konusudur' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bu-hastaliga-dikkat-cocugunuzu_1663312924_sw02qc.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bu hastalığa dikkat, çocuğunuzun okuldaki başarısızlığının nedeni olabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/bu-hastaliga-dikkat-cocugunuzu_1663312924_sw02qc.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bursalı hasta, büyük merkezlerde bulamadığı şifayı Van'da buldu]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/bursali-hasta-buyuk-merkezlerde-bulamadigi-sifayi-van-da-buldu/53831/</link>
            <description><![CDATA[Bursa'da yaşayan ve glomus tümörüne yakalanan Ali Çelik isimli vatandaş; İstanbul, Ankara ve Bursa gibi büyük merkezlerde bulamadığı şifayı Lokman Hekim Van Hastanesinde buldu.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/bursali-hasta-buyuk-merkezlerde-bulamadigi-sifayi-van-da-buldu/53831/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 09:57:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bursa&#39;da yaşayan ve glomus tümörüne yakalanan Ali Çelik isimli vatandaş; İstanbul, Ankara ve Bursa gibi büyük merkezlerde bulamadığı şifayı Lokman Hekim Van Hastanesinde buldu.</p><p>Bursa&#39;da ikamet eden Ali Çelik (45), yakalandığı glomus tümörü için İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok hastaneye gitti. Gittiği hastanelerde umduğunu bulamayan Çelik, arayışa geçti. Sosyal medya vasıtasıyla ulaştığı Lokman Hekim Van Hastanesinde yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu.</p><p>Konuyla ilgili açıklamada bulunan Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, Bursa&#39;da ikamet eden Ali Çelik&#39;in yakalandığı glomus tümörü nedeniyle birçok merkeze gittiğini ancak bir çözüm bulunamadığını söyledi. Dr. Başel, 'Hasta bize geldiğinde glomus tümörü vardı. Biraz büyük ve yeri de zor bir yerdi. Gittiği hekimler tümörün riskinden bahsedince hastamız ister istemiz &#39;En iyi nerede yapılır?&#39; diye bir arayışa girmiş. Bize ulaştı, biz kendisiyle görüştük. Eğer bu ameliyatı olacaksan, en doğru yer burası. Van&#39;a gelmek biraz zor ama geldiğinde memnun kalırsın dedik. Pazar günü geldi, hazırlığını yaptık ve çok güzel bir ameliyat geçirdi. Hastamız Allah&#39;a şükür hiçbir problem yaşamadan sağlığına kavuştu. Hatta yoğun bakımda bile çok kısa tuttuk. Bugün ameliyatın üçüncü günü, taburcu aşamasına geldi' dedi.</p><p>'Hastamız biraz daha beklese ameliyat şansını bile kaybedecekti'</p><p>Bu tür büyük tümörlerin bazen olumsuz sonuçlar verebildiğine dikkat çeken Başel, 'Bu tür büyük tümör ameliyatları her zaman böyle sonuçlanmıyor. Ama çok fazla yapmanın verdiği özgüvenle bu ameliyatları her geçen gün daha iyi yapmaya başladık. Normalde tümörümüz üç tane siniri içine almıştı. Tümörü tamamen bu sinirlerden temizledik ve onlarla ilgili şu anda hiçbir yan etki gelişmedi. Çünkü tümörümüzün yerleşimi çok zor bir yerdeydi. Çok derinde olup, kafa kaidesine neredeyse ulaşmak üzere. Hastamız biraz daha beklese ameliyat şansını bile kaybedecekti. Şu anda hiçbir sorun yok. Kulak burun boğazcı arkadaşımız ameliyat öncesi ve sonrası muayenelerini yaptı. Hiçbir komplikasyonun gelişmemesine o da şaşırdı. Normalde bu kadar büyük tümörlerde mutlaka yan etki bekleriz ama Allah&#39;a şükür hiçbir sorun yaşamadık' ifadelerini kullandı.</p><p>'Bu ilgiyi İstanbul&#39;da görmedim'</p><p>Ankara, İstanbul ve Bursa gibi büyük merkezlerde aradığı şifayı Van&#39;da bulduğunu aktaran Çelik ise, 'Çok memnunum, çok iyiyim. Van&#39;a gitmek zor geliyor ama benim için İstanbul&#39;dan daha basit geldi. Normalde ben ameliyattan korkan biriyim ama Halil Hoca beni ikna etti. Şimdi bomba gibiyim. Van&#39;a gelmekten çekinen insanlar çekinmesinler. Van, İstanbul&#39;dan daha güzel bir memleket ve Van&#39;a gelmek çok basit. Ben bu ilgiyi İstanbul&#39;da görmedim. Hem insanlarına hem hastane çalışanlarına hem de hocama teşekkür ediyorum. Herkesi de Van&#39;a davet ediyorum' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bursali-hasta-buyuk-merkezlerd_1663311726_wez9QI.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bursalı hasta, büyük merkezlerde bulamadığı şifayı Van'da buldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/bursali-hasta-buyuk-merkezlerd_1663311726_wez9QI.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bitkisel ürün kullanırken sağlığınızdan olmayın]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/bitkisel-urun-kullanirken-sagliginizdan-olmayin/53832/</link>
            <description><![CDATA[DÜZCE (İHA) – Korona virüs salgınıyla birlikte vatandaşlar doğal ürünlere rağbet göstermeye başlarken, 'merdiven altı' olarak tabir edilen ürünlerin satışı da arttı. Vatandaşın bitkisel ürün alırken çok dikkatli olması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Ertuğrul Kaya, Merdiven altı ürünlerin içeriğinde pestisitler ve ağır metaller olabilir. Üretimi sırasında birçok zirai ilaç kullanılmış olabilir dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/bitkisel-urun-kullanirken-sagliginizdan-olmayin/53832/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 09:55:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>DÜZCE (İHA) – Korona virüs salgınıyla birlikte vatandaşlar doğal ürünlere rağbet göstermeye başlarken, &#39;merdiven altı&#39; olarak tabir edilen ürünlerin satışı da arttı. Vatandaşın bitkisel ürün alırken çok dikkatli olması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Ertuğrul Kaya, 'Merdiven altı ürünlerin içeriğinde pestisitler ve ağır metaller olabilir. Üretimi sırasında birçok zirai ilaç kullanılmış olabilir' dedi.</p><p>Düzce Üniversitesi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ertuğrul Kaya, bitkisel ürün kullanımının dünya genelinde çok popüler olduğunu söyleyerek, insanların geleneksel tedavi yöntemlerine çok güvendiğini kaydetti. Bitkisel ürün alırken dikkat edilmesi gereken konuların göz önünde bulundurulması gerektiğinin altını çizen Kaya, 'Üretim çok önemli. Ürünlerin üzerinde bir şeyler yazıyor. Vatandaş, ürünün içeriğinde ne olduğunu bilemez. Sadece ürünün üzerinde yazanlara güvenmek zorunda kalır. Bitkisel ürün yapan kişilerin çoğu hiçbir eğitim almamış kişilerdir. Üretimlerin çoğu merdiven altında yapılıyor. Biz bu sorunları çözmek üzere Düzce Üniversitesi olarak Türkiye&#39;nin en geniş geleneksel ve tamamlayıcı tıp merkezini kurduk. Sadece tedavi hizmeti vermiyoruz. Klinik araştırma ve AR-GE hizmetleri veriyoruz. Ürün geliştirme hizmetleri veriyoruz' şeklinde konuştu.</p><p>'Üretim sırasında zirai ilaç kullanılmış olabilir'</p><p>&#39;Merdiven altı&#39; diye tabir edilen ürünlerden uzak durulması gerektiği uyarısında bulunan Kaya, 'Bu ürünlerin içeriğinde pestisitler ve ağır metaller olabilir. Üretimi sırasında birçok zirai ilaç kullanılmış olabilir. Bu ürünün geliştirilmesi sırasında fermantasyonu yanlış yapılmış olabilir. İçinde hiçbir aktif madde kalmamış olabilir. Bu ürüne aşırı seyreltik maddeler konularak seyreltilmiş olabilir. O zaman etkinliği de aşırı derecede düşecektir. Bütün bu süreçleri en iyi olması için işi bilen ve dürüst üreticiler tarafından üretilmesi gerekiyor' dedi.</p><p>'Doğal tıbbi ürünlerin standardizasyonuna dair bazı çalışmalar yapılıyor'</p><p>Merdiven altı üretimin engellenmesi için birçok çalışmanın yürütüldüğünü belirten Prof. Dr. Kaya, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Devlette bunun farkında ve doğal tıbbi ürünlerin standardizasyonuna dair bazı çalışmalar yapılıyor. Bunlar sonuçlandığında piyasanın bir dengeye geleceğini tahmin ediyoruz. Örneğin ben bir kudret narı üretmek istiyorum, bunun bir standardizasyonu olacak. İçeriğinde ki maddeler nelerdir? Hangi araştırmalar yapılmıştır? Bunun bir standardizasyonu olacak. &#39;Propolis damla ürettim&#39; diyorsanız bunun bir standardı olacak. 1 gram propolisi bir litre çözücüye koyduğunuz da buda bir propolis çözeltisidir, 10 gram koyduğunuzda da aynısıdır, 100 gram koyduğunuzda da aynı olacaktır. Arada 100 kat fark var. Doz çok önemli. Doz yanlış ayarlandığında zararlı da olabilir, faydalı da olabilir. Bu sebeple üretici çok önemlidir, standardizasyon çok önemlidir. Birkaç yıl içerisinde ülkemizde bu konuda bir çalışma başlayacak gibi duruyor. Bakanlığın bu konuda çalışmaları ciddi noktalara ulaştı. O olduğunda o standartla hepimiz için çok faydalı olacak. O olana kadar da güvenilir üreticilerin ve profesyonel üreticilerin tercih edilmesini tavsiye ederim. Bu piyasada merdiven altı üretim çok fazla. Buna dikkat edilmesini tavsiye ederim'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bitkisel-urun-kullanirken-sagl_1663311728_VwFCil.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bitkisel ürün kullanırken sağlığınızdan olmayın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/bitkisel-urun-kullanirken-sagl_1663311728_VwFCil.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Astım mevsiminde çocuğunuzu koruyun']]></title>
            <link>https://www.akajans.net/-astim-mevsiminde-cocugunuzu-koruyun-/53820/</link>
            <description><![CDATA[Çocuklarda sonbahar aylarında artan astım ataklarına karşı aileleri uyaran Doç. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, 'Çocuklarımız sonbaharda ev ve okullarda solunum yolu ile ev tozu akarlarına, polen ve küflere, çeşitli alerjenlere, viral enfeksiyonlara ve sigara dumanına uzun süre maruz kalmaktadır. Bunun sonucunda astımlı çocuklarda havayolu hassasiyetinde artış, astım alevlenmesi ve semptomlarında kötüleşme, akciğer fonksiyonlarında azalma gibi ciddi sorunlar görülebileceği unutulmamalıdır' dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/-astim-mevsiminde-cocugunuzu-koruyun-/53820/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 16 Sep 2022 09:45:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çocuklarda sonbahar aylarında artan astım ataklarına karşı aileleri uyaran Doç. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, 'Çocuklarımız sonbaharda ev ve okullarda solunum yolu ile ev tozu akarlarına, polen ve küflere, çeşitli alerjenlere, viral enfeksiyonlara ve sigara dumanına uzun süre maruz kalmaktadır. Bunun sonucunda astımlı çocuklarda havayolu hassasiyetinde artış, astım alevlenmesi ve semptomlarında kötüleşme, akciğer fonksiyonlarında azalma gibi ciddi sorunlar görülebileceği unutulmamalıdır' dedi.</p><p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Bölümü&#39;nden Doç. Dr. Hikmet Tekin Nacaroğlu, sonbahar aylarında artan astım ataklarına ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Doç. Dr. Nacaroğlu, özellikle astımlı çocukların bu dönemde şikayetlerinin arttığını belirterek, 'Astım genetik yatkınlığı olan kişilerde, birtakım çevresel faktörlere maruz kalınmasıyla hava yollarımızın daralması sonucunda, öksürük, hışıltı, nefes darlığı gibi klinik bulgularla karşımıza gelen bir hastalıktır. Çocuklarımız sonbahar dönemlerinde evlerde ve iç mekanlarda solunum yolu ile alınan ev tozu akarları, polenler, küfler, kedi ve köpek tüyleri gibi çeşitli alerjenlere, kirletici maddelere, viral enfeksiyonlara ve sigara dumanına uzun süreli, tekrarlayıcı şekilde daha sık maruz kalmaktadır. Bunun sonucu olarak da astımlı çocuklarda havayolu hassasiyetinde artış, astım alevlenmesi, astım semptomlarında kötüleşme ve akciğer fonksiyonlarında azalma gibi ciddi sorunlar görülebileceği unutulmamalıdır' diye konuştu.</p><p>'Ev gibi okul ortamında da hava kalitesine dikkat edilmeli'</p><p>Okulların açılmasıyla birlikte risklerin de arttığına dikkati çeken Doç. Dr. Nacaroğlu, 'Sonbahar döneminde çocuklar vakitlerinin büyük bir kısmını okul ve ev gibi kapalı ortamda geçirmesi nedeniyle astımı olan çocuk hastalarda iç ortam koşullarına dikkat etmek daha da önemli hale gelmiştir. Ev ortam hava kalitesi, evin özellikleri ve yaşam tarzı seçimleriyle ilişkilidir. Ev ortamında hava kalitesini etkileyecek en önemli etkenler arasında; odun sobası veya şömineler, kül, parfümler ve diğer kokular, oda spreyleri, saç spreyleri, klor bazlı temizlik ürünleri, boyalar, pişirme kokuları, küf kokuları, duş buharı ve sigara dumanı ile diğer tütün ürünleri dumanı yer almaktadır. Bu gibi tetikleyici maddelere ev, okul gibi kapalı ortamlarda yüksek oranlarda maruz kalması astım şikayetlerinde artışa neden olduğu çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir' şeklinde konuştu.</p><p>'Hava kirleticilerden uzak durun, bağışıklığı güçlendirin'</p><p>Doç. Dr. Nacaroğlu, ailelere şu tavsiyelerde bulundu: 'Astımı olan çocuk hastalarımızın takibinde, öksürük krizleri nedeni ile hastane başvurularının ve astım şikayetlerinin önlenmesi için, çok çeşitli olabilen bu tetikleyici hava kirleticilerinin belirlenmesi ve maruziyetin önlenmesi çok önemlidir. Hastalarımız ve aileleri bu maddelerden kaçınmak konusunda bilinçli olmalı, ev ortamında hava kirliliğini azaltmak için gerekli önlemleri ve düzenlemeleri yapmalıdır. Astımlı çocuklarımızın ebeveynlerini, ev içinde kullanılan deterjan ve temizlik malzemelerini dikkatli kullanması, çocukların temizlik yapılan ortamda bulunulmaması, ev içerisinde mutfak ve balkon dahil sigara içmemeleri konusunda bilinçli olmaları gerekir. Ayrıca astımlı çocukların bağışıklık sistemini desteklemek için çocukların bol sıvı alması, günlük taze sebze ve meyve tüketmeleri, yeterli düzenli uyku almaları sağlanmalıdır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/-astim-mevsiminde-cocugunuzu-k_1663310882_BD5Iyn.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Astım mevsiminde çocuğunuzu koruyun' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/-astim-mevsiminde-cocugunuzu-k_1663310882_BD5Iyn.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Askeri helikopter 6 yaşındaki çocuk için havalandı]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/askeri-helikopter-6-yasindaki-cocuk-icin-havalandi/53786/</link>
            <description><![CDATA[Hakkari'nin Derecik ilçesinde yüksekten düşerek beyin kanaması geçiren çocuk, askeri helikopterle hastaneye kaldırıldı.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/askeri-helikopter-6-yasindaki-cocuk-icin-havalandi/53786/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Sep 2022 23:12:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hakkari&#39;nin Derecik ilçesinde yüksekten düşerek beyin kanaması geçiren çocuk, askeri helikopterle hastaneye kaldırıldı.</p><p>Milli Savunma Bakanlığı resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, 'Derecik&#39;te yüksekten düşme sonucu beyin kanaması teşhisi konulan D.A. isimli 6 yaşındaki kız çocuk, Kara Kuvvetleri Komutanlığına ait helikopterle Yüksekova Devlet Hastanesi&#39;ne götürüldü' denildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/askeri-helikopter-6-yasindaki-_1663273572_fu0X2G.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Askeri helikopter 6 yaşındaki çocuk için havalandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/askeri-helikopter-6-yasindaki-_1663273572_fu0X2G.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bebek ve çocuklarda doğru ve sağlıklı beslenme]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/bebek-ve-cocuklarda-dogru-ve-saglikli-beslenme/53700/</link>
            <description><![CDATA[Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, bebek ve çocukların doğru beslenmesi amacıyla 'Çocuklarda Beslenme' adıyla bir konferans düzenlendi. Doç. Dr. Özlem Bostan Gayret, bebek ve çocukların doğru beslenmesi ve beslenmede yapılan yanlışları anlatarak, Okullardaki beslenme çok önemli, okullarımız yeni açıldı. Ne yazık ki Türkiye'de çocukların yüzde 60'ı kahvaltı yapmadan okula gidiyor. Oysaki kahvaltı yaptıkları zaman derste anlatılanları daha iyi anlıyorlar dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/bebek-ve-cocuklarda-dogru-ve-saglikli-beslenme/53700/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Sep 2022 15:49:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, bebek ve çocukların doğru beslenmesi amacıyla &#39;Çocuklarda Beslenme&#39; adıyla bir konferans düzenlendi. Doç. Dr. Özlem Bostan Gayret, bebek ve çocukların doğru beslenmesi ve beslenmede yapılan yanlışları anlatarak, 'Okullardaki beslenme çok önemli, okullarımız yeni açıldı. Ne yazık ki Türkiye&#39;de çocukların yüzde 60&#39;ı kahvaltı yapmadan okula gidiyor. Oysaki kahvaltı yaptıkları zaman derste anlatılanları daha iyi anlıyorlar' dedi.</p><p>Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde bebeklerin ve çocukların doğru beslenmesiyle ilgili  konferans düzenlendi. Programda Doç. Dr. Özlem Bostan Gayret, bebek ve çocukların doğru beslenmesi ve beslenmede yapılan yanlışları anlattı.</p><p>Konferansta doğal beslenmenin bebeklikteki ilk 6 ayda anne sütünün verilmesiyle başlandığını belirten Doç. Dr. Özlem Bostan Gayret, 'Doğal beslenmenin anlamı nedir? İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslenme, su dahil hiçbir besinin verilmemesidir. Anne sütü hastalıklara karşı korur, maliyete düşüktür ve atık sorunu yok. o yüzden en ekonomik, en çevre dostu ve en yararlı beslenme şeklidir. 6-12 ay bebek beslenmesindeyse 6. Aydan itibaren bebeğe uygun besinlerin verilmesi gerekmektedir ve bunlara tamamlayıcı beslenme diyoruz. Çocuklarda sağlık beslenme çok önemli, çünkü sağlıklı beslenme hastalıklara karşı koruyor, erişkin dönemde çok önemli. O yüzden bu alışkanlığın baştan itibaren başlanması gerekiyor. Bebeklerin en az iki yaşına kadar anne sütü ile devam edilmesi, daha sonra 6&#39;ncı aydan itibaren uygun tamamlayıcı besinlerden başlanarak, yaşına uygun beslenmesi önem arz ediyor' dedi.</p><p>'Çocukları yüzde 60&#39;ı kahvaltı yapmadan okula gidiyor'</p><p>Çocukların yüzde 60&#39;ı kahvaltı yapmadan okula gittiğini anlatan Gayret, çocukların okulda anlatılanların daha iyi anlaması için bu alışkanlığın kazandırılması gerektiğini belirterek, 'Okullardaki beslenme çok önemli, okullarımız yeni açıldı. Ne yazık ki Türkiye&#39;de çocukların yüzde 60&#39;ı kahvaltı yapmadan okula gidiyor. Oysaki kahvaltı yaptıkları zaman derste anlatılanları daha iyi anlıyorlar. Okullardaki mönülerin içerisinde yine süt ürünleri, sebze ve meyvelerin de bulunması gerekiyor' diye anlattı.</p><p>Bebek ve çocuk beslenmesinde yapılan yanlışları da dile getiren Doçent Gayret, 'Bebek beslenmesinde ilk bir yaşta verilmemesi gereken besin ve gıdaları anne ve babalar veriyor, bunlara dikkat etmemiz gerekiyor. İlk 6 ay sadece anne sütüne önem vermemiz lazım. Ek besin, su ya da mama başlamamız lazım. Şeker ve şekerli içecekler, tuz, salça ve baharatlı yiyeceklerin verilmemesi lazım. Beslenme alışkanlığın kazanılması için çocuğun aile birlikte yemek yemesi çok önemli, zorlanmaması lazım. Onun açlık ve tokluk sinyallerinin dikkate alınması lazım, gözüne bakılarak ve konuşularak beslenmesi lazım. Beslenme sırasında dikkatini dağıtacak televizyon, radyo, tablet, telefon gibi nesnelerin olmaması lazım' diye anlattı.</p><p>Konferansın sonunda beslenmede yanlışlarını fark ettiğini anlatan iki çocuk annesi Cansu Ecem Şam, 'Konferansımız çok güzel geçti. Benim de iki tane çocuğum var, biri 6 yaşında biri 2 yaşında, onların beslenmesi ile alakalı çok önemli bilgiler anlattı hocamız. Benim de yaptığım yanlışlar var, hocamızın anlatımıyla bu yanlışları düzeltmem gerektiğini öğrendim. Artık çocuğa tablet ve telefonla yemek yedirilmemesi gerektiğini ve bazı konularda yaptığım yanlışları düzelteceğim' şeklinde konuştu.</p><p>Daha sonra konuşan ve konferansın çok faydalı olduğunu anlatan bir çocuk annesi Reyhan Acar Kuzu, 'Benim için çok faydalı bir konferans oldu. Benim de 8 yaşında bir oğlum var. Beslenmesi ile ilgili ben de bazı sıkıntılar yaşıyordum. Bu bilgilerin çok yararlı olacağını düşünüyorum. Bazı davranış değişikliğine gitmemiz gerekiyor. Hocamızın anlattıklarıyla eminim bazı problemlerimizi çözeceğiz' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/bebek-ve-cocuklarda-dogru-ve-s_1663246570_uc3x6i.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bebek ve çocuklarda doğru ve sağlıklı beslenme ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/bebek-ve-cocuklarda-dogru-ve-s_1663246570_uc3x6i.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prostat kanserine mavi alarm]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/prostat-kanserine-mavi-alarm/53688/</link>
            <description><![CDATA[Dünyada ve ülkemizde erkeklerde akciğer kanserinden sonra ikinci en sık görülen kanser türü olan prostat kanserinde hemen tüm kanser türlerinde olduğu gibi erken tanının önemine vurgu yapan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Çağ Çal, dünya üzerindeki her 8 erkekten 1'nin prostat kanserine yakalandığını ancak prostat kanserine yakalanan her 40 kişiden 1'inin hayatını kaybettiğini ifade etti. Prof. Dr. Çal, 'Bir erkeğin vücudunda yeterince erkeklik hormonu varsa er ya da geç prostat kanseri olacak ama öldürmeyecek. Ailesel geçişler de burada çok önemli' diye konuştu. Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Rüçhan Uslu ise birinci derece yakını prostat kanseri olanların 4 kat daha fazla risk taşıdığını, özellikle annesi meme kanseri olan kişilerin prostat kanserine yakalanma riskinin çok büyük olduğunu ifade etti.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/prostat-kanserine-mavi-alarm/53688/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Sep 2022 15:20:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünyada ve ülkemizde erkeklerde akciğer kanserinden sonra ikinci en sık görülen kanser türü olan prostat kanserinde hemen tüm kanser türlerinde olduğu gibi erken tanının önemine vurgu yapan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Çağ Çal, dünya üzerindeki her 8 erkekten 1&#39;nin prostat kanserine yakalandığını ancak prostat kanserine yakalanan her 40 kişiden 1&#39;inin hayatını kaybettiğini ifade etti. Prof. Dr. Çal, 'Bir erkeğin vücudunda yeterince erkeklik hormonu varsa er ya da geç prostat kanseri olacak ama öldürmeyecek. Ailesel geçişler de burada çok önemli' diye konuştu. Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Rüçhan Uslu ise birinci derece yakını prostat kanseri olanların 4 kat daha fazla risk taşıdığını, özellikle annesi meme kanseri olan kişilerin prostat kanserine yakalanma riskinin çok büyük olduğunu ifade etti.</p><p>Tüm dünyada prostat kanserine olan farkındalığı artırmak amacıyla belirlenen 15 Eylül Dünya Prostat Kanseri Günü nedeniyle Medicana International İzmir Hastanesinde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya, Medicana Sağlık Grubu CEO&#39;su Reha Özkaya, Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Ulvi Ünal, Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Çağ Çal, Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Haluk Özen, Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Rüçhan Uslu ile çok sayıda alanında uzman hekim katıldı. Prof. Dr. Çal, her 8 erkekten 1&#39;nin prostat kanserine yakalandığını ancak prostat kanserine yakalanan her 40 kişiden 1&#39;inin hayatını kaybettiğini belirtirken, Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Rüçhan Uslu ise birinci derece yakını prostat kanseri olanların 4 kat daha fazla risk taşıdığını vurguladı.</p><p>'Erkeğin sağlığı ile eşi ve kız çocuğu ilgileniyor'</p><p>Prostat bezinin sadece erkeklerde olan bir organ olmasına rağmen, erkeklerin kendi sağlığı ile çok da ilgilenmediğini, genellikle eşleri ve kız çocuklarının ilgilendiğini söyleyen Prof. Dr. Çağ Çal, 'Ben bu nedenle genellikle beyefendilere değil eşlerine seslenirim. Eğer bir farkındalık sağlamak istiyorsak bunun yolu hanımefendilerden geçiyor. Aslında hiç zaman almayan, çok hızlı sonuçlanan bir kan testi ile hayat değişebiliyor. Ölüm ve yaşam arasındaki çizgi bu kadar net. Prostat kanser riskini kişinin lehine çevirmek için mavi alarm vermek gerekiyor. Prostat kanserinin kurdele rengi mavidir. Bu nedenle mavi alarmın başlaması için yola çıktık' diye konuştu.</p><p>'Prostat kanserinden ölmek çok zor'</p><p>Dünyada her 8 erkekten 1&#39;nin prostat kanseri olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Çal, 'Erkeğin yaşı ilerledikçe prostatında kanseri hücresi dönüşüm oluyor. 100 yaşındaki erkeklerin hepsinde kanser hücresi var ama ölmüyorlar. Yani bir erkeğin vücudunda yeterince erkeklik hormonu varsa er ya da geç prostat kanseri olacak ama kanser onu öldürmeyecek. Aslında prostat kanserinden ölmek diye bir şey çok zor. 8 erkekten 1&#39;inde görülüyor ama 40 kanserden sadece 1&#39;i ölüyor. Bunu daha iyiye götürmek için farkındalık gerekiyor. Tedavilerimizin güçlenmesi ile beraber, prostat kanserinden ölüm oranları çok azaldı' ifadelerine yer verdi.</p><p>'Kadınlar için meme kanseri neyse erkekler için de prostat kanseri o'</p><p>Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Rüçhan Uslu da prostat kanserinde ailesel geçişlerin önemine değinerek 'Birinci derecede prostat kanseri yakını olanlar 4 kat daha fazla risk taşıyor. Eğer iki tanı varsa, bu risk 6&#39;ya, 8&#39;e çıkıyor. Hassasiyetin artırılması gerekiyor. Bir kan testi ve muayene çok şey değiştirebilir' sözlerine yer verdi. Prof. Dr. Uslu, kadınlar için meme kanseri neyse erkekler için de prostat kanserinin o olduğunu, erken teşhisin ise çok basit olduğunu belirterek şöyle konuştu: 'Erkekler eşleri ellerinden tutmadan genellikle hastaneye gelmiyor ama ne kadar bilinçlendirirsek süreç o kadar kolay olur. Prostat kanseri, yaşlanma ile gelen doğal bir süreç gibi. Ancak bizim için tedavisi son derece başarılı olan, tedavi seçeneklerinin fazla olduğu, ölüm riskinin düşük olduğu bir kanser türü. Kişinin annesinde meme kanseri öyküsü varsa o kişinin prostat kanseri olması ihtimali olabilir. Ailede prostat kanseri, meme kanseri, pankreas kanseri vakası varsa sizde de prostat kanseri olabilir. Erkenden taramaya başlanması gerekir.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/prostat-kanserine-mavi-alarm_1663244771_b7CqzG.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prostat kanserine mavi alarm ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/prostat-kanserine-mavi-alarm_1663244771_b7CqzG.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Şehir hastanelerindeki otizm merkezlerinin ikincisi Yozgat'ta kuruldu]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/sehir-hastanelerindeki-otizm-merkezlerinin-ikincisi-yozgat-ta-kuruldu/53682/</link>
            <description><![CDATA[Şehir hastanelerinde Ankara'dan sonra ikincisi Yozgat Şehir Hastanesine açılan otizm merkezi, 3-6 yaş arası otizm sendromlu çocuklara ve ailelerine hizmet verecek.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/sehir-hastanelerindeki-otizm-merkezlerinin-ikincisi-yozgat-ta-kuruldu/53682/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Sep 2022 15:13:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Şehir hastanelerinde Ankara&#39;dan sonra ikincisi Yozgat Şehir Hastanesine açılan otizm merkezi, 3-6 yaş arası otizm sendromlu çocuklara ve ailelerine hizmet verecek.</p><p>Yozgat Şehir Hastanesinde otizm sendromlu çocuklar konusunda hassasiyet ve farkındalık oluşturmak amacıyla Sağlık Bakanlığınca otizm merkezi açıldı. Otizmli çocuklar ile ailelerine tam anlamıyla yol haritası sunulması amacıyla planlanan merkezde, tanı koyma, tedavileri planlama ve takip işlemleri yapılacak. Aynı zamanda ailelere de eğitimler verilecek. 3-6 yaş arası çocuklar ve aileleri otizm merkezinden faydalanabilecek.</p><p>Yozgat Şehir Hastanesi Otizm Merkezinde şu an 4 otizmli çocuğa ve ailesine 4 seans şeklinde Çocuk Gelişim Uzmanı Şüheda Kılıç tarafından birer saatlik eğitim verilmeye başlandı. Kılıç yaptığı açıklamada, 'Aldığımız bir programla otizmli çocuklarımıza böyle bir oda açtık. Burası normalde 0-6 yaş grubuna hitap eden bir oyun odası. Aldığımız programın adı etkileşim temelli erken çocuklukta müdahale programı. Risk altında bulunan 0-6 yaş grubu çocuklara burada eğitim programı veriyoruz. Biraz özel eğitim programına benzer bir program ama birçok hastanede böyle benzer bir özel eğitim imkanı pek sunulmuyor. Biz burada bunu başardık. Normal bir oyun odası aslında ama ebeveyn öğretim şeklinde çocuğa oyun eşliğinde nasıl beceri kazandırılabilir? Taklit becerisi, göz kontağı seslendiğinde zaten bakmıyor otizmli çocuklar, bununla ilgili çalışma yapıyoruz. Zaten programımız da bunu esas alıyor. Yanımızda ebeveyn de bulundurarak aileye de öğretmiş oluyoruz. Şu an günlük hasta sayımız, 4 hasta yani 4 seans yapıyoruz. 1-1 buçuk saat arası sürüyor seanslar. Hedefimiz 7-8&#39;e çıkmak. Seansların sayısı uzun olduğu için artık personel sayısı arttığında hedefimiz de artacak' dedi.</p><p>Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Kozan ise, 'Hastanemiz açıldığından beri düşüncemiz, sevk eden bir il haline gelmek değil sevk alan bir il haline gelmekti. Çeşitli merkezler, yoğun bakım üniteleri açarak hizmetler vermeye çalıştık. Bunlardan biri de otizm merkezidir. Otizm merkezi, otistik hastaların özellikle 3-6 yaş arasındaki otistik hastaların tedaviyle, sürekli eğitimiyle hem de ailelerin eğitimiyle daha tedavi edilebilir hale gelmesini sağlayabilir bir rahatsızlıktır. Biz bu otizm merkeziyle birlikte hastalarımıza daha iyi tedavi vermeyi amaçlıyoruz. Bu şekilde hem ailelerimizle toplantı odası, görüşme odası olacak hem de otizm merkezi odasında sürekli çocuk otizm eğitimi almış çocuk gelişim uzmanı ve çocuk psikiyatri uzmanlarımızla birlikte tedavileri sağlanacaktır. Bu yani hem Yozgat için hem de İç Anadolu Bölgesi için çok iyi olacak. Tüm çevre illerden gelen hastaların da takiplerini, tedavilerini yapmış olacağız' şeklinde konuştu.</p><p>Şu an itibarıyla Ankara Şehir Hastanesi ve Yozgat Şehir Hastanesinde otizm merkezi oluşturulduğunu söyleyen Başhekim Kozan, 'İlimizde böyle bir hizmet vermenin gururunu yaşıyoruz. Çünkü biz burada Yozgat halkına kaliteli bir hizmet vermek adına, özellikle çocuk hastalarımıza daha iyi hizmet vermek adına bir şeyler yapmak için uğraşıyoruz. Bundan sonra çocuk hastalarımıza çocuk rehabilitasyon ünitesi açmak istiyoruz. Özellikle yatalak, fizik tedavi ihtiyacı olan hastalarımıza, özel çocuk rehabilitasyon hastalarımıza özel cihazlarıyla birlikte inşallah hizmet vermeye devam edeceğiz' ifadelerine yer verdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/sehir-hastanelerindeki-otizm-m_1663244289_vqRAVp.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Şehir hastanelerindeki otizm merkezlerinin ikincisi Yozgat'ta kuruldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/sehir-hastanelerindeki-otizm-m_1663244289_vqRAVp.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA['Okul çağı enfeksiyonlarına karşı en büyük koruma bağışıklık']]></title>
            <link>https://www.akajans.net/-okul-cagi-enfeksiyonlarina-karsi-en-buyuk-koruma-bagisiklik-/53602/</link>
            <description><![CDATA[Okul çağı enfeksiyonlarına karşı en büyük korumanın bağışıklık olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sevinç Tugay, güçlü bağışıklık için su tüketimi, uyku düzeni, vitamin ve minerallere dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/-okul-cagi-enfeksiyonlarina-karsi-en-buyuk-koruma-bagisiklik-/53602/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Sep 2022 12:26:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Okul çağı enfeksiyonlarına karşı en büyük korumanın bağışıklık olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sevinç Tugay, güçlü bağışıklık için su tüketimi, uyku düzeni, vitamin ve minerallere dikkat çekti.</p><p>Okulların açılması ile birlikte bulaşıcı hastalıklarda kapıya dayandı. Türkiye genelinde 19 milyon öğrencinin okul sıralarına merhaba demesiyle en büyük tehlike de onları bekliyor. Özel Medicana Kadıköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sevinç Tugay, çocukluk çağı hastalıklarından korunmak için güçlü bağışıklık sisteminin önemi hakkında bilgi verdi.</p><p>'Bol su tüketilmeli'</p><p>Su tüketimine dikkat çeken Dr. Sevinç Tugay, 'Her renkten sağlıklı beslenme ve su tüketimi olmazsa olmazlarımız. Et, süt, yumurta ve balık tüketimi, sarı, kırmızı, yeşil sebze ve meyve ile doğal ve dengeli beslenmek bağışıklığın güçlendirilmesi için çok önemli. Güzel sebze-meyve yiyen bir çocuğun C vitamini takviyesi kullanmasına gerek yok. Ayrıca haftada 1-2 kez balık yiyorsa Omega-3 desteği de alınmasına gerek yok, ancak yemiyorsa Omega-3 desteği alınabilir. Tüm bu ek gıda ve vitamin takviyeleri hekime danışılarak kullanılmalı. Çocuklarda bağışıklığı güçlendirmek için kontrolsüz olarak bağışıklık güçlendirici vitamin-mineral takviyeleri kullanılmaması gerekiyor. Bağışıklığı destekleyen ve zarar vermeyen ürünleri ise D vitamini (yaşa uygun dozda), C vitamini ve çinko olarak sıralayabiliriz. Çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için düzenli ve 8-10 saat uyku şart.  Hastalıklara karşı daha dirençli olmak için uyku düzenine önem verilmeli' dedi.</p><p>'Rutin çocuk muayeneleri aksatılmamalı'</p><p>Çocuklarda büyümeyi sağlayan, organların çalışmasını düzenleyen, aynı zamanda vücudun onarım mekanizmasında görevli olan ve bağışıklığı güçlendiren melatonin hormonu uyku halinde (karanlık ortamda- ram uykuda)  en yoğun 22.00- 02:00 saatleri arasında salgılandığına dikkat çeken Dr. Sevinç Tugay, 'Düzensiz uyku uyuyan çocuklar bu hormonun etkilerinden faydalanamaz; dolayısıyla vücut direnci zayıflar ve hastalıklara yakalanması daha kolay olur. Hayatımızın vazgeçilmezi televizyona tablet ve telefonda eklendi. Gündelik hayatın içinde tamamı sınırlı kullanılmalı. Bilgisayar veya tablet karşısında oyunlara süresiz devam etmemeli. Tüm vücut ve öncelikle gözlerin dinlenmeye ihtiyacı var. Günde en azından 1 saat açık havaya çıkılmalı. Koşmak, oynamak, oksijen almak tabletten ve televizyondan aldığı ışık etkisini uzaklaştırmak için çok önemli. Hareket gerektiren her türlü aktivite çok yararlı. Rutin çocuk muayeneleri aksatılmamalı. Vücutta neyin eksik oluğunu bilmeden takviye kullanmak tehlikeli olabilir. Yıllık kan testlerine bakılıp çocukların ne durumda olduğu gözden geçirilmesi gerekiyor' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/-okul-cagi-enfeksiyonlarina-ka_1663234214_n8KmXf.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 'Okul çağı enfeksiyonlarına karşı en büyük koruma bağışıklık' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/-okul-cagi-enfeksiyonlarina-ka_1663234214_n8KmXf.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Rahim gençleştirme aşısıyla tüp bebek tedavisinde başarı]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/rahim-genclestirme-asisiyla-tup-bebek-tedavisinde-basari/53586/</link>
            <description><![CDATA[Diyarbakır'da özel bir hastanede görevli Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Hakan Çoksüer, rahim gençleştirme aşısıyla tüp bebek tedavisinde başarı şansının arttığını söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/rahim-genclestirme-asisiyla-tup-bebek-tedavisinde-basari/53586/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Sep 2022 11:45:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diyarbakır&#39;da özel bir hastanede görevli Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Hakan Çoksüer, rahim gençleştirme aşısıyla tüp bebek tedavisinde başarı şansının arttığını söyledi.</p><p>Tüp bebek tedavisinde gebe kalma şansını arttıran en önemli parametrelerden birinin kadının rahim duvarı olduğunu belirten Prof. Dr. Hakan Çoksüer, rahim duvarını etkileyen en önemli faktörden birinin de yaş olduğunu söyledi. Kadının yaşı 37 üzerine çıkınca gebeliğin hızla azaldığını kaydeden Dr. Çoksüer, '40 yaş altındaki bazı kadınlarda da erken menopoza bağlı olarak gebelik oranında hızlı azalma olabilir. Ayrıca geçirilen enjeksiyonlar, tekrarlayan küretaj işlemleri veya geçirilen rahim içi ameliyatlara bağlı olarak da rahim duvarı zarar görebilir ve tüp bebek şansı azalabilir. Tüp bebek tedavisi sürecinde PRP uygulaması temel olarak hastanın kendi kanından elde edilen trombosit açısından zengin kanın hastanın rahmine geri verilmesi işlemi olarak tanımlanabilir. Rahim zarını uygun kalınlığa getirmenin yanı sıra kötü yumurtalık rezervini iyileştirmek ve yumurta kalitesini arttırmak için de kullanılabilmektedir' dedi.</p><p>Rahim içi PRP infüzyonunun zayıf yanıtlı ince endometrium için yeni bir yöntemi temsil ettiğini aktaran Dr. Çoksüer, 'Trombositten zengin plazmanın (PRP) endometriyal büyümeyi destekleyebilmekte ve ince endometriumlu hastalarda gebelik sonuçlarını iyileştirebilmektedir. Rahim içerisine yapılan PRP işlemi, endemetriumun (rahim iç tabakası) kalınlaşmadığı ince endometriumlu hastalarda endometrial kalınlaşmayı arttırabilir ve embriyonun tutunmasını kolaylaştırır, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan kadınlarda gebelik şansını arttırabilir. Tüp bebekte PRP yönteminin kullanıldığı diğer alan ise rahim içi zarıdır. Endometriumun zarar görmesinde (geçirilen enjeksiyonlar, tekrarlayan küretaj işlemleri veya geçirilen rahim içi ameliyatlara bağlı olarak zarar görebilir) bu tabaka kalınlaşmamakta ve ince endometrium dediğimiz durum oluşmaktadır. İnce endometrium tüp bebek tedavisinde embriyonun tutunmasını engellediği için hastalar gebe kalamamaktadır. Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan bu hastalarda histeroskopi ile yapışıklığın (sineşinin) açılması ve tekrarlayan endometrium PRP uygulamaları ile endometrium kalınlaşması sağlanabilmektedir' ifadelerinde bulundu.</p><p>PRP uygulaması ile normalde gebelik şansı düşük olan çiftlerin de gebelik elde edebilmesi şansının yükselebilmekte olduğunu dile getiren Dr. Çoksüer, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Tüp bebek alanında PRP ile ilgili yapılan araştırmalar; tüp bebek tedavisi uygulamaları sırasında rahim zarı kalınlığı gereğinden ince olan hastalarda süren tedaviye ek olarak hastanın kendi kanından elde edilen PRP&#39;nin rahim zarına uygulanması ile verilen desteğin gebelik başarısını artırdığını göstermektedir. Benzer şekilde bir &#39;doğurganlık tedavisi&#39; olarak PRP, düşüklerden veya ince rahim olan kadınlara yardımcı olabilir. PRP, yeni doku gelişimini uyararak ince rahim zarı olan kadınlarda rahim zarının kalınlaşmasını sağlayarak tüp bebek şansını arttırabilmektedir.'</p><p>Dr. Çoksüer, 'Diyarbakır Tüp Bebek Merkezimizde PRP ile ilgili yaptığımız çalışma Avrupa&#39;nın saygın infertilite dergisi olan &#39;Gynecol Endocrinol&#39; dergisinde yayınlandı. Çalışmamızda PRP uygulanan kadınlarda tüp bebek başarı şansının önemli derecede arttığını gösterdi. Bu çalışmamız hem ülkemizde hem de uluslararası tüp bebek camiasında büyük bir yankı uyandırdı. Sonuç olarak rahim kalınlığı, yumurta kalitesi gibi sorun yaşayan kadınlarda bir veya birden çok tüp bebek tedavisi denemelerinde başarısız olanlarda, yumurtalık rezervi azalan kadınlarda, ilerleyen yaşta tüp bebek tedavisi gören kadınlarda PRP tedavisi uygulanabilir' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/rahim-genclestirme-asisiyla-tu_1663232045_YGL8AO.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Rahim gençleştirme aşısıyla tüp bebek tedavisinde başarı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/rahim-genclestirme-asisiyla-tu_1663232045_YGL8AO.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanından okul çağındaki öğrenciler için uyarı: 'Mutlaka besin dengesini ayarlamamız gerek']]></title>
            <link>https://www.akajans.net/uzmanindan-okul-cagindaki-ogrenciler-icin-uyari--mutlaka-besin-dengesini-ayarlamamiz-gerek-/53575/</link>
            <description><![CDATA[Diyetisyen Gizem Güneş, okul çağındaki öğrencilerin beslenme alışkanlıklarını bu dönemde kazandıklarını vurgulayarak, mutlaka besin dengesini ayarlamak gerektiğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/uzmanindan-okul-cagindaki-ogrenciler-icin-uyari--mutlaka-besin-dengesini-ayarlamamiz-gerek-/53575/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Sep 2022 11:32:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Diyetisyen Gizem Güneş, okul çağındaki öğrencilerin beslenme alışkanlıklarını bu dönemde kazandıklarını vurgulayarak, mutlaka besin dengesini ayarlamak gerektiğini belirtti.</p><p>Diyetisyen Gizem Güneş, okul çağındaki öğrencilerin beslenme alışkanlıkları konusunda uyarılarda bulundu. Diyetisyen Güneş, çocukların beslenme alışkanlıklarına çok dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek, bu yaşlarda edilen beslenme alışkanlıklarının ileri yaşlarda sağlık sorunlarını ciddi olarak önlediğini ifade etti. Güneş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p><p>'Okul çağı çocukların beslenme alışkanlıkların geliştiği, hızlı arttığı bir dönem. Beslenmeye özellikle çok dikkat etmemiz gerekiyor. Neler yapmamız gerekiyor, mutlaka besin dengesini ayarlamamız gerekiyor. Protein, karbonhidrat, yağ alımını gün içerisinde mutlaka ayarlamamız gerekiyor. Bu yaşlarda edinilen beslenme alışkanlıklarının ileri yaşlarda çok ciddi sağlık sorunlarını önlediği yapılan çalışmalarda karşımıza çıkıyor. Bu yaşlarda beslenme alışkanlığı kazanmak adına da günlük tüketim ihtiyacını karşılamak adına da beslenmemize çok dikkat etmemiz gerekiyor. Neler yapabiliriz biraz onlardan bahsedeceğiz. Beslenme çantasında hazırlayacağımız ufak sandviçler için buğday ekmeği, kepek emeği, çavdar ekmeği ve çavdar unlu ekmekler, beyaz ekmek yerine çok güzel olur. Mutlaka karbonhidrat-yağ dengesini ayarlamamız gerekir. Onun yanı sıra meyve suyu yerine ayran tercih edebilirsiniz. Ara öğünlerde kuru meyveler, kuru yemişler, onun dışında meyveler verebiliriz. Burada herhangi bir sağlık sorunu olmaması çok önemli. Eğer bir sağlık sorunu varsa uzmandan yardım almanız çok önemli. Onun dışında beslenmesini eve geldiğinde mutlaka kontrol edelim. Bu dönemde yeterli enerjiyi almak çok önemli. Bunlara dikkat ederseniz hem çocuğunuzun beslenme alışkanlıklarına yardımcısı olursunuz hem de sağlıklı bir yaşam sürmesine yardımcı olursunuz.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/uzmanindan-okul-cagindaki-ogre_1663231209_wxyjAs.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanından okul çağındaki öğrenciler için uyarı: 'Mutlaka besin dengesini ayarlamamız gerek' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/uzmanindan-okul-cagindaki-ogre_1663231209_wxyjAs.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Karaciğer hastalığının ciltteki 8 belirtisine dikkat]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/karaciger-hastaliginin-ciltteki-8-belirtisine-dikkat/53553/</link>
            <description><![CDATA[Vücudun en büyük ikinci organı olan karaciğerdeki problemlerin, vücudun en büyük organı olan deride hasarlara yol açtığına dikkati çeken Prof. Dr. Onur Yaprak, 'Karaciğerde bir hasar meydana geldiğinde ciltte sararma, kaşıntı, noktasal kızarıklıklar, saç dökülmesi ve tırnak şekil bozuklukları ile morluklar görülebilir' dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/karaciger-hastaliginin-ciltteki-8-belirtisine-dikkat/53553/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Sep 2022 10:51:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Vücudun en büyük ikinci organı olan karaciğerdeki problemlerin, vücudun en büyük organı olan deride hasarlara yol açtığına dikkati çeken Prof. Dr. Onur Yaprak, 'Karaciğerde bir hasar meydana geldiğinde ciltte sararma, kaşıntı, noktasal kızarıklıklar, saç dökülmesi ve tırnak şekil bozuklukları ile morluklar görülebilir' dedi.</p><p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi Organ Nakli Bölümü&#39;nden Prof. Dr. Onur Yaprak, ciltteki değişikliklerin karaciğer hastalıklarının belirtisi olabileceğini belirterek önemli açıklamalarda bulundu. Toplumda çoğu insan ciltte oluşan sivilcelerin karaciğerde bir sorundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını merak ediyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Yaprak, sivilce ve karaciğer hastalıkları arasında herhangi bir ilişki bulunmadığını ancak karaciğer hastalıklarının ciltte bazı benzer sorunlar ile birlikte olabileceğini bildirdi.</p><p>Prof. Dr. Yaprak, derideki bazı değişikliklerin karaciğer hastalığının ilk ipucu olabildiğine dikkati çekerek, 'Bu belirtileri tanımak, karaciğer rahatsızlıklarını erken teşhis etmek için çok önemlidir. Karaciğerin protein sentezi, karbonhidrat ve yağ metabolizması, kolesterol sentezi, pıhtılaşma faktörlerinin sentezi, safra üretimi, toksik maddelerin vücuttan uzaklaştırılması, vitamin depolanması da dahil olmak üzere yüzlerce yaptığı işlev vardır. Vücudun en büyük ikinci organı olan karaciğerdeki problemler sıklıkla vücudun en büyük organı olan deride bazı değişikliklere yol açar. Ancak cildimizde görülen değişiklerin çok az bir oranının karaciğer hastalıkları ile ilişkisi kurulabilir. Gebelikten tiroit hastalıklarına, alerjik hastalıklardan kan hastalıklarına, romatolojik ve otoimmun hastalıklara kadar birçok sistemik durum ciltte benzer sorunlara yol açabilir. Karaciğer hastalıklarına yol açan sorunlar içinde özellikle cilt bulgusu veren durumlar kronik alkolizm, hepatit C ve primer biliyer sirozlardır. Kronik alkol kullananların yüzde 43&#39;ünün, alkole bağlı siroz olan kişilerin ise yüzde 72&#39;sinde ciltte bazı bulgular gelişir' diye konuştu.</p><p>'Sararma, kaşıntı, kızarıklıklar, morluklar oluşabilir'</p><p>Karaciğerin işlevlerinde olan bozulmaların ciltteki 8 belirtisini Prof. Dr. Yaprak, şu şekilde açıkladı:</p><p>Ciltte sararma</p><p>'Hiperbilirubineminin ana belirtisi olan sarılık, genellikle serum bilirubin seviyeleri 2.5 veya 3.0 mg/dL&#39;yi aştığında fark edilir. Bilirubin safraya sarı-yeşil rengi veren maddedir. Safra atılımının bozulması cilt ve göz akında sararma ile kendisini gösterir.</p><p>Kaşıntı</p><p>Karaciğer hasara uğrarsa karaciğer tarafından ifraz edilemeyen safra tuzları ve toksik maddelerin deride birikimi şiddetli kaşıntıya yol açar. Kaşıntı avuç içi, el ve ayaklarda daha fazladır.</p><p>Ciltte noktasal kızarıklıklar</p><p>Küçük kılcal damar genişlemelerine bağlı olan noktasal eritemler gözlenebilir. Bu kızarıklıklar genellikle yüz ve gövdede gelişir. Karakteristik olarak merkezi damar ve simetrik olarak yayılan ince dallar şeklindedir. Üzerlerine baskı uygulandığında solar, baskı kaldırıldığında tekrar görünür hale gelirler. Bu duruma neden olarak vücutta östrojen artışı sorumlu tutulmaktadır. Karaciğer hastalıklarında östrojenin karaciğerde yıkılımının azalmasına bağlıdır. Bunun dışında karaciğer hastalarında dalak büyümesine bağlı trombosit yıkılımı olur. Düşük trombosit sayıları da purpura ismini verdiğimiz benzer cilt lezyonlarına yol açarlar.</p><p>Avuç içlerinde kızarma</p><p>Bu bulguya palmar eritem denilir. Yüksek prostosiklin ve nitrik oksit nedeni ile kaynaklı olup karaciğer sirozu olan hastaların yüzde 23&#39;ünde gözlenir.</p><p>Saç dökülmesi ve tırnak şekil bozuklukları.</p><p>Ciltte kaşıntılı ve sert nodüller</p><p>Sıklıkla kollarda, omuzlarda ve bacaklarda gelişir. Birkaç mm&#39;den 1 santime kadar değişen çaplarda olur ve sıklıkla hepatit C sirozu olan hastalarda saptanır. Nodüllerin olduğu alan çizildiğinde veya tahriş olduğunda bunun oluşma riski daha yüksektir. Bu nedenle de cildini kaşıyan kişilerde nodüller daha fazla görülür.</p><p>Ciltte morluklar</p><p>Karaciğer hastalarında pıhtılaşma bozulduğu için en ufak darbelerde deride morluklar oluşur.</p><p>Bunların dışında Porphyria cutanea tarda isimli çok nadir görülen genetik bir metabolizma hastalığının karaciğer tutuluşunda ağrılı kabarcıklar, yara izi, cilt renginde değişiklikler oluşur. Karaciğerde porfirin adı verilen ve kan dolaşımına giren ve teninize zarar veren proteinlerin birikmesinden kaynaklanır. Güneşe maruz kalma durumunda genellikle eller, kollar, kulak, boyun ve yüz gibi açıkta kalan ciltte kabarcıklar, cilt renginde değişiklikler, ciltte kalınlaşma veya incelme, kızarıklık, kaşıntı, döküntü ile karakterizedir.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/karaciger-hastaliginin-cilttek_1663228444_I8O36l.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Karaciğer hastalığının ciltteki 8 belirtisine dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/karaciger-hastaliginin-cilttek_1663228444_I8O36l.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prof. Dr. Özkaya: 'Sınıfta bir kişinin korona olması, 20 kişinin korona olması demektir']]></title>
            <link>https://www.akajans.net/prof-dr-ozkaya--sinifta-bir-kisinin-korona-olmasi-20-kisinin-korona-olmasi-demektir-/53542/</link>
            <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, 'Bulaştırıcılık oranı 20 kat artan bir virüsle karşı karşıyayız. Sınıftaki bir kişinin hasta olması, ertesi günlerde sınıfta 20 kişinin hasta olması demektir' dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/prof-dr-ozkaya--sinifta-bir-kisinin-korona-olmasi-20-kisinin-korona-olmasi-demektir-/53542/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Sep 2022 10:36:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, 'Bulaştırıcılık oranı 20 kat artan bir virüsle karşı karşıyayız. Sınıftaki bir kişinin hasta olması, ertesi günlerde sınıfta 20 kişinin hasta olması demektir' dedi.</p><p>Türkiye genelinde 20 milyona yakın öğrenci dersbaşı yaparken, Samsun&#39;da görev yapan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya okulların açılmasıyla birlikte eğitim çalışanlarına, öğrencilere ve ebeveynlere Covid-19&#39;a karşı önemli uyarılarda bulundu. Bulaştırıcılık oranı 20 kat artan bir virüsle karşı kaşıya olunduğunu ifade eden Özkaya, 'Bu yaz ciddi bir vaka artışı gördük. Bugüne kadar olmayan vaka sayısına ulaştık. Çok hasar ile atlattık. Ölen sayısı çok azdı. Aşıların ve doğal bağışıklığın işe yaradığını gösterdi. Şu an pandeminin sonuna geldik. Bu sezon sonu mu, yoksa yeniden başlayacak mı? Bunları önümüzdeki günlerde göreceğiz. Okulların açılması ile birlikte bir tehlike bizi bekliyor. Geçen sene okullar açıkken bir sınıfta 2 kişinin pozitif olması bir sınıfın kapatılmasını gerektiriyordu. O dönem virüsün bulaştırıcılık sayısı oldukça düşüktü. 1 kişi, 1 buçuk kişiye bulaştırıyordu. Şimdiki varyant, bulaştırıcılığı 20 kat artmış bir varyanttır. Sınıftaki bir kişinin hasta olması, ertesi günlerde sınıfta 20 kişinin hasta olması demektir. Bulaştırıcılık oranı 20 kat artan bir virüsle karşı karşıyayız' dedi.</p><p>'Çocuklarda belirti gördüğünüzde kesinlikle o gün okula yollamayın'</p><p>Özellikle velilerin korona konusunda hassas olması gerektiğini söyleyen Özkaya, 'Çocuklar gerçekten bu virüste en şanslı gruptur, neredeyse hiç ölüm olmadı. Bu pandemiyi çok güvenle atlattılar. Velilerin çocuklarında ateş, kırgınlık gördüklerinde kesinlikle o gün okula yollamamaları gerekiyor. Bu çocuklarımızı büyüklerden uzakta tutmamız gerekiyor. Virüslü çocuk, ailedeki yaşlılara bulaştıracak. Onların hayatını tehlikeye sokacak. Sınıfta ise bir günde bütün sınıfı enfekte ederek eğitimin aksamasına yol açacak. Öğretmenlerin sınıflarında keyifsiz bir çocuk görürlerse mutlaka ebeveynlerine söylemeleri gerekiyor. Yazın son vaka artışında aşıların etkisini gördük. Virüsün şu an ölümcül etkisi çok az olduğu için son 1 yıl içerisinde aşısı yapılan gençlerimizin aşı olmalarına gerek yok' diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/prof-dr-ozkaya--sinifta-bir-ki_1663227734_YXxcg6.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prof. Dr. Özkaya: 'Sınıfta bir kişinin korona olması, 20 kişinin korona olması demektir' ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/prof-dr-ozkaya--sinifta-bir-ki_1663227734_YXxcg6.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sürekli yeme isteğine çözüm]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/surekli-yeme-istegine-cozum/53527/</link>
            <description><![CDATA[Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Elanur Yılmaz Akay, Sürekli yeme isteğinden gerekiyorsa psikolog veya diyetisyene başvurularak aşılabilir dedi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/surekli-yeme-istegine-cozum/53527/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Sep 2022 10:19:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Elanur Yılmaz Akay, 'Sürekli yeme isteğinden gerekiyorsa psikolog veya diyetisyene başvurularak aşılabilir' dedi.</p><p>Samsun Büyük Anadolu Meydan Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Elanur Yılmaz Akay, sürekli yeme isteği ile ilgili önemli bilgiler verdi. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Yılmaz Akay, 'Sürekli yeme isteğinin başlıca nedenlerinden biri psikolojik olabilmektedir. Kişilerin beslenmesi ile psikolojisi birbirine bağlıdır. Genelde psikolojik olarak zorlandığımız dönemlerde kendimizi yiyerek tatmin etmeye çalışırız. Bir şeylere üzüldüğünde, kızdığında, sinirlendiğinde veya heyecanlandığında bazı insanlar yemek yiyerek avutulmaya çalışmaktadır. Böyle yaparak besinlerin ruhsal boşluğu doldurduğu düşünülmektedir' diye konuştu.</p><p>Dyt. Akay şöyle devam etti:</p><p>'Özellikle kilosu bir tık daha yüksek olan kişilerde yediği için pişman olduğunda dolayı daha çok psikolojik bozukluğu tetiklemektedir. Bu durumda Psikolojinin düzeltilmesi anlamında, gerekiyorsa psikolog veya psikiyatri ile beraber ilerlemelidir. Eğer kişi kendini düzeltebilecek evrede ise bu yeme isteğini, farklı aktivitelerle doldurulması gerekmektedir. Bir konuya kızdığında veya sinirlendiğinde sevilen bir aktiviteye yönelinmelidir. Bu aktiviteler spor, müzik, ev işi yapmak, el işi yapmak olabilir.</p><p>Kişinin kafasındaki gergin durumu dağıtacak ve o anki stresten uzak tutacak aktivitelerden destek alınması gerekmektedir.'</p><p>Mutsuz hissediyorlar</p><p>Dyt. Elanur Yılmaz Akay açıklamasını, 'Genelde kilosu yüksek kişilerde bu psikolojik boşluklar kilolu olduğu için ve kendini mutsuz hissettiği için karşımıza çıkmaktadır. Bu kısır döngüden kurtulmanın tek yolu karar vermek ve başarmaktır. Başarıldığı noktada hem kişinin kendisine güveni artıyor hem de daha odaklanmış ve daha verimli programlar gerçekleştirebiliyor' diyerek tamamladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/surekli-yeme-istegine-cozum_1663226527_FobLpP.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sürekli yeme isteğine çözüm ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/surekli-yeme-istegine-cozum_1663226527_FobLpP.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda erken tanı, şaşılık tedavisinde başarıyı artırıyor]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/cocuklarda-erken-tani-sasilik-tedavisinde-basariyi-artiriyor/53526/</link>
            <description><![CDATA[Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysel Pelit, şaşılıkta erken tanının tedavide başarı oranını artırdığını bildirdi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/cocuklarda-erken-tani-sasilik-tedavisinde-basariyi-artiriyor/53526/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Sep 2022 10:19:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysel Pelit, şaşılıkta erken tanının tedavide başarı oranını artırdığını bildirdi.</p><p>Prof. Dr. Aysel Pelit, yaptığı açıklamada, halk arasında göz kayması olarak da bilinen şaşılıkta herhangi bir bakış yönünde iki gözün görme eksenlerinin birbirlerine paralel olmadığını belirterek, 'Bir göz karşıya bakarken; diğer göz içe, dışa, yukarı ya da aşağı kayar. Erkek ve kız çocuklarında eşit oranlarda, toplum genelinde yüzde 2-4 sıklıkta rastlanmaktadır. Şaşılığı olan hastaların yaklaşık yarısında görme tembelliği de (görmede azalma) vardır' dedi.</p><p>Şaşılıkta erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Pelit, 'Göz hareketlerini, gözün dışına yapışan 6 adet kas sağlamaktadır. Bu kaslar gözleri uyum içinde hareket ettirerek devamlı birlikte odaklanmayı sağlarlar. Bu kasların bir veya birkaçının görevini iyi yapamaması durumunda şaşılık meydana gelmektedir' diye konuştu.</p><p>Bebeklik döneminin ilk 2-3 aylarında ara sıra olan göz kaymalarının normal olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Pelit, 'Çünkü bu dönemde bebekler gözlerini paralel tutan her iki gözüyle algılama yeteneğini geliştirmemişlerdir. İlk 2-3 aydan sonra olan kaymalar, mutlaka göz hekimince değerlendirilmeli. Gözde belirli bir yöne kayma olması şaşılığın en önemli belirtisidir. Baş ya da yüzün bir yöne eğilmesi, güneşe çıkıldığı zaman çocuğun bir gözünü kısarak bakması diğer belirtilerdendir. Şaşılığı olan kişilerde bulanık görme, gözlerde yorgunluk hissi, baş ağrısı gibi farklı problemler de görülebilir. Doğuştan katarakt veya göz içi tümörlerinde kayma ile birlikte göz bebeğinde beyazlık da görülebilir' ifadelerini kullandı.</p><p>Çift görmeye neden olabilir</p><p>İleri yaşlarda birdenbire ortaya çıkan şaşılıklarda, hastalarda çift görme şikayeti olduğunu ifade eden Prof. Dr. Pelit, şöyle devam etti:</p><p>'Şaşılığın oluşmasında tek bir neden yoktur, pek çok faktör etkilidir. Hamileliğin nasıl geçtiği, doğumun problemli olup olmadığı, çocuğun gelişimi, geçirdiği hastalıklar şaşılık için risk faktörü oluşturabilir. Şaşılıkta genetik yatkınlık söz konusudur. Ailede gözünde kayma olan bireyler var ise ortaya çıkma şansı daha fazladır. Çocukluk döneminde yani 2 yaşından sonra görülen şaşılıklarda, genellikle yüksek hipermetropi gibi görme keskinliğini bozan kırma kusuru vardır. Genetik yatkınlığı olan bir çocukta gözdeki kayma ateşli bir hastalık veya bir travma (düşme, ameliyatlar, kazalar) sonrası başlayabilir. Görme azlığına neden olan katarakt, kornea opasiteleri ve retinal hastalıkların ilk belirtileri de şaşılık olabilmektedir. Göz kaslarımızın hareketini yöneten merkez beyindedir. Bu nedenle sinirlerde oluşan felçler de gözde şaşılığa neden olur. Doğumsal beyin hasarı, santral sinir sistemi hastalıkları, ileri yaşta hipertansiyon ve şeker hastalığı gibi bazı durumlarda göze gelen sinirlerde felçler ve buna bağlı şaşılık oluşabilir.'</p><p>Her yaştaki çocuğa muayene yapılabilir</p><p>Halk arasında çok küçük yaştaki çocuklarda şaşılık muayenesi yapılamadığına dair yanlış bir kanı mevcut olduğunu, her yaştaki çocuğa şaşılık muayenesinin yapılabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Pelit, 'Öncelikle detaylı göz muayenesi yapılmalıdır. Örneğin gözde tümör (retinoblastom) olan hastaların yaklaşık yüzde 20&#39;sinde ilk bulgu gözde şaşılıktır. Şaşılık, göz veya sistemik hastalıklar sonucunda da gelişebileceğinden, detaylı göz muayenesi yanında sistemik muayene de gereklidir.</p><p>Bebeklik ve çocukluk döneminde olan kaymaların bir kısmı yalancı kaymalardır. Yalancı kayma, gözlerin birbiri ile çok yakın veya uzak yerleşimli olması, tek taraflı üst kapak düşüklüğü ve burun kökünün genişliği ile ortaya çıkan yanıltıcı bir görünümdür. Yalancı ve gerçek şaşılık arasındaki fark ancak göz doktoru tarafından teşhis edilebilmektedir' diye konuştu.</p><p>Erken tanı ve tedavi önem taşıyor</p><p>Prof. Dr. Pelit, iki gözün bir arada normal göz hareketleri ile çalışmasının sağlanması ve göz tembelliği gelişmesinin önüne geçilebilmesi için şaşılığın erken dönemde tanı ve tedavisinin yapılması gerekliliğinin altını çizdi.</p><p>Şaşılığın birçok sebebi olduğu için tedavisinde kişiden kişiye farklılıklar gösterdiğini belirten Prof. Dr. Pelit, 'Bir kısım şaşılıkta gözlükle tedavi oldukça başarılıdır. Çocuk gözlüğünü taktığında şaşılığı düzelir. Yaş ilerledikçe kaymayı kontrol edebilme özelliği kazanabilir ve gözlüğü çıkardığında da artık gözü kaymaz. Bazen gözlük tedavisinin yanı sıra hasta egzersiz programlarına alınabilir. Kayan gözde tembellik var ise kapama tedavisi yapılmalıdır' dedi.</p><p>'Şaşılık ameliyatı için bir yaş sınırı bulunmamaktadır'</p><p>Gözlükle ve diğer tedavi yöntemleriyle düzelmeyen şaşılıklarda tedavinin ameliyat olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Pelit, şunları kaydetti:</p><p>'Ameliyatların temel prensibi göz küresine yapışık olan kasların kuvvetinin azaltılması ya da artırılması veya yerlerinin değiştirilmesi esasına dayanır. Erişkin yaşlarda şaşılığı olan kişilerde uyguladığımız şaşılık ameliyatı ile başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz. Şaşılık ameliyatı için bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Ameliyat ile kayma düzelse bile ileriki dönemde tekrar kayma gelişme riski vardır. Bu nedenle ameliyat sonrasında kontrol muayenelerine devam etmek gereklidir. Bazı şaşılıkların tedavisinde botulinum toksini (botoks) uygulanabilir.</p><p>Felce bağlı oluşan şaşılıklarda, ameliyat olmuş tam düzelme sağlanamamış hastalarda, bebeklik döneminde başlayan şaşılıkların tedavisinde botoks tedavisi etkilidir ve tedavi edici olarak kullanılabilir. Felçlere bağlı olarak ani oluşan kaymalarda genellikle çift görme de vardır ve hasta için oldukça zor bir durumdur. Bu tarz şaşılıklarda genel eğilim 6 ila 8 ay beklemektir. Bu dönem hastalar için çok sıkıntılıdır. Bekleme döneminde çift görmenin azalması amacıyla botoks tedavisi yapılabilir ve böylece hastanın tek görmesi sağlanabilir ve kayması düzelebilir. Şaşılığın ortaya çıkmasından hemen sonra tedaviye başlanması ile tam düzelme mümkündür. Şaşılıkta erken tanı ve tedavi ile göz tembelliği önlenebilir, üç boyutlu görme sağlanabilir. Bu nedenle şaşılık şüphesi olan her çocuğun belirli bir yaşa gelmesi beklenmeden göz hekimine götürülmesi gerekir.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-erken-tani-sasilik-_1663226524_9w4FoR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda erken tanı, şaşılık tedavisinde başarıyı artırıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-erken-tani-sasilik-_1663226524_9w4FoR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İç içe yaşıyoruz, radyasyondan kaçış yok]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/ic-ice-yasiyoruz-radyasyondan-kacis-yok/53495/</link>
            <description><![CDATA[Prof. Dr. Serkan Akkoyun, içtiğimiz sulardan yaşadığımız evlere kadar hayatımızın her anında radyasyonla iç içe olduğumuzu söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/ic-ice-yasiyoruz-radyasyondan-kacis-yok/53495/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Sep 2022 09:29:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Prof. Dr. Serkan Akkoyun, içtiğimiz sulardan yaşadığımız evlere kadar hayatımızın her anında radyasyonla iç içe olduğumuzu söyledi.</p><p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü Nükleer Fizik Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serkan Akkoyun, dünyanın neresinde olursa olsun toprakta radyasyonla karşılaşılacağını belirterek, radyasyonun toprakla birlikte içme suyuna da karıştığını söyledi. Prof. Dr. Akkoyun, topraktan binaların içine ki özellikle zemin ve duvar çatlaklarından radyasyon sızdığını, ayrıca binalardaki yapı malzemelerinde de radyasyon bulunduğunu ifade ederek, 'Biz evlerimizin  duvarlarını sıvayla, boyayla veya başka malzemelerle kapatıyoruz. Bunun sayesinde binaların ve yaşam alanlarımızın içine giren radyasyonu bir nebze de olsa engellemiş oluyoruz. Fakat evimizin, işyerlerimizin duvarlarında çatlak olduğu zaman odanın içerisine daha kolay yayılabiliyor. Kaçmamızın yolu yok, dediğim gibi çatlakları onararak bu etkiyi azaltabiliriz. Ayrıca her gün evlerimizi havalandırmamız gerekiyor, çünkü duvarlardan evin içerisine radyasyon yayılıyor. Sabahları ve gün içerisinde belirli periyotlarla evlerimizi havalandırırsak bu radyasyonu bir nebze bertaraf etmiş oluruz. Son yüzyıldır teknolojinin gelişmesiyle gerek sağlık alanında gerek endüstride radyasyonun kullanımının artmasıyla, doğada var olan doğal radyasyonun yanında yapay radyasyona da maruz kalıyoruz. Çağımızda gerek doğal gerekse yapay radyasyondan kaçış yolumuz yok' dedi.</p><p>'Belirli dozda radyasyonun yararı var'</p><p>Radyasyonun kontrollü ve belli oranlarda kullanımının yarar sağlayabileceğinin altını çizen Akkoyun, 'Radyasyondan çoğu alanda yararlanıyoruz. Mesela belirli düşük dozlarda radyasyon kullanımı ile gıda ürünlerinin raf ömrü uzatılabiliyor. Bu işlem uygulanmazsa ürünlerin üzerinde bulunan mikroorganizmaları yok etmemiş oluruz ve bu durum da ürünlerin daha hızlı bozulmasına yol açar. Tarımda da radyasyon kullanımı yaygınlaştı, bir avuç tohum çok düşük ve kabul edilebilir dozlarda radyasyona maruz bırakılıyor ve daha yüksek verim elde edilebiliyor. Tohuma zarar verecek organizmaları veya haşereleri yok etmiş oluyorsunuz ve böylelikle tohumun verimi artmış oluyor. Yüzyıllardır doğal radyasyondan kaçamıyoruz ve insanlık uzun yıllardır var oluşuna devam ediyor. Dolasıyla belirli bir dozda radyasyonun zararsız olduğu çıkarımını da yapıyoruz' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/ic-ice-yasiyoruz-radyasyondan-_1663223642_dbZRla.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İç içe yaşıyoruz, radyasyondan kaçış yok ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/ic-ice-yasiyoruz-radyasyondan-_1663223642_dbZRla.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dünya Lenfoma Farkındalık Günü]]></title>
            <link>https://www.akajans.net/dunya-lenfoma-farkindalik-gunu/53479/</link>
            <description><![CDATA[Lenf Kanseri'nin (Lenfoma) en önemli belirtisinin deri altında oluşan genellikle ağrısız nodüller olduğu belirtildi.]]></description>
            <guid>https://www.akajans.net/dunya-lenfoma-farkindalik-gunu/53479/</guid>
            <category domain="https://www.akajans.net/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Sep 2022 08:49:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Lenf Kanseri&#39;nin (Lenfoma) en önemli belirtisinin deri altında oluşan genellikle ağrısız nodüller olduğu belirtildi.</p><p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Hematoloji Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Yılmaz, 15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Lenfoma&#39;nın vücudumuzda bulunan lenf bezlerinin kötü huylu bir hastalığı olduğunu belirten Yılmaz, dünya üzerinde her gün bin kişiye lenfoma teşhisi konulduğuna dikkat çekti. Dünyada yaklaşık bir milyondan fazla kişinin lenfoma ile hayatına devam ettiğini kaydeden Prof. Dr. Mustafa Yılmaz '60&#39;tan fazla lenfoma alt türü bulunmakta ve bunlardan her birinin klinik özellikleri ve tedavisi, kendi içinde farklılıklar arz etmektedir. Lenf kanseri, vücudun virüs ve bakterilere karşı savunma hücreleri olan lenfositlerin, kontrolsüz bir şekilde büyümesi ile oluşan kanser türüdür. Vücudun önemli savunma mekanizmalarından olan lenf bezleri, herhangi bir enfeksiyon sırasında büyüyüp hastalık sona erdiğinde normale dönerler. Fakat lenfoma hastalığında, lenf bezi hücreleri kontrolsüz çoğalarak ve geri dönüşümsüz büyüyerek vücudun çeşitli bölgelerinde şişlikler meydana getirir. Bu hastalık aynı zamanda lenf bezleri dışında, lenfositleri yapısında barındıran; dalak, karaciğer, kemik iliği ve beyin gibi diğer organlarımızda da ortaya çıkabilir' dedi.</p><p>'Kesin nedeni bilinmiyor'</p><p>Lenfoma hastalığının kesin nedeninin tam olarak bilinmediğini kaydeden Yılmaz 'Genetik özellikler, hava kirliği gibi çevresel faktörler, özellikle radyoaktivite, böcek ilacı kullanımı gibi kanserojen içeren ortamlarda icra edilen meslekler, bazı enfeksiyonlar, sigara, alkol gibi alışkanlıkların lenf kanserinin ortaya çıkmasında rol oynadığı düşünülmektedir. Lenfomanın en önemli belirtisi deri altında oluşan genellikle ağrısız nodüllerdir. Bunlar özellikle boyun, koltuk altı, göğsün üst kısmı, mide, karın ve kasık bölgesinde sıklıkla göze çarpmaktadır. Lenfoma kanseri belirtileri, erken evrede genellikle görülmeyebilir. Hastalığın ilerlemesi ile diğer birçok hastalıkla benzeyen bazı belirtiler meydana gelebilir. Bunlar; yüksek ateş, gece terlemesi, yorgunluk, halsizlik, bademcik şişmesi, nefes darlığı, öksürük, kaşıntı, dalak büyümesi, döküntü, alkol alındıktan sonra ağrı oluşması, nedeni bilinmeyen kilo ve iştah kaybı, karın ağrısı olabilmektedir. Lenfoma kanserinin teşhisinde kan testleri, akciğer filmi, ultrason, tomografi, MR, PETCT gibi görüntüleme yöntemleri ve kesin tanı için biyopsi alma yöntemi kullanılmaktadır' diye konuştu.</p><p>Hastalığın tedavisinde akıllı ilaçların son dönemde kullanımının arttığını ifade eden Yılmaz 'Lenf kanseri tedavisini; lenfomanın tipini, büyüme hızını, hastalığın evresini, yayılma hızını, hastanın yaşını ve diğer hastalıklarını baz alarak planlıyoruz. Tedavide; kemoterapi, radyoterapi, kemik iliği nakli,  tümör hücrelerine karşı özellikle son dönemde kullanımı artan hedefe yönelik akıllı ilaçlar (immünoterapi) tercih edilmektedir' şeklinde konuştu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.akajans.net/c/90/1280x720/s/dosya/haber/dunya-lenfoma-farkindalik-gunu_1663221122_AdIj8t.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dünya Lenfoma Farkındalık Günü ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.akajans.net/c/90/370x208/s/dosya/haber/dunya-lenfoma-farkindalik-gunu_1663221122_AdIj8t.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Akajans ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Akajans</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>